Deprecated: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in /home/rimtur/domains/kuranikerimturkce.tk/public_html/Sources/Load.php(225) : runtime-created function on line 3
hizip, bakara, aliimran, maide, nisa, araf, tevbe, cüz,
Sayfa: [1]
  Yazdır  
.



101. "...innema yahşAllâhe min 'ıbadiHİl 'ulema'*..." (35.Fâtır:28)

"...Allâh'tan, kullarından ancak âlimler ("Allâh" ismiyle işaret olunanı fark edenler, Azametini bilenler) haşyet duyar!.."

102. "...ve hafuni in küntüm mu'miniyn" (3.Âl-u İmran:175)

"...benden korkun, eğer iman ehliyseniz."
103. "Ya eyyühelleziyne amenû Aminu Billâhi..." (4.Nisâ:136)

"Ey iman edenler, "B" harfinin işaret ettiği anlam ile iman edin Allâh'a..."

104. "Ve minenNâsi men yekulü amennâ Billâhî ve Bil yevmil âhıri ve mâ hum Bimu'miniyn" (2.Bakara:Karizmatik

"İnsanlardan bir kısmı "B" işareti kapsamınca (varlıklarını Allâh Esmâ'sının oluşturduğu inancıyla) Allâh'a ve âhiret süreçlerine (sonsuzluk içinde, kendilerinden açığa çıkanın sonuçlarını yaşayarak yer alacaklarına) iman ettiklerini söylerler; ne var ki imanları gerçekte bu kapsamda değildir!"

105. "...fe aminu Billâhi ve Rasûlihin Nebiyyil Ümmiyyilleziy yu'minu Billâhi ve kelimatiHİ..." (7.A'raf:158)

"...Bu yüzden iman edin, Esmâ'sıyla nefsinizin dahi hakikati olan Allâh'a ve Ümmî Nebi olan O Rasûl'e ki O, Esmâ'sıyla nefsinin dahi hakikati olan Allâh'a ve O'nun bildirdiklerine iman eder..."

106. "Feemmelleziyne amenû Billâhi va'tesamu Bihi feseyüdhıluhüm fiy rahmetin minHU ve fadlin ve yehdıyhim ileyHİ sıratan müstekıyma" (4.Nisâ':175)

"Esmâ'sıyla her şeyin aslı olan Allâh'a iman edip, O'na hakikatleri olarak sımsıkı tutunanlara gelince, onları HÛ'dan bir rahmetin ve fazlın içine sokacak ve onları kendisine varan sırat-ı müstakime hidâyetleyecektir."

107. "Ve izâ kıyle lehümüttebi'û mâ enzellAllâhu kalû bel nettebi'u mâ elfeyna aleyhi abâena* evelev kâne abâühüm lâ ya'kılune şey'en ve lâ yehtedûn" (2.Bakara:170)

"Onlara: "Allâh'ın inzâl ettiğine (varlığın ve varlığınızın Allâh Esmâ'sı olduğuna ve Sünnetullâh bilgisine) iman edin" denildiğinde onlar: "Hayır, babalarımız neye tâbi ise biz de onların tâbi olduklarına (dışsal tanrısallığa) uyarız" derler... Ya babaları gerçeğe akıl erdiremeyen hakikati bulamamış kişidiyseler?"

108. "...ennen Nase kânu Bi âyâtiNA lâ yukınun" (27.Neml:82)

"...insanların varlıklarındaki işaretlerimize (hakikatlerine) ikân sahibi olmadıklarını söyler!"

109. "...ve leinitteba'te ehvâehüm min ba'di mâ câeke minel 'ılmi, inneke izen le minezzalimiyn" (2.Bakara:145)

"...Yemin olsun ki, İlimden sana gelenden sonra onların hevâlarına (şartlanmalarına göre oluşan fikirler/istekler) tâbi olursan, kesinlikle zâlimlerden olursun!"

110. "Feekım vecheke liddiyni haniyfa* fıtratAllâhilletiy fetaren Nase aleyha* lâ tebdiyle li halkıllâh* zâliked diynül kayyimü, ve lâkinne ekseranNasi lâ ya'lemun" (30.Rûm:30)

"Vechini (şuurunu) Hanîf olarak (tanrıya tapınmaksızın, Allâh'a şirk koşmaksızın) o Tek Din'e yönelt! O Allâh Fıtratı'na (beynin ana çalışma sistem ve mekanizması) ki, insanları onun üzerine (o ana sistem ve mekanizmayla) yaratmıştır! Allâh yaratışında değişme olmaz! İşte bu, Din-i Kayyim'dir (sonsuz geçerli Sistem, Sünnetullâh'tır)... Ne var ki insanların çoğunluğu (bu gerçeği) bilmezler."

111. "İnniy veccehtü vechiye lilleziy fetaresSemâvati vel Arda Haniyfen ve ma ene minel müşrikiyn" (6.En'am:79)

"Muhakkak ki ben vechimi (bilincimi) hanîf (tanrı objesiz) olarak, semâlar ve arzın Fâtır'ına (her şeyi yaratış amacına göre programlayarak Yaratan'a) yönelttim... Ben müşriklerden değilim!"

112. "Eraeyte menittehaze ilâhehu hevahu..." (25.Furkan:43)

"Hevâsını (içgüdüsel dürtülerini - bedenselliğini - kuruntuladığını) Tanrı edineni gördün mü?.."

113. "İnnAllâhe lâ yağfiru en yüşreke BiHİ ve yağfiru ma dune zâlike limen yeşa'*..." (4.Nisâ':48)

"Muhakkak ki Allâh kendisine (âfakî - açık veya enfüsî - gizli) şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dûnundakileri (bundan daha küçük suçları) dilediklerine bağışlar..."

114. "...lein eşrekte leyahbetanne amelüke..." (39.Zümer:65)

"...Kesinlikle, eğer şirk koşarsan, mutlaka yaptıkların boşa gidecek..."

115. "Senulkıy fiy kulubil'leziyne keferürru'be Bima eşrekû Billâhi ma lem yünezzil Bihi sultanen ve me'vahümün nar*..." (3.Âl-u İmran:151)

"Kendilerine tanrı oldukları yolunda hiçbir delil inzâl edilmemiş olanları, hakikatlerindeki Allâh Esmâ'sına şirk koştukları için, kâfirlerin kalplerinde korku oluşturacağız, yaşam ortamları da ateştir..."

116. "...inneş şirke le zulmün aziym." (31.Lukmân:13)

"...Kesinlikle şirk çok büyük bir zulümdür!"
117. "...İnnemel müşrikûne necesün..." (9.Tevbe:28)

"...Kesinlikle müşrikler necistir (pisliktir)!.."

118. "Lâ yemessuHU illel mutahherun." (56.Vâkı'a:79)

"Ona (Bilgiye), (şirk pisliğinden - hayvaniyetinden) arınıp, tâhir olanlardan başkası dokunamaz!"

119. "Ve lâ ted'u meAllâhi ilâhen âhar* lâ ilâhe illâ HU* küllü şey'in halikün illâ vecheHU..." (28.Kasas:88)

"Allâh yanı sıra tanrıya (dışsal güce) yönelme! Tanrı yoktur, sadece "HÛ"; Her şey (şey'iyeti itibarıyla) yoktur sadece O'nun vechi (mevcuttur)!.."

120. "Lâ tec'al meAllâhi ilâhen ahare fetak'ude mezmumen mahzûla" (17.İsra':22)

"Allâh yanı sıra (kafanda) başka bir tanrı oluşturma! Yoksa (şirk anlayışının sonucu) aşağılanmış ve kendi başına terk edilmiş olarak oturup kalırsın!"

121. "ŞehidAllâhu enneHÛ lâ ilâhe illâ HUve, vel Melâiketü ve ulül 'ılmi kaimen Bil kıst*..." (3.Âl-u İmran:18)

"Allâh şehâdet eder, kendisidir "HÛ"; tanrı yoktur; sadece "HÛ"! Esmâ'sının kuvveleri olanlar (melâike) ve Ulül İlm de (ilim açığa çıkardığı mahaller) bu hakikatin Hak oluşuna şehâdet eder, Adl'i kaîm kılarlar..."

122. "Lev kâne fiyhima alihetün ilAllâhu lefesedeta* fesubhanAllâhi Rabbil Arşi amma yesıfun" (21.Enbiyâ':22)

"Eğer o ikisinde (semâlar ve arz) Allâh'tan başka tanrılar olsaydı, elbette o ikisi de düzenini yitirirdi! Arş'ın Rabbi Allâh, onların vasıflamalarından münezzehtir."

123. "Tebarekelleziy ceale fiys Semai burucen..." (25.Furkan:61)

"Ne Yücedir O ki, gökte BURÇLAR meydana getirdi..."

124. "İnna zeyyennes Semâed dünya Bi ziynetinil kevakib; Ve hıfzan min külli şeytanin marid" (37.Sâffât:6-7)

"Muhakkak ki biz, o Dünya semâsını gezegenler ile zinetlendirdik. (Dünya semâsını) kurallara itaatten çıkan her şeytandan koruduk."

125. "...venNücumu müsahharatün Bi emriHİ... " (16.Nahl:12)

"...Yıldızlar da (yaydıkları dalgalarla) O'nun hükmünü yansıtarak hizmet verenlerdir..."

126. "Yüdebbirul'emre mines Semai ilel'Ardı..." (32.Secde:5)

"Emri (hükmü) semâdan (dışsal olarak; burçlar diye tanımlanan Esmâ özelliklerinin açığa çıkmasıyla oluşan yapılardan yayılan kozmik elektromanyetik dalgalarla ağırlıklı olarak karındaki ikinci beyni ve dolayısıyla bilinci etkileyerek; ya da, içsel olarak, holografik gerçeklik gereği beyindeki datadan açığa çıkan Esmâ mertebesinden. A.Hulûsi) arzı (yeryüzü veya beyni) tedbir eder..."

127. "Allâhulleziy haleka seb'a Semavatin ve minel'Ardı mislehünn* yetenezzelül'emru beynehünne..." (65.Talâk:12)

"O Allâh ki, yedi semâ yarattı ve arzdan da onların bir mislini! Emir (hüküm - iş) onların ARALARINDAN sürekli - kesintisiz inzâl olur (Allâh'ın Esmâ'sındaki özelliklerin açığa çıkışı olan Astrolojik {melekî} tesirlerin varlık üzerindeki etkileri)!"

128. "Ve ennehu HUve Rabbuş şı'ra" (53.Necm:49)

"Muhakkak ki "HÛ"dur, Rabbüş Şi'ra (Sirius yıldızının Rabbi)!"

129. "...ve BinNecmi hüm yehtedun" (16.Nahl:16)

Necm (yıldız - hakikat ehli {ashabım gökteki yıldıza benzer; hangisine uyarsanız hakikate erdirir... hadisi}) olarak hakikate erdirir!"

130. "Hel eta alel'İnsani hıynün mined Dehri lem yekün şey'en mezkûra" (76.İnsan:1)

"Dehr'de insanın anılmadığı bir süreç yok muydu?"

131. "Ve iz ehaze Rabbüke min beniy Ademe min zuhurihim zürriyyetehüm ve eşhedehüm alâ enfüsihim* elestü BiRabbiküm* kalu bela şehidna* en tekulu yevmel kıyameti inna künna an hazâ ğafiliyn;" (7.A'raf:172)

"Hani Rabbin Âdemoğullarından, onların bellerinden (menilerinden, genlerinden) kendi zürriyetlerini alıp; onları kendi nefslerine şahitlendirerek sordu: "Elestu BiRabbiküm = Rabbiniz değil miyim?", (onlar da) "KALU = dediler, BELA = evet, Şehidna = bilfiil şahidiz"... Kıyamet sürecinde, "Biz bundan kozalıydık (gafildik)" demeyesiniz! (İslam fıtratı üzerine yaratılır tüm insanlar konusunu anlatmakta... A.H.)"
132. "Ve yes'eluneke anirRuh* kul irRuhu min emri Rabbiy ve ma utıytüm minel ılmi illâ kaliyla" (17.İsra':85)

"(Yahudiler) sana Ruh'tan soruyorlar... De ki: 'Ruh, Rabbimin hükmündendir. İlimden size pek az verilmiştir (bu soruyu soran Yahudilere cevaptır bu)!'"

133. "Feizâ sevveytühu ve nefahtü fiyhi min ruhıy..." (38.Sâd:72)

"Onu tesviye edip (beynini oluşturup), o yapının içinden Ruhum'dan (Esmâ mânâlarımdan) nefhettiğimde (açığa çıkardığımda {nefh yani üflemek, içten dışa şeklinde olur daima. A.H.})..."

134. "...inniy ca'ilün fiyl'Ardı hâliyfeh*..." (2.Bakara:30)

"...Ben arzda (bedende) bir halife (Esmâ mertebesinin farkındalığıyla yaşayan şuur sahibi) meydana getireceğim..."

135. "Ve alleme AdemelEsmâe küllehâ..." (2.Bakara:31)

"Sonra Âdem'e (Esmâ'nın programlanışı, Esmâ bileşiminin açığa çıkışıyla yoktan var edilene) bütün Esmâ'yı (Esmâ ül Hüsnâ'sının anlamlarını açığa çıkarmayı ve kavramayı) talim etti (programladı)."

136. "Lekad halaknel'İnsane fiy ahseni takviym; Sümme radednahu esfele safiliyn" (95.Tiyn:4-5)

"Gerçekten biz "İnsan"ı en güzel bir sûrette yarattık. Sonra da onu esfeli sâfîliyn'e (dünyaya/dünyasına) reddettik!"

137. "Elleziy halekake fesevvake fe'adelek; Fiy eyyi suretin ma şâe rekkebek" (82.İnfitâr:7-8)

"O ki seni yarattı (izhar etti), seni tesviye etti (beynini, bilincini ve ruhunu oluşturacak şekilde meydana getirdi), seni tam dengeli yaptı! Hangi sûrette olmanı diledi ise öylece terkibini - bileşimini oluşturdu!"

138. "Ve nefsin ve ma sevvaha;Feelhemeha fucureha ve takvâha" (91.Şems:7-8)

"Nefse (bilince) ve onu düzenleyene; Sonra da ona (bilince) hem fücurunu (Hak'tan ve Sistemden sapmayı) ve hem de takvasını (korunmasını) ilham edene ki..."

139. "Va'bud Rabbeke hatta ye'tiyekel yekıyn" (15.Hicr:99)

"Sana yakîn gelene (benliğinin yokluğunu fark edene kadar -ölüm hakikatin fark edilmesi hâlidir- Vâhid'ül Kahhâr'ın yaşanmasına) kadar, Rabbine ibadet et (yakîn sonrasında ise bunun doğal sonucu Rabbinin kulluğu devam eder zaten)!"

140. "Ve en leyse lil İnsani illâ ma se'a" (53.Necm:39)

"İnsan için yalnızca çalışmalarının (kendisinden açığa çıkanların) sonucu oluşacaktır!"

141. "Ve ma tüczevne illâ ma küntüm ta'melun" (37.Sâffât:39)

"Yaptıklarınızın sonucundan başka bir şey yaşamazsınız!"

142. "...ve lâ tüczevne illâ ma küntüm ta'melun" (36.Yâsiyn:54)

"...Yaptıklarınızdan başkası ile cezalandırılmazsınız (yaptıklarınızın sonuçlarını yaşarsınız)!"

143. "...ve ma kânAllâhu liyazlimehüm ve lâkin kânu enfüsehüm yazlimun" (29.Ankebût:40)

"Allâh onlara zulmetmiyordu; fakat onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı."

144. "Ve liküllin derecâtun mimma 'amilu* ve liyüveffiyehüm a'malehüm ve hüm lâ yuzlemun" (46.Ahkaf:19)

"Her birinin, yaptığı amellerinden (oluşan) dereceleri vardır. Tâ ki onlar, haksızlığa uğratılmaksızın amellerinin karşılığını tam görsünler."

145. "İnneküm lezâikul azâbil eliym; Ve ma tüczevne illâ ma küntüm ta'melun" (37.Sâffât:38-39)

"Muhakkak ki siz o feci azabı tadıcılarsınız! Yaptıklarınızın sonucundan başka bir şey yaşamazsınız!"

146. "Zâlike Bima kaddemet yedake ve ennAllâhe leyse Bi zallamin lil 'abiyd" (22.Hac:10)

"Bu, senin ellerinle takdim ettiğinin sonucudur! Muhakkak ki Allâh kullara zulmedici değildir."

147. "Ve ma hazihil hayatüd dünya illâ lehvün ve le'ıb*..." (29.Ankebût:64)

"Şu dünya hayatı (en sefil yaşam - esfeli sâfîliyn) bir eğlence (kendini avutarak keyifle oyalanma) ve bir oyundan (kurallarına göre oynanan senaryo) başka bir şey değildir!..."

148. "I'lemu ennemelhayatüddünya le'ıbun ve lehvun ve ziynetün ve tefahurun beyneküm ve tekasürun fiyl'emvali vel'evlad*... ve melhayatüddünya illâ meta'ulğurur." (57.Hadiyd:20)

"İyi bilin ki dünya hayatı sadece bir oyundur, bir eğlencedir, bir süstür; aranızda bir büyüklenme ve mallarda ve evlatta çoğalma yarışıdır! ... Dünya hayatı nesneleri, kendini aldatmaktan başka bir şey değildir."
149. "Ve leneblüvenneküm Bişey'in minelhavfi velcû'ı ve naksın minel emvâli vel enfüsi vessemerat* ve beşşirisSabiriyn" (2.Bakara:155)

"Sizi, korkacağınız bir şeyle, açlıkla, malınızı, canlarınızı (canınız gibi sevdiklerinizi), çalışmalarınızın mahsulü olan şeyleri eksiltmekle sınarız. Bu olaylara karşı sabredenleri (tepki koymayıp olayın nasıl sonuçlanacağını bekleyenleri) müjdele!"

150. "Len tenalül birra hatta tünfiku mimma tuhıbbun*..." (3.Âl-u İmran:92)

"Sevdiğiniz şeyleri başkalarına karşılıksız olarak bağışlamadıkça "Birr"e (hayra) eremezsiniz..."

151. "...in yettebiune illazzane ve ma tehvel enfüs* ve lekad caehüm min Rabbihimül hüda" (53.Necm:23)

"...Onlar, ancak zanna ve nefslerin hoşlandığı kuruntulara uyarlar... Andolsun ki kendilerine Rablerinden hakikat ilmi gelmiştir!"

152. "Ve ma lehüm Bihi min 'ılm* in yettebiune illezzann* ve innezzanne lâ yuğniy minel Hakkı şey'a" (53.Necm:28)

"Oysa bu hususta onların bir ilmi (delilleri) yoktur... Onlar ancak zanna uyuyorlar! Muhakkak ki zan, gerçeği yansıtmaz!"

153. "Ve zâliküm zannükümülleziy zanentüm Bi Rabbiküm erdaküm feasbahtüm minel hasiriyn" (41.Fussilet:23)

"İşte Rabbiniz hakkında beslediğiniz bu yanlış zan sizi uçuruma mahvetti de hüsrana uğrayanlardan oldunuz."

154. "Ya eyyühelleziyne amenüctenibu kesiyran minezzann* inne ba'dazzanni ismün ve lâ tecessesu ve lâ yağteb ba'duküm ba'da* eyuhıbbu ehadüküm en ye'küle lahme ehıyhi meyten fekerihtümuh*..." (49.Hucurat:12)

"Ey iman edenler! Zannın çoğundan (doğruluğundan emin olmadığınız konuda fikir yürütmekten) kaçının! Muhakkak ki bazı zanlar suçtur (şirk veya şirke yola açar)! Tecessüs etmeyin (merakla başkalarının özel yaşantısını araştırmayın)! Kiminiz de kiminizin gıybetini yapmasın! Biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? Bundan tiksindiniz!.."

155. "Ve li külli ümmetin ecel* feizâ cae ecelühüm lâ yeste'hırune saaten ve lâ yestakdimun" (7.A'raf:34)

"Her topluluğun takdir edilmiş bir ömrü vardır... Onların ömrünün sonu geldiğinde, ne bir an ertelenebilir, ne de öne alabilirler."

156. "Küllü nefsin zâikatül mevt*..." (3.Âl-u İmran:185)

"Her bilinç, ölümü (biyolojik bedensiz yaşamayı) tadacaktır!.."

157. "Ve lâ tahsebennelleziyne kutilu fiy sebiylillâhi emvata* bel ahyaun 'ınde Rabbihim yurzekun" (3.Âl-u İmran:169)

"Allâh uğruna öldürülmüş olanları "ölü"ler sanmayın! Bilakis Rableri indînde hayattadırlar, rızıklanmaktadırlar!"

158. "Lâ yezûkune fiyhelmevte illel mevtetel ula*..." (44.Duhân:56)

"Onda, ilk ölümden başka ölüm tatmazlar (ölümsüzdürler)!.."

159. "Keennehüm yevme yeravneha lem yelbesû illâ 'aşiyyeten ev duhaha" (79.Nâzi'at:46)

"Onu gördükleri süreçte, sanki onlar (dünyada) hiç kalmamışlardır! Ancak bir Aşiyye (Güneş'in ufukta batma süresi) yahut onun battıktan sonraki kalan aydınlık süresi kadar dünyada yaşamış olduklarını sanırlar."

160. "Keyfe tekfurûne Billâhi ve küntüm emvâten feahyâküm, sümme yümiytuküm sümme yuhyiyküm sümme ileyhi turce'ûn" (2.Bakara:28)

"Nasıl da varlığınızın hakikatinin Allâh Esmâ'sı (B işareti kapsamında) olduğunu inkâr ediyorsunuz? Ölüydünüz (hakikatinizin ne olduğunu bilmeden yaşıyordunuz), O sizi diriltti (inzâl ettiği ilimle size hayat verdi); sizi yine öldürecek (kendini sırf bedenmiş gibi kabul hâlinden), yine diriltecek (kendini beden sanma hâlinden arındırarak bilinç boyutu hâliyle yaşam)... Nihayet sonunda hakikatinizi göreceksiniz!"

161. "VAllâhu enbeteküm minel'Ardı nebâta; Sümme yu'ıydüküm fiyha ve yuhricüküm ihraca; VAllâhu ce'ale lekümül'Arda bisata; Liteslukû minha sübülen ficaca" (71.Nûh:17-20)

"Allâh sizi bir nebat bitirir gibi arzdan bitirdi. Sonra sizi oraya iade edecek ve sizi bir çıkarışla çıkaracak. Allâh, arzı sizin için bir sergi kıldı. Ondan geniş yollar edinip yürüyesiniz diye."

162. "Hattâ izâ cae ehadehümül mevtü kale Rabbirci'un; Lealliy a'melü salihan fiyma terektü kella* inneha kelimetün huve kailuha* ve min veraihim berzehun ila yevmi yüb'asûn; Feizâ nüfiha fiys Suri fela ensabe beynehüm yevmeizin ve lâ yetesaelun" (23.Mu'minûn:99-101)

"Nihayet onlardan birine ölüm geldiğinde dedi ki: "Rabbim beni (dünya yaşamına) geri döndür." "Tâ ki (önemsemeyip) uygulamadığım şeylerde (iman üzere yaşamda, kuvveden fiile çıkarmadıklarımda) sonsuz geleceğime yararlı çalışmalar yapayım!"... Hayır (geri dönüş asla mümkün değil)! Öyle bir şey söyler ki geçerliliği yoktur (sistemde yeri yoktur)! Arkalarında yeniden bâ's olunacakları sürece kadar, bir berzah (boyutsal farklılık) vardır (geri dönemezler; reenkarnasyon da {ikinci defa dünya yaşamı} mümkün değildir)! Sur'a üflendiğinde (yeni bir bâ's için süreç başladığında), o gün aralarında nispetler (beşerî mensubiyetler, akrabalıklar, etiketler; dünyada birbirlerini tanımalarını sağlayan görünümleri) olmayacak! Sualleşmezler de (dünyadaki nispetlere/iletişime göre birbirlerini sormazlar da)."
163. "Yevme tübeddelül Ardu ğayrel Ardı vesSemavatu..." (14.İbrahiym:48)

"O süreçte arz (beden), başka arza (bedene) dönüştürülür, semâlar da (bilinçler de başka bir algılayışa)!.."

164. "Yetehafetune beynehüm in lebistüm illâ 'aşra" (20.Tâhâ:103)

"Kendi aralarında şöyle fısıldaşırlar: "(Dünya'da) sadece on (saat) kaldınız."

165. "Lekad kunte fiy ğafletin min hazâ fekeşefna 'anke ğıtaeke febasarukel yevme hadiyd." (50.Kaf:22)

"'Andolsun bundan gaflet içinde (kozanda yaşıyor) idin... Senden perdeni kaldırdık! Bugün artık görme kuvven pek keskindir!' (denilir)."

166. "İkra' Kitabek* kefa Bi nefsikel yevme aleyke Hasiyba" (17.İsra':14)

"OKU yaşam bilgini (kitabını)! Bilincin bu aşamada, yaptıklarının sonucunun ne olduğunu görmeye yeterlidir."

167. "Velev tera iz vukıfu alennari fekalu ya leytena nureddü ve lâ nükezzibe Bi âyâti Rabbina ve nekûne minel mu'miniyn; Bel beda lehüm ma kânu yuhfune min kablu, ve lev ruddu leadu lima nühu anhü ve innehüm lekâzibun; Ve kalu in hiye illâ hayatüned dünya ve ma nahnü Bi meb'usiyn; Velev tera iz vukıfu alâ Rabbihim* kale eleyse hâzâ BilHakk* kalu bela ve Rabbina* kale fezûkul azâbe Bi ma küntüm tekfürun" (6.En'am:27-30)

"Yanma aşamasına geldikleri zaman: "Keşke geri döndürülsek, Rabbimizin delillerini yalanlamasak ve iman edenlerden olsak (Rabbanî özelliklerimizi, Esmâ'dan kaynaklanan kuvvelerimizi değerlendirsek)" dediklerini bir görsen! Hayır, önceden gizliyor oldukları (kendilerine verilmiş hakikat bilgisi şimdi) kendilerine zâhir oldu! Eğer geri döndürülseler elbette (gene) yasaklandıklarına geri dönerlerdi! Şüphesiz ki onlar yalancılardır! Dediler ki: "Dünya hayatımızdan başkası yoktur! Yaşamımız devam etmeyecektir!" Rablerini müşahede sürecinde (hakikatlerindeki Esmâ kuvvelerini fark ettiklerinde) bir görsen! "İşte, Hak bu değil miymiş!" dedi... "Evet, Rabbimizmiş!" dediler... "Öyle ise, hakikat bilgisini inkâr eden olmanızdan dolayı şimdi tadın azabı!" buyurur."

168. "Ve cie yevmeizin Bicehenneme yevmeizin yetezekkerül'İnsanu ve enna lehüzZikra; Yekulü ya leyteniy kaddemtü lihayâtiy" (89.Fecr:23-24)

"(İşte) o süreçte, cehennem de getirilir (Dünya'yı kuşatır)! (İşte) o süreçte, insan hatırlayıp düşünür... (Fakat) Zikra'nın (hatırlamanın) ona nasıl faydası olur (beden - beyin yok artık ruhu geliştirecek)? "Keşke hayatım (şu yaşamım) için önceden yararlı şeyler yapsaydım!" der."

169. "İnne cehenneme kânet mirsada" (78.Nebe':21)

"Kesinlikle Cehennem güzergâh olmuştur (herkes oradan geçer)!"

170. "Ve in minküm illâ varidüha* kâne alâ Rabbike hatmen makdıyya; Sümme nüneccil leziynettekav ve nezeruz zâlimiyne fiyha cisiyya" (19.Meryem:71-72)

"Sizden Cehennem'e uğramayacak hiç kimse yoktur! Bu Rabbinin kesinleşmiş bir hükmüdür. Sonra korunanları (korunmanın getirisi, nûrânî kuvve sahiplerini) kurtarırız; nefsine zulmedenleri de dizüstü orada bırakırız."

171. "Yubassarûnehüm* yeveddülmücrimu lev yeftediy min 'azâbiyevmeizin Bibeniyh; Ve sahıbetihi ve ahıyh; Ve fasıyletihilletiy tü'viyh; Ve men fiyl'Ardı cemiy'an sümme yünciyh" (70.Me'aric:11-14)

"Birbirlerine gösterilirken insanlar... Suçlular, o sürecin azabından kendini kurtarmak için oğullarını fidye olarak (ateşe) vermeyi düşünür... Karısını, kardeşini; aralarında yaşadığı tüm yakınlarını; yeryüzünde yaşamış olanların tümünü (fidye verse) de kendini kurtarsa!"

172. "İnna enzernaküm 'azâben kariyba* yevme yenzurulmer'u ma kaddemet yedahu ve yekulülkafiru ya leyteniy küntü turaba" (78:Nebe':40)

"Doğrusu biz sizi yakın bir azap (ölüm) ile uyardık! O gün kişi, ellerinin (kendine) ne takdim ettiğine bakar; hakikat bilgisini inkâr eden de şöyle der 'Keşke toprak olsaydım!'"
173. "Yevme yekulül münafikune velmünafikatu lilleziyne amenûnzuruna naktebis min nurikum kıylerci'u veraekum feltemisu nûra* feduribe beynehüm Bisurin lehu bab* batınuhu fiyhirrahmetu ve zahiruhu min kıbelihil 'azâb" (57.Hadiyd:13)

"O gün ikiyüzlü (münafık) erkekler ve ikiyüzlü kadınlar, iman edenlere: "Bizi bekleyin ki nûrunuzdan yararlanalım" der! "Geriye dönün de bir nûr araştırın" denildi. Derken aralarına kapısı olan bir sur (geçilmez perde) çekilir ki, onun bâtını (iç âlemi) içinde rahmet vardır, onun zâhiri azap tarafındandır."

 174. "...yevme lâ yuhzillahunNebiyye velleziyne amenû me'ahu, nuruhüm yes'a beyne eydiyhim ve Bieymanihim yekulune Rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vağfir lenâ..." (66.Tahriym:Karizmatik

"O süreçte Allâh, O Nebi'yi ve Onunla beraber iman etmişleri rezil - rüsva etmez! Onların nûru, önlerinden ve sağ taraflarında koşar. Derler ki: 'Rabbimiz... Nûrumuzu tamamla ve bizi mağfiret eyle'"

175. "FemennAllâhu aleyna ve vekana azâbessemum" (52.Tûr:27)

""Allâh bize lütfetti ve bizi (cehennem ateşi) Semum'un (insan bedeninin gözeneklerinden geçen zehirleyici dumansız ateş; mikrodalga radyasyon) azabından korudu!"

176. "...ve inne yevmen 'ınde Rabbike keelfi senetin mimma te'uddun" (22.Hac:47)

"Muhakkak ki Rabbinin indînde bir gün, size göre bin yıl gibidir! (Buradaki işaret insanın geçeceği vefat sonrasındaki yaşam boyutu algılamasınadır Allâhu âlem. Çünkü 'Rabbinin' denerek, kişinin Esmâ bileşimi algılamasının getirisi olan bilinç boyutuna {beyninin içindeki - kozasındaki dünyasının zaman anlayışına} atıf yapılmaktadır. İşaret Rabb-ül âlemîn'e göre değildir. A.H.)"

177. "Ta'rucül Melaiketu verRuhu ileyhi fiy yevmin kâne mikdaruhû hamsiyne elfe senetin" (70.Me'aric:4)

"Melekler ve ruh, miktarı (size) elli bin sene gibi olan bir süreç içinde urûc ederler (hakikatlerindeki Allâh'a ermek için yöneliş süreci) O'na."

178. "Ikra' Bismi Rabbikelleziy halak; Halekal'İnsane min 'alak; Ikra' ve Rabbükel'Ekrem; Elleziy 'alleme BilKalem; Allemel'İnsane ma lem ya'lem" (96.'Alak:1-5)

"Yaratan Rabbinin ismi (ile işaret ettiği hakikatin olan kuvveler) ile OKU!İnsanı Alak'tan (kan pıhtısı; genlerden) yarattı. Oku! (Çünkü) Rabbin Ekrem'dir! O ki, (O Rabbanî özellikleri ve genetiğini) Kalem olarak öğretti (programladı)! (Yani) insana bilmediğini talim etti."

179. "...kul lilleziyne utül Kitabe vel ümmiyyiyne eeslemtüm* fein eslemu fekadihtedev* ve in tevellev fe innema aleykel belağ*..." (3.Âl-u İmran:20)

"...Hakikat - Sünnetullâh bilgisi verilmiş olanlar ile ümmî olanlara (bu bilgiden habersiz olanlar - müşriklere) de ki: "Siz de İslâm'ı kabul ettiniz mi?.." Eğer teslim olurlarsa hakikati kabullenmiş olurlar. Ama yüz çevirirlerse, işin onlara tebliğden ibarettir..."

180. "Ve ma künte tetlu min kablihi min Kitabin ve lâ tehuttuhu Bi yemiynike izen lertabel mubtılun" (29.Ankebût:48)

"Sen O'ndan (inzâl ettiğimiz BİLGİden) önce (Tevrat, İncil gibisinden) bir kitap okumuyor ve onu sağ elinle de yazmıyordun... (Demek ki genel anlamda okur - yazar olabilir... Furkan: 5) (Eğer okuyup yazıyor olsaydın) o takdirde dediklerini çürütmek isteyenler elbette şüphe ederdi."

181. "Bel Huve Kur'ânun Meciyd; Fiy Levhın Mahfuz" (85.Burûc:21-22)

"Üstelik O, Kur'ân-ı Meciyd'dir Üstelik O, Kur'ân-ı Meciyd'dir."

182. "Haa, Miiiym; vel kitabil mubiyn; İnna ce'alnaHU Kur'ânen 'Arabiyyen lealleküm ta'kılun" (43.Zuhruf:1-3)

"Ha, Miim. O hakikati apaçık açıklayan BİLGİye yemin olsun... Kesinlikle biz Onu Arapça bir Kur'ân olarak meydana getirdik, tâ ki (anlayıp) aklınızı kullanarak (değerlendiresiniz)!"

183. "...ma ferratna fiyl Kitabi min şey'in..." (6.En'am:38)

"...Biz "OKU"nası yaratılmışlar âleminde hiçbir şeyi eksik bırakmadık!.."

184. "...ve ma ya'lemu te'viylehu illAllâh* ver Rasihune fiyl ılmi yekulune amenna Bihi küllün min ındi Rabbina* ve ma yezzekkeru illâ ulül elbab" (3.Âl-u İmran:7)

"...Bunların tevilini (kesin olarak ne kastedildiğini) ancak Allâh bilir. İlimde Rasih olanlar (derinlikli düşünenler): "İman ettik, onların tamamı Rabbimizin indîndendir" derler. Öze ermişlerden (Ulül Elbab) başkası bunu anlayamaz."
185. "...ve tilkel'emsâlu nadribuhâ linNâsi le'allehüm yetefekkerun" (59.Haşr:21)

"...İşte bu MİSALLERİ (sembolik anlatımları) insanlara tefekkür etsinler diye veriyoruz!"

186. "...ve kul, Rabbi zidniy 'ılma" (20.TâHâ:114)

"...ve: 'Rabbim ilmimi arttır' de."

187. "...âteynâhu rahmeten min 'ındiNÂ ve 'allemnâhu min ledünNÂ 'ılmâ" (18.Kehf:65)

"...biz Ona indîmizden (Hakikatini yaşatan) bir rahmet vermiş ve yine Onda ledünnümüzden (Tecelli-i sıfat olarak tahakkuk etme {mardiye} şuuru) ilim açığa çıkarmıştık."

188. "...kul hel yestevilleziyne ya'lemune velleziyne lâ ya'lemun* innema yetezekkeru ulül elbab" (39.Zümer:9)

"De ki: "Hiç bilenler ile bilmeyenler eşit olur mu? Sadece derin düşünebilen akıl sahipleri bunu anlayabilir."

189. "Ve evha Rabbüke ilenNahli..." (16.Nahl:68)

"Rabbin bal arısına vahyetti ki..."

190. "Ve ma min dabbetin fiyl Ardı ve lâ tairin yetıyru Bicenahayhi illâ ümemün emsâlüküm*..." (6.En`am:38)

"Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçmakta olan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi topluluklar (belli bir sistem ve düzene bağlı olarak oluşmuş türler) olmasınlar!"

191. "...inne rahmetAllâhi kariybun minel muhsiniyn" (7.A'raf:56)

"...Muhakkak ki Allâh Rahmeti muhsinlerden yakındır."

192. "...yudıy'u ve lev lem temseshü nâr* Nûrun alâ Nûr*..." (24.Nûr:35)

"...O ağacın yağı (şuurdaki hakikat müşahedesi) neredeyse kendisine bir nâr (arınma çalışmaları) dokunmasa da ışık saçar! Nûr'un alâ nûr'dur (Esmâ ilminin birimsel ilim sûretinde açığa çıkışı)..."

193. "İnna 'aradnel emanete ales Semavati vel Ardı vel cibali feebeyne en yahmilneha ve eşfakne minha ve hamelehel İnsan* innehu kâne zalumen cehula" (33.Ahzâb:72)

"Muhakkak ki biz o Emaneti (Esmâ şuuruyla yaşamayı), semâlara (benlik bilincine), arza (bedene) ve dağlara (organlara) önerdik de, onu yüklenmekten kaçındılar (Esmâ bileşimleri onu açığa çıkarmaya elvermedi); ve ondan korktular! Onu, İnsan (hilâfeti oluşturan Esmâ mânâlarını açığa çıkarma şuuru) yüklendi! Muhakkak ki o zâlim (hakikatini hakkıyla yaşamakta yetersiz) ve cahildir (sınırsız Esmâ'yı bilmede yetersizdir)!"

194. "Velleziyne cahedu fiyna lenehdiyennehüm sübüleNA* ve innAllâhe leme'al muhsiniyn" (29.Ankebût:69)

"Biz'e (ermek için nefsine karşı) savaş verenlere gelince, elbette onları yollarımıza ulaştıracağız... Kesinlikle Allâh, yakîn ehliyle (ihsan sahibi {Allâh'a görüyormuşçasına yönelen}) elbette beraberdir! (Mâiyet sırrı.)"

195. "İllelleziyne âmenû ve amilus salihati..." (103.Asr:3)

"Ancak (hakikatlerine) iman edip imanın gereğini uygulayanlar..."

196. "...radıyAllâhu 'anhüm ve radu 'anHU..." (98.Beyyine:Karizmatik

"...Allâh onlardan razı olmuştur ve onlar da O'ndan razı olmuşlardır (ilâhî özelliklerin tecellisi)..."

197. "...ve sekahüm Rabbuhüm şeraben tahura" (76.İnsan:21)

"Rableri onlara şarab'en tahura (temiz şarap) içirmiştir. (Tüm bu cennet tanımlamaları, Ra'd: 35 ve Muhammed: 15'teki açıklamalarla vurgulandığı üzere; "meselül cennetilletiy" yani cennetin temsil - benzetme yollu misali anlatımıdır. Bu gerçeklik unutulmaya. A.H.)"

198. "SıbğatAllâh* ve men ahsenü minAllâhi sıbğaten..." (2.Bakara:138)

"Allâh boyası! Allâh boyası ile boyanmış olmaktan güzel ne olabilir!.."

199. "...innAllâhe lâ yuhliful miy'ad" (3.Âl-u İmran:9)

"...Şüphesiz ki Allâh vaadinden dönmez."

200. "Feemma men a'ta vetteka;Ve saddeka BilHüsna; Fesenüyessiruhu lilyüsra; Ve emma men bahıle vestağnâ; Ve kezzebe BilHüsna; Fesenüyessiruhu lil'usra" (92.Leyl:5-10)

"Kim verir ve korunursa, El Hüsnâ'yı (en güzelini hakikati olarak) tasdik ederse; böylece ona en kolayı kolaylaştırırız! Ama kim de cimrilik eder ve müstağni olursa (arınmaya, korunmaya ihtiyaç duymazsa); El Hüsnâ'yı (en güzelini hakikati olarak) yalanlarsa; ona en zoru (hakikatten ve Sünnetullâh'tan perdeli yaşamayı) kolaylaştırırız!"
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal