Kur'an ve meali(cüz'lü) => Kuran-ı Kerim Sureler => Konuyu başlatan: admin üzerinde Ocak 01, 2011, 06:10:26 ÖS



Konu Başlığı: 083. MUTAFFİFÎN SÛRESİ
Gönderen: admin üzerinde Ocak 01, 2011, 06:10:26 ÖS
83.  MUTAFFİFÎN SÛRESİ     المطففين
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM
وَيْلٌ لِّلْمُطَفِّفِينَ
1-) Veylün lilmutaffifiyn;
Veyl olsun (vay haline) Mutaffifiyn’e (eksik ölçüp-tartanlara; ölçü ve tartıyı tam ifa etmeyenlere),
الَّذِينَ إِذَا اكْتَالُواْ عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَ
2-) Elleziyne izektalu 'alenNasi yestevfun;
Onlar ki, insanlar üzerine (kendilerini, kendi haklarını) ölçüp aldıklarında, ölçüyü tam ifa ederler (haklarını tam alırlar).
وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ
3-) Ve iza kaluhüm ev vezenuhüm yuhsirun;
Onları (n hakkını vermek için) ölçtüklerinde yahut onları tarttıklarında ise eksiltirler (eksik ölçüp-tartarlar).
أَلَا يَظُنُّ أُولَئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ
4-) Ela yezunnu ülaike ennehüm meb'usun;
Bunlar kendilerinin (ölümü tatmanın akabinden) ba’solunacaklarını zannetmiyor mu?.
لِيَوْمٍ عَظِيمٍ
5-) Liyevmin ‘azıym;
Aziym bir gün için.
يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ
6-) Yevme yekumunNasu liRabbil'alemiyn;
Rabb’ül Alemiyn için insanların kıyam ettiğinin günü.
كَلَّا إِنَّ كِتَابَ الفُجَّارِ لَفِي سِجِّينٍ
7-) Kella inne Kitabel füccari lefiy sicciyn;
Hayır (asla) !... Muhakkak ki füccar (adalet ve Hak’dan sapanlar)’ın (amellerinin) kitab’ı, elbette sicciyn (yedinci Arz’daki kayanın altı, süfli yer; hapishane)’dedir.
وَمَا أَدْرَاكَ مَا سِجِّينٌ
8-) Ve ma edrake ma sicciyn;
Sicciyn’i (n ne olduğunu) sana bildiren nedir (bilirmisin Sicciyn’i) ?.
كِتَابٌ مَّرْقُومٌ
9-) Kitabun merkum;
(O) merkum (rakamlandırılmış, taşa kazılan yazı gibi yazılmış, silinmesi sözkonusu olmayan) bir kitab’tır.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
10-) Veylün yevmeizin lilmükezzibiyn;
O Gün (Sistem’i) yalanlayanların vay haline!.
الَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ الدِّينِ
11-) Elleziyne yükezzibune Biyevmiddiyn;
Onlar ki, Diyn (ceza) Günü’nü (B gerçeğince) tekzib ederler.
وَمَا يُكَذِّبُ بِهِ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ
12-) Ve ma yükezzibu Bihi illâ küllü mu'tedin esiym;
Onu (Bihi) ancak her haddi aşan (zalim, adaletsiz), günahkar (müşrik) yalanlar.
إِذَا تُتْلَى عَلَيْهِ آيَاتُنَا قَالَ أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ
13-) İza tutla aleyhi ayatuNA kale esatıyrul'evveliyn;
Ona (Sistem) ayetlerimiz tilavet olunduğunda: “Evvelkilerin efsaneleri” dedi (de somut realiteyi ciddiye almadı).
كَلَّا بَلْ رَانَ عَلَى قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا يَكْسِبُونَ
14-) Kella bel rane 'alâ kulubihim ma kanu yeksibun;
Hayır (asla) !... Bilakis kazanmakta oldukları, onların kalblerinin üzerini (bir pas gibi) örtmüştür.
كَلَّا إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّمَحْجُوبُونَ
15-) Kella innehüm 'an Rabbihim yevmeizin lemahcubun;
Hayır!... Muhakkak ki onlar, o gün, elbette Rablerinden mahcubturlar (perdelidirler).
ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا الْجَحِيمِ
16-) Sümme innehüm lesalulcahıym;
Sonra, muhakkak ki onlar cahıym’e maruz kalacaklardır (ateşe gireceklerdir).
ثُمَّ يُقَالُ هَذَا الَّذِي كُنتُم بِهِ تُكَذِّبُونَ
17-) Sümme yukalu hazelleziy küntüm Bihi tükezzibun;
Sonra: “İşte bu, (B sırrınca) kendisini yalanlamakta olduğunuz şeydir” denilir.
كَلَّا إِنَّ كِتَابَ الْأَبْرَارِ لَفِي عِلِّيِّينَ
18-) Kella inne Kitabel'ebrari lefiy 'ılliyyiyn;
Hayır (iş sandıkları gibi değil) !... Muhakkak ki Ebrar’ın kitab’ı, elbette İlliyyiyn (Sicciyn’in mukabili; en yüksek mekan?; Arş’ın altında yedinci Sema’da)’dedir.
وَمَا أَدْرَاكَ مَا عِلِّيُّونَ
19-) Ve ma edrake ma 'ılliyyun;
İlliyyiyn (in ne olduğunu) sana bildiren nedir (bilirmisin İlliyyiyn’i) ?.
كِتَابٌ مَّرْقُومٌ
20-) Kitabun merkum;
(O) merkum (nakşedilmiş) bir kitab’tır.
يَشْهَدُهُ الْمُقَرَّبُونَ
21-) YeşheduhulMukarrebun;
Ona mukarrebun (yaklaştırılmış olanlar; yakin sahipleri) şahid olur.
إِنَّ الْأَبْرَارَ لَفِي نَعِيمٍ
22-) İnnel’Ebrare. Lefiy na'ıym;
Muhakkak ki Ebrar, elbette Naiym (ni’met cenneti) içindedir.
عَلَى الْأَرَائِكِ يَنظُرُونَ
23-) 'Alel'eraiki yenzurun;
Koltuklar üzerinde nazar ediyor oldukları halde.
تَعْرِفُ فِي وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ النَّعِيمِ
24-) Ta'rifu fiy vucuhihim nadretenna'ıym;
Yüzlerinde, o ni’metlerin güzelliğini/parıldısını tanırsın.
يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍ مَّخْتُومٍ
25-) Yüskavne min rahıykın mahtum;
Mühürlenmiş (korunmuş) halis bir şarabtan suvarılırlar/içirilirler.
خِتَامُهُ مِسْكٌ وَفِي ذَلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَ
26-) Hıtamuhu misk* ve fiy zâlike felyetenafesilmütenasifun;
Onun (o halis şarabın) hitamı (sonu, mühürlemesi, mührü) misk’tir... Yarışanlar işte onda yarışsınlar!.
وَمِزَاجُهُ مِن تَسْنِيمٍ
27-) Ve mizacuhu min tesniym;
Ve onun mizacı (karışımı, katkısı) Tesniym’dendir.
عَيْناً يَشْرَبُ بِهَا الْمُقَرَّبُونَ
28-) Aynen yeşrebu BihelMukarrebun;
Mukarrebun’un (Yakin ehlinin B sırrınca) kendisini içtiği bir kaynaktır (Tesniym).
إِنَّ الَّذِينَ أَجْرَمُوا كَانُواْ مِنَ الَّذِينَ آمَنُوا يَضْحَكُونَ
29-) İnnelleziyne ecremu kânu minelleziyne amenu yadhakûn;
Muhakkak ki o icram edenler (cürüm-şirk işleyenler), iman edenlere gülerlerdi.
وَإِذَا مَرُّواْ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ
30-) Ve iza merru Bihim yeteğamezun;
Onlara (iman edenlere) uğradıklarında, birbirlerine göz kırparlardı (küçümser, alay ederlerdi).
وَإِذَا انقَلَبُواْ إِلَى أَهْلِهِمُ انقَلَبُواْ فَكِهِينَ
31-) Ve izenkalebu ila ehlihimunkalebu fekihiyn;
Kendi ehillerine (ailelerine, yandaşlarına) döndüklerinde, fakih’ler (keyiflenerek, hoşnud) olarak dönerlerdi.
وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوا إِنَّ هَؤُلَاء لَضَالُّونَ
32-) Ve iza raevhüm kalu inne haülai ledallun;
Onları (iman edenleri) gördüklerinde: “Muhakkak ki bunlar, elbette sapkınlardır” derlerdi.
وَمَا أُرْسِلُوا عَلَيْهِمْ حَافِظِينَ
33-) Ve ma ursilu 'aleyhim hafizıyn;
Halbuki onlar (iman edenler) üzerine hafiziyn (hafaza melekleri, bekçiler) olarak irsal olunmadılar (ki?).
فَالْيَوْمَ الَّذِينَ آمَنُواْ مِنَ الْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ
34-) Felyevmelleziyne amenu minelküffari yadhakûn;
Bugün (kıyamet günü) de iman edenler, o küffar’a (gerçeği reddeden o perdelilere) gülüyorlar.
عَلَى الْأَرَائِكِ يَنظُرُونَ
35-) 'Alel'eraiki yenzurun;
Koltuklar üzerinde nazar ediyor oldukları halde.
هَلْ ثُوِّبَ الْكُفَّارُ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ
36-) Hel süvvibelküffaru ma kânu yef'alun;
Bilfiil yaptıkları şeylerle o küffar tesvib edildi mi (fiillerinin sevabı, karşılığı, cezası verildi mi) ? (elbette yaptıkları ile cezalandılar!).


SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal