Kur'an ve meali(cüz'lü) => Kur'an Arapça, Latin Harfli ve meali(cüz'lü) => Konuyu başlatan: admin üzerinde Ocak 01, 2011, 03:25:23 ÖS



Konu Başlığı: 6. cüz 1-2. hizip (MÂİDE )
Gönderen: admin üzerinde Ocak 01, 2011, 03:25:23 ÖS
 4.NİSÂ SÛRESİ     النساء

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

لَا يُحِبُّ اللَّهُ الْجَهْرَ بِالسُّوءِ مِنَ الْقَوْلِ إِلَّا مَنْ ظُلِمَ وَكَانَ اللَّهُ سَمِيعًا عَلِيمًا
148-) La yuhıbbullahul cehre Bissui minel kavli illâ men zulim* ve kânAllahu Semi’an Alîyma;
Allah (Bi-) kötü sözün cehrini (açıkça ifade edilmesini) sevmez... Ancak zulme uğrayan müstesna... Allah Semi’dir, Aliym’dir.

إِنْ تُبْدُوا خَيْرًا أَوْ تُخْفُوهُ أَوْ تَعْفُوا عَنْ سُوءٍ فَإِنَّ اللَّهَ كَانَ عَفُوًّا قَدِيرًا
149-) İn tübdu hayren ev tuhfuhu ev ta'fü an suin feinnAllahe kâne Afüvven Kadiyra;
Bir hayrı açıklar veya onu gizlerseniz yahut bir kötülüğü affederseniz, (bilin ki) Allah Afüvv’dür, Kadiyr’dir.

إِنَّ الَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ وَيُرِيدُونَ أَنْ يُفَرِّقُوا بَيْنَ اللَّهِ وَرُسُلِهِ وَيَقُولُونَ نُؤْمِنُ بِبَعْضٍ وَنَكْفُرُ بِبَعْضٍ وَيُرِيدُونَ أَنْ يَتَّخِذُوا بَيْنَ ذَلِكَ سَبِيلًا
150-) İnnelleziyne yekfürune Billahi ve RusuliHİ ve yüriydune en yüferriku beynAllahi ve RusuliHİ ve yekulune nu'minu Bi ba’din ve nekfürü Bi ba’din ve yüriydune en yettehızu beyne zâlike sebiyla;
Onlar ki (B sırrınca) Allah’a ve O’nun Rasûllerine kafir olurlar, Allah ile O’nun Rasûllerinin arasını tefrik etmek dilerler (Teklik realitesinden perdelenirler) ve “(B sırrınca) ba’zısına iman ederiz, ba’zısına küfr ederiz” derler; (böylece) arada bir yol edinmek dilerler.

أُولَئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ حَقًّا وَأَعْتَدْنَا لِلْكَافِرِينَ عَذَابًا مُهِينًا

151-) Ülaike hümül kafirune hakka* ve a'tedna lil kafiriyne azaben mühiyna;

İşte onlar hakiki kafirlerin (gerçeği tümden reddedenlerin) ta kendileridirler... (Biz) kafirler için alçaltıcı bir azab hazırladık.

وَالَّذِينَ ءَامَنُوا بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ وَلَمْ يُفَرِّقُوا بَيْنَ أَحَدٍ مِنْهُمْ أُولَئِكَ سَوْفَ يُؤْتِيهِمْ أُجُورَهُمْ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَحِيمًا
152-) Velleziyne amenu Billahi ve RusuliHİ ve lem yüferriku beyne ehadin minhüm ülaike sevfe yü'tiyhim ücurehüm* ve kânAllahu Ğafuren Rahîyma;
(B sırrıyla) Allah’a ve O’nun Rasûllerine iman edip, Onlardan birini (bile) ayırmayanlara gelince, işte onlara ecirlerini (Allah) verecektir... Allah Ğafur’dur, Rahıym’dir.
يَسْأَلُكَ أَهْلُ الْكِتَابِ أَنْ تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَابًا مِنَ السَّمَاءِ فَقَدْ سَأَلُوا مُوسَى أَكْبَرَ مِنْ ذَلِكَ فَقَالُوا أَرِنَا اللَّهَ جَهْرَةً فَأَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ بِظُلْمِهِمْ ثُمَّ اتَّخَذُوا الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِ مَا جَاءَتْهُمُ
153-) Yes'elüke ehlül Kitabi en tünezzile aleyhim Kitaben mines Semai fekad seelü Musa ekbere min zâlike fekalu erinAllahe cehreten feehazethümüs saıkatü Bi zulmihim* sümmettehazül ıcle min ba'di ma caethümül beyyinatu fe afevna an zâlik* ve ateyna Musa sultanen mübiyna;
(Rasûlüm) ehl-i kitab senden, kendilerine Sema’dan bir Kitab indirmeni istiyorlar... Gerçekten (onlar) bundan daha büyüğünü Musa’dan istediler... “Allah’ı cehreten = açıkça, bize göster” demişlerdi (ancak ölmeden önce ölmek ile, ruh boyutunda mümkün olan müşahadeyi birimsel nefsleri ile dilediler) de, zulümleri yüzünden (B sırrınca) onları yıldırım yakaladı... Hatta kendilerine beyyineler (açık deliller) geldikten sonra buzağıyı (tanrı) edindiler... Bunu da affettik... Ve Musa’ya apaçık bir sultan (güç, yetki) verdik.
وَرَفَعْنَا فَوْقَهُمُ الطُّورَ بِمِيثَاقِهِمْ وَقُلْنَا لَهُمُ ادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّدًا وَقُلْنَا لَهُمْ لَا تَعْدُوا فِي السَّبْتِ وَأَخَذْنَا مِنْهُمْ مِيثَاقًا غَلِيظًا
154-) Ve refa'na fevkahümütTure Bi miysakıhim ve kulna lehümüdhulül babe sücceden ve kulna lehüm la ta'du fiys sebti ve ahazna minhüm miysakan ğaliyza;
Onların (Bi-) Miysakları (ilk fıtratları) ile, kendilerinin fevkınde (üst taraflarında) Tur’u (beyin) ref’ettik... Onlara hem: “Secde ederek o kapıdan girin” dedik ve hem de: “Cumartesinde haddi aşmayın” dedik... Ve onlardan miysak-ı ğaliz (katı söz) almıştık.
فَبِمَا نَقْضِهِمْ مِيثَاقَهُمْ وَكُفْرِهِمْ بِآيَاتِ اللَّهِ وَقَتْلِهِمُ الْأَنْبِيَاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌ بَلْ طَبَعَ اللَّهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ إِلَّا قَلِيلًا
155-) Fe Bi ma nakdıhim miysakahüm ve küfrihim Bi ayatillahi ve katlihimül Enbiyae Bi ğayri Hakkın ve kavlihim kulubüna ğulf* bel tabeAllahu aleyha Bi küfrihim fela yu'minune illâ kaliyla;
Miysaklarını (B sırrınca) bozmaları, (B sırrınca) Allah ayetlerini (küfr halleri dolayısıyla) inkar etmeleri, Bi-ğayri Hak Nebîleri öldürmeleri ve “Kalblerimiz kılıflıdır” demeleri yüzünden (lanetledik)... Bilakis küfürleri ile Allah kalblerini (B sırrınca) tab’ etmiştir/damgalamıştır.
وَبِكُفْرِهِمْ وَقَوْلِهِمْ عَلَى مَرْيَمَ بُهْتَانًا عَظِيمًا
156-) Ve Bi küfrihim ve kavlihim alâ Meryeme bühtanen azîyma;
Ve (B sırrınca) küfürleri (Mesih İsa’yı inkarları) ve Meryem aleyhine aziym bir buhtan söylemeleri yüzünden.
وَقَوْلِهِمْ إِنَّا قَتَلْنَا الْمَسِيحَ عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللّهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلَـكِن شُبِّهَ لَهُمْ وَإِنَّ الَّذِينَ اخْتَلَفُواْ فِيهِ لَفِي شَكٍّ مِّنْهُ مَا لَهُم بِهِ مِنْ عِلْمٍ إِلاَّ اتِّبَاعَ الظَّنِّ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِيناً
157-) Ve kavlihim inna katelnel Mesiyha Iysebne Meryeme RasûlAllah* ve ma kateluhu ve ma salebuhu ve lâkin şübbihe lehüm* ve innelleziynahtelefu fiyhi lefiy şekkin minhu, ma lehüm Bihi min ılmin illettibaaz zann* ve ma kateluhu yakıyna;
Ve “Biz Allah Rasûlü MeryemOğlu İsa Mesih’i öldürdük” sözleri yüzünden... (Aslında) O’nu (Hayat sıfatının mazharı, ruh’ül kuds) öldürmediler ve O’nu asmadılar; ancak (o) onlara benzer gösterildi (teşbih olundu)... Onun hakkında ihtilafa düşenler, O’ndan yana tam bir şek içindedirler... Zanna tabi olmaları müstesna, O’nunla ilgili ilimden bir şeye sahip değiller (gerçek bilgileri yok)... (Onlar) O’nu yakiynen öldürmediler.
بَلْ رَفَعَهُ اللَّهُ إِلَيْهِ وَكَانَ اللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا
158-) Bel rafeahullahu ileyHİ, ve kânAllahu Aziyzen Hakiyma;
Bilakis, Allah O’nu kendine ref’etti (yükseltti)... Allah Aziyz’dir, Hakiym’dir.
وَإِنْ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ إِلَّا لَيُؤْمِنَنَّ بِهِ قَبْلَ مَوْتِهِ وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا
159-) Ve in min ehlil Kitabi illâ le yu'minenne Bihi kable mevtihi, ve yevmel kıyameti yekûnu aleyhim şehiyda;
Ehl-i Kitab’tan hiç bir kimse yoktur ki ölümünden önce O’na (Hz.İsa’ya B sırrınca) iman etmiş olmasın (O nüzül eder, ehl-i kitab olanlar da O’nu tanırlar illa)... Kıyamet günü (O) onlar üzerine şahid olur.
فَبِظُلْمٍ مِنَ الَّذِينَ هَادُوا حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَاتٍ أُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ كَثِيرًا
160-) Fe Bi zulmin minelleziyne hadu harremna aleyhim tayyibatin uhıllet lehüm ve Bi saddihim an sebiylillâhi kesiyra;
(B sırrınca) zulümleri sebebiyle ve (B sırrınca) Allah yolundan pek çok mani olmalarından dolayı, onlara helal kılınmış tayyibatı (tertemiz rızıkları; ilahi tecellileri) Yahudilere (?) haram ettik.
وَأَخْذِهِمُ الرِّبَا وَقَدْ نُهُوا عَنْهُ وَأَكْلِهِمْ أَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَافِرِينَ مِنْهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
161-) Ve ahzihimür riba ve kad nühu anhu ve eklihim emvalenNasi Bil ba'tıl* ve a'tedna lil kafiriyne minhüm azaben eliyma;
Ve riba’yı (faizi) almaları yüzünden -ki ondan nehyedilmişlerdi- ve insanların mallarını (Bi-) batıl (Hakkın gayrı) olarak yemelerinden ötürü (o tayyibatı kendilerine haram ettik)... Onlardan kafirler için elim bir azab hazırladık.
لَّـكِنِ الرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ مِنْهُمْ وَالْمُؤْمِنُونَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَالْمُقِيمِينَ الصَّلاَةَ وَالْمُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَالْمُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ أُوْلَـئِكَ سَنُؤْتِيهِمْ أَجْرًا عَظِيمًا

162-) LakinirRasihune fiyl ılmi minhüm vel mu'minune yu'minune Bi ma ünzile ileyke ve ma ünzile min kablike vel mukıymiynes Salate vel mü'tunez Zekate vel mu'minune Billahi vel yevmil ahır* ülaike senü'tiyhim ecren azîyma;

Fakat onlardan ilimde rasih olanlar ile mü’minler (tahkik ehli), sana inzal olunana ve senden önce inzal olunana (B sırrıyla) iman ederler, namazı ikame edicidirler, zekatı vericidirler ve (B sırrıyla) Allah’a ve ahir gün’e mü’minlerdir... İşte onlara aziym bir ecir vereceğiz.
إِنَّا أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ كَمَا أَوْحَيْنَا إِلَى نُوحٍ وَالنَّبِيِّينَ مِن بَعْدِهِ وَأَوْحَيْنَا إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَالأَسْبَاطِ وَعِيسَى وَأَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهَارُونَ وَسُلَيْمَانَ وَآتَيْنَا دَاوُودَ زَبُورًا
163-) İnna evhayna ileyke kema evhayna ila Nuhın ven Nebîyyiyne min ba'dih* ve evhayna ila İbrahîyme ve İsmaıyle ve İshaka ve Ya'kube vel Esbatı ve Iysa ve Eyyube ve Yunuse ve Harune ve Süleyman* ve ateyna Davude Zebura;
Doğrusu biz Nuh’a ve Ondan sonraki Nebîlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik... İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Ya’kub’a, Esbat’a (torunlara), İsa’ya, Eyyub’e, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a da vahyettik... Ve Davud’a Zebur’u verdik.
وَرُسُلًا قَدْ قَصَصْنَاهُمْ عَلَيْكَ مِنْ قَبْلُ وَرُسُلًا لَمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَ وَكَلَّمَ اللَّهُ مُوسَى تَكْلِيمًا
164-) Ve Rusülen kad kasasnahüm aleyke min kablü ve Rusülen lem naksushüm aleyk* ve kellemAllahu Musa tekliyma;
Daha önce kıssalarını sana anlattığımız Rasûllere ve kıssalarını sana anlatmadığımız Rasûllere de (vahyettik)... Ve Allah Musa’ya Kelime Kelime konuştu.
رُسُلًا مُبَشِّرِينَ وَمُنْذِرِينَ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى اللَّهِ حُجَّةٌ بَعْدَ الرُّسُلِ وَكَانَ اللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا
165-) Rusülen mübeşşiriyne ve münziriyne liella yekûne linNasi alellahi huccetün ba'der rusül* ve kânAllahu Azîyzen Hakiyma;
Müjdeleyici ve uyarıcı Rasûller olarak (gönderdik) ki, insanların Rasûllerden sonra Allah’a karşı bir hüccetleri olmasın... Allah Aziyz’dir, Hakiym’dir.
لَكِنِ اللَّهُ يَشْهَدُ بِمَا أَنْزَلَ إِلَيْكَ أَنْزَلَهُ بِعِلْمِهِ وَالْمَلَائِكَةُ يَشْهَدُونَ وَكَفَى بِاللَّهِ شَهِيدًا
166-) Lakinillahu yeşhedü Bi ma enzele ileyke enzelehu Bi ılmiHİ, vel Melaiketü yeşhedun* ve kefa Billahi şehiyda;
Fakat Allah sana inzal ettiği ile (B sırrınca) şahidlik eder ki, Bi-ilmiHİ (yani, HU’nun ilmi olarak) Onu sana inzal etmiştir... Ve melaike de şahidlik ederler... Şahid olarak (B sırrınca) Allah kafiydir.
إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ قَدْ ضَلُّوا ضَلَالًا بَعِيدًا
167-) İnnelleziyne keferu ve saddu an sebiylillâhi kad dallu dalâlen beıyda;
Kafir (gerçeği reddeden) olup, Allah yolundan alakoyanlar, gerçekten uzak bir sapıklığa sapmışlardır.
إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَظَلَمُوا لَمْ يَكُنِ اللَّهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ طَرِيقًا
168-) İnnelleziyne keferu ve zalemu lem yekûnillahu li yağfire lehüm ve la liyehdiyehüm tariyka;
Muhakkak ki Allah, (yaşam gerçeklerine) kafir olanları ve zulmedenleri ne mağfiret eder ve ne de bir tarik’a/yola hidayet eder.
إِلَّا طَرِيقَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا وَكَانَ ذَلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرًا
169-) İlla tariyka cehenneme halidiyne fiyha ebeda* ve kâne zâlike alellahi yesiyra;
Tarik-i Cehennem (cehennem yolu; deccalın cenneti) müstesna... Orada ebediyyen kalıcılardır... Bu Allah’a çok kolaydır.
يَاأَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَكُمُ الرَّسُولُ بِالْحَقِّ مِنْ رَبِّكُمْ فَآمِنُوا خَيْرًا لَكُمْ وَإِنْ تَكْفُرُوا فَإِنَّ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَكَانَ اللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمً
170-) Ya eyyühen Nasü kad caekümür Rasûlü Bil Hakkı min Rabbiküm feaminu hayren leküm* ve in tekfüru feinne Lillahi ma fiys Semavati vel Ard* ve kânAllahu Aliymen Hakiyma;
Ey insanlar!... Gerçekten Rasûlullah, Rabbinizden size Hakkı getirmiştir/(B sırrınca, Hakk olarak gelmiştir)... Artık iman edin (nefsinize hoş ve kolay gelmese de) sizin için hayırlı olana... Eğer kafir olursanız, muhakkak ki Semavat ve Arz’da ne varsa (hepsi hakikatınız olan) Allah’ındır (Allah’a ait özelliğin açığa çıkması içindir)... Allah Aliym’dir, Hakiym’dir.
يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لاَ تَغْلُواْ فِي دِينِكُمْ وَلاَ تَقُولُواْ عَلَى اللّهِ إِلاَّ الْحَقِّ إِنَّمَا الْمَسِيحُ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ اللّهِ وَكَلِمَتُهُ أَلْقَاهَا إِلَى مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِّنْهُ فَآمِنُواْ بِاللّهِ وَرُسُلِهِ وَلاَ تَقُولُواْ ثَلاَثَةٌ انتَهُواْ خَيْرًا لَّكُمْ إِنَّمَا اللّهُ إِلَـهٌ وَاحِدٌ سُبْحَانَهُ أَن يَكُونَ لَهُ وَلَدٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَات وَمَا فِي الأَرْضِ وَكَفَى بِاللّهِ وَكِيل
171-) Ya ehlel Kitabi la tağlu fiy diyniküm ve la tekulu alellahi illel Hakk* innemel Mesiyhu Iysebnü Meryeme Rasûlullahi ve KelimetuHU, elkaha ila Meryeme ve ruhun minHU, fe aminu Billahi ve RusuliHİ, ve la tekulu selasetün, intehu hayren leküm* innemAllahu ilahun vahıd* subhaneHU en yekûne leHU veled* leHU ma fiys Semavati ve ma fiyl Ard* ve kefa Billahi vekiyla;
Ey Ehl-i Kitab (zahiri yahudi ve nasara)!... Diyninizde ölçüyü kaçırıp haddi aşmayın... Allah üzerine Hakk olmayanı söylemeyin... MeryemOğlu İsa Mesih yalnızca Allah Rasûlü ve O’nun (kudsi) Kelimesi’dir... O’nu (O Kelime’yi) Meryem’e ilka etmiştir ve kendinden (Allah’dan) bir ruh’dur (O)... O halde (B sırrıyla) Allah’a ve Rasûllerine iman edin... (Zat’tan sıfatları ayırıp) “Üçtür” (baba-oğul-kutsal ruh; Zat-Hayat-İlim) demeyin (itikat etmeyin)... Sizin hayrınıza olarak (buna) son verin... Allah ancak İlah’un Vahid’dir (Tek Bir Vücud’dur)... Subhandır O (Zat) çocuğu (ortağı) olmaktan... Semavat ve Arz’da ne varsa O’nundur... Vekiyl olarak (B sırrınca) Allah kafidir.
لَنْ يَسْتَنْكِفَ الْمَسِيحُ أَنْ يَكُونَ عَبْدًا لِلَّهِ وَلَا الْمَلَائِكَةُ الْمُقَرَّبُونَ وَمَنْ يَسْتَنْكِفْ عَنْ عِبَادَتِهِ وَيَسْتَكْبِرْ فَسَيَحْشُرُهُمْ إِلَيْهِ جَمِيعًا
172-) Len yestenkifel Mesiyhu en yekûne abden Lillahi ve lel Melaiketül Mukarrebun* ve men yestenkif an ıbadetiHİ ve yestekbir fe seyahşüruhüm ileyHİ cemiy’a;
Ne Mesih (İsa) ve ne de Mukarreb Melaike Allah’a bir kul olmaktan asla çekinmezler (Allah ismiyle işaret edilenin dilemiş olduğu manaları açığa çıkartan bir mahaldirler, bundan da çekinmezler, zira kayıtlanma kaygısı yoktur)... Kim O’nun ibadetinden burun kıvırıp (benliği ile) uzak olur ve kibirlenmeyi dilerse (iyi bilinsin ki O) onların hepsini kendine haşr edecektir.
فَأَمَّا الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ فَيُوَفِّيهِمْ أُجُورَهُمْ وَيَزيدُهُم مِّن فَضْلِهِ وَأَمَّا الَّذِينَ اسْتَنكَفُواْ وَاسْتَكْبَرُواْ فَيُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا أَلُيمًا وَلاَ يَجِدُونَ لَهُم مِّن دُونِ اللّهِ وَلِيًّا وَلاَ نَصِيرً
173-) Feemmelleziyne amenu ve amilus salihati fe yüveffiyhim ücurehüm ve yeziydühüm min fadliHİ, ve emmelleziynestenkefu vestekberu feyü’azzibühüm azaben eliymen, ve la yecidune lehüm min dunillahi veliyyen ve la nesıyra;
Amma, (tecezzi kabul etmez bir tek vücuda, hakikatlerine) iman edip salih amel işleyenlere (bu imanlarına göre davrananlara) gelince, (O) onlara ecirlerini tam verecek ve (HU’nun) fazlından onları artıracaktır... Amma istinkaf (Allah’a kullukta çekimser olmak, nefsani kişiliğinden kopamamak) ve istikbar (ego hali ile büyüklük istemek) edenlere gelince, onlara elim bir azab ile azab edecektir... Kendileri için Allah’dan ğayrı bir Veliy ve Nasıyr bulamazlar.
يَاأَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَكُمْ بُرْهَانٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَأَنْزَلْنَا إِلَيْكُمْ نُورًا مُبِينًا
174-) Ya eyyühenNasu kad caeküm burhanun min Rabbiküm ve enzelna ileyküm nuren mübiyna;
Ey insanlar!... Hakikaten Rabbinizden size bir burhan (varlığın bütün katmanlarına kati delil; Hz.Muhammed s.a.v.) geldi... Size apaçık bir Nur inzal ettik.
فَأَمَّا الَّذِينَ ءَامَنُوا بِاللَّهِ وَاعْتَصَمُوا بِهِ فَسَيُدْخِلُهُمْ فِي رَحْمَةٍ مِنْهُ وَفَضْلٍ وَيَهْدِيهِمْ إِلَيْهِ صِرَاطًا مُسْتَقِيمًا
175-) Feemmelleziyne amenu Billahi va'tesamu Bihi feseyüdhıluhüm fiy rahmetin minHU ve fadlin ve yehdıyhim ileyHİ sıratan müstekıyma;
Amma (B sırrıyla) Allah’a iman edip, O’na (B sırrınca) sımsıkı tutunanlara gelince, onları (HU’dan)/kendinden bir rahmetin ve fazlın içine sokacak ve onları kendisine/(HU’ya, Zatına) varan sırat-ı müstakıme hidayetleyecektir.
يَسْتَفْتُونَكَ قُلِ اللّهُ يُفْتِيكُمْ فِي الْكَلاَلَةِ إِنِ امْرُؤٌ هَلَكَ لَيْسَ لَهُ وَلَدٌ وَلَهُ أُخْتٌ فَلَهَا نِصْفُ مَا تَرَكَ وَهُوَ يَرِثُهَا إِن لَّمْ يَكُن لَّهَا وَلَدٌ فَإِن كَانَتَا اثْنَتَيْنِ فَلَهُمَا الثُّلُثَانِ مِمَّا تَرَكَ وَإِن كَانُواْ إِخْوَةً رِّجَالاً وَنِسَاء فَلِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الأُنثَيَيْنِ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ أَن تَضِلُّواْ وَاللّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
176-) Yesteftunek* kulillahu yüftiyküm fiyl kelaleti, inimruün heleke leyse lehu veledün ve lehu uhtün feleha nısfü ma terek* ve huve yerisüha in lem yekün leha veled* fe in kanetesneteyni felehümessülüsani mimma terek* ve in kânu ıhveten Ricalen ve nisaen felizzekeri mislü hazzıl ünseyeyn* yübeyyinullahu leküm en tedıllu* vAllahu Bi külli şey'in Aliym;
Senden fetva isterler... De ki: “Kelale (usul ve füru’u olmayan kimse) hakkında size Allah (şöyle) fetva verir: Eğer çocuğu olmayıp, bir kızkardeşi bulunan bir erkek kişi ölürse, terkettiği (mirası) nin yarısı onun (kızkardeşinin) dur... Çocuğu olmayan kız kardeş ölürse, erkek kardeş ona (tüm terekesine) varis olur... Eğer (ölen erkek kişinin kız kardeşleri) iki iseler, (erkek kardeşlerinin) terkettiğinin üç’te ikisi onlarındır... Eğer (mirasçı) kardeşler erkekler, kadınlar olurlar ise (erkek-kız kardeşler durumunda bir çok iseler), (o zaman) bir erkeğe iki dişinin payıdır”... Allah, sapmayasınız diye size beyan ediyor... Allah Bi-külli şey’in Aliym’dir.



 5.    MÂİDE SÛRESİ       المائدة
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا أَوْفُوا بِالْعُقُودِ أُحِلَّتْ لَكُمْ بَهِيمَةُ الْأَنْعَامِ إِلَّا مَا يُتْلَى عَلَيْكُمْ غَيْرَ مُحِلِّي الصَّيْدِ وَأَنْتُمْ حُرُمٌ إِنَّ اللَّهَ يَحْكُمُ مَا يُرِيدُ
1-) Ya eyyühelleziyne amenu evfu Bil ukud* uhıllet leküm behiymetül en'ami illâ ma yütla aleyküm ğayre muhıllis saydi ve entüm hurum* innAllahe yahkümü ma yüriyd;
Ya iman edenler, (Bi-) akidlerinizi tam olarak yerine getirin... Siz (Hac ve Umre için) ihramlı iken avlanmayı helal saymamak şartıyla ve (haram oldukları) size (mesela 3.ayette) okunacaklar müstesna olmak üzere, en’am’dan behime (kurban edilmesi mümkün olan mismil dört ayaklı hayvanlar) size helal kılındı... Muhakkak ki Allah dilediğini hükmeder.
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا لَا تُحِلُّوا شَعَائِرَ اللَّهِ وَلَا الشَّهْرَ الْحَرَامَ وَلَا الْهَدْيَ وَلَا الْقَلَائِدَ وَلَا ءَامِّينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنْ رَبِّهِمْ وَرِضْوَانًا وَإِذَا حَلَلْتُمْ فَاصْطَادُوا وَلَا يَجْرِ
2-) Ya eyyühelleziyne amenu la tuhıllu ŞeairAllahi ve leş Şehrel Harame ve lel Hedye ve lel Kalaide ve la Ammiynel Beytel Harame yebteğune fadlen min Rabbihim ve rıdvana* ve iza haleltüm fastadu* ve la yecrimenneküm şeneanü kavmin en sadduküm anil Mescidil Harami en ta'tedu* ve teavenu alel Birri vet Takva* ve la teavenu alel ismi vel udvan* vettekullah* innAllahe şediydül ıkab;
Ya iman edenler!... ŞeairAllah (Allah nişaneleri, Allah’ı çağrıştıran-hissettiren)’ı, haram aylar’ı (soyunma, vuslat zamanları), HEDY (Beytullah’a hediye olunan kurbanlıklar)’i, kalaid (gerdanlıklar/gerdanlık sahipleri)’i, Rablerinden bir FAZL ve RIDVAN isteyerek Haram Beyt’i kasdedip yönelenleri (orası için memleketlerinden yola çıkıp gelenleri) mubah sayarak (haklarını) ihlal etmeyin/hürmetsizlik yapmayın... İhramdan çıktığınızda avlanabilirsiniz... Mescid-i Haram’a (daha önce) girmenizi engellediler diye bir kavme olan buğzunuz, sizi haddi aşmaya sevketmesin... BİRR ve TAKVA üzere yardımlaşın; zulüm/günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın... Allah’dan ittika edin... Muhakkak ki Allah, Şedid’ül Ikab’dır.
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ وَالدَّمُ وَلَحْمُ الْخِنْزِيرِ وَمَا أُهِلَّ لِغَيْرِ اللَّهِ بِهِ وَالْمُنْخَنِقَةُ وَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّطِيحَةُ وَمَا أَكَلَ السَّبُعُ إِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَأَنْ تَس

3-) Hurrimet aleykümül meytetü veddemü ve lahmül hınziyri ve ma ühille li ğayrillahi Bihi velmünhanikatü velmevkuzetü velmüteraddiyetü vennetıyhatü ve ma ekeles sebüu illâ ma zekkeytüm ve ma zübiha alen nüsubi ve en testaksimu Bil ezlam* zâliküm fisk* elyevme yeiselleziyne keferu min diyniküm fela tahşevhüm vahşevni, elyevme ekmeltü leküm diyneküm ve etmemtü aleyküm nı'metiy ve radıytü lekümül İslame diyna* femenidturre fiy mahmesatin ğayre mütecanifin liismin feinnAllahe Ğafurun Rahîym;

(Şunlar) size (İslam’ı Diyn edinen mü’minlere; Ümmet-i Muhammed’e) haram kılınmıştır: MEYTE (İslami esasla zebh edilMEyerek kendi kendine ölmüş, kanı içinde kalmış tezkiyesiz hayvan; leş), DEM (kan), domuz Eti, (B gerçeğince) Allah’dan ğayrı adına (şirkle) boğazlananlar; (henüz canlı iken) yetişip tezkiye ettikleriniz müstesna MÜNHANİKA (boğularak öldürülmüş), MEVKUZE (dış bir darbe ile vurularak öldürülmüş), MÜTEREDDİYE (yuvarlanarak ölmüş), NATIYHA (toslanarak/süsülerek ölmüş), yırtıcı canavarlar tarafından yenmiş hayvanlar; NUSUB (dikili adak taşı, put) üzerinde boğazlananlar ve fal oklarıyla (B sırrınca) kısmet aramanız... Bütün bunlar FISKtır (Diyn’den çıkmaktır)... İşte bu gün (bu haramların anlaşılıp, gereğinin yaşanması sonucu) kafirler sizin dininizden ye’se düşmüşlerdir (bu haramlara riayet edildiğinde hiç tesirleri kalmaz)... Artık onlardan korkmayın, ben’den haşyet edin... (Bu ayetin anlattığı sistem dolayısıyla) bu gün sizin için diyninizi ikmal ettim, üzerinizdeki ni’metimi tamamladım ve sizin için diyn olarak İSLAM’a (Allah’a tam teslimiyet’e) razı oldum... Her kim batnın boşluğu/açlık dolayısıyla muzdar kalırsa, günaha meyletmeksizin (bunlara) mecbur olursa, muhakkak ki Allah Ğafur, Rahıym’dir.
يَسْأَلُونَكَ مَاذَا أُحِلَّ لَهُمْ قُلْ أُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُ وَمَا عَلَّمْتُمْ مِنَ الْجَوَارِحِ مُكَلِّبِينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ اللَّهُ فَكُلُوا مِمَّا أَمْسَكْنَ عَلَيْكُمْ وَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهِ وَاتَّقُوا اللَّهَ
4-) Yes'eluneke maza uhılle lehüm* kul uhılle lekümüt tayyibatü, ve ma allemtüm minel cevarihı mükellibiyne tüallimunehünne mimma allemekümüllah* fekülu mimma emsekne aleyküm vezkürüsmAllahi aleyh* vettekullah* innAllahe seriy’ul hısab;
Sana, kendilerine neyin HELAL kılındığını, soruyorlar... De ki: Size TAYYİBAT (vahiy ve ilham yollu gelen rızıklar, marifetler) helal kılınmıştır... Ve bir de Allah’ın size ta’lim ettiğinden öğrettiğiniz, alıştırıp eğittiğiniz avcı hayvanların, sizin için tuttuklarından yiyin ve üzerine Allah İsmi’ni zikredin... Allah’dan ittika edin... Muhakkak ki Allah Seri’ül Hisab’dır.
الْيَوْمَ أُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُ وَطَعَامُ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ حِلٌّ لَكُمْ وَطَعَامُكُمْ حِلٌّ لَهُمْ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الْمُؤْمِنَاتِ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ إِذَا ءَاتَيْتُمُوهُنَّ أُجُورَهُ
5-) Elyevme uhılle lekümüt tayyibat* ve taamülleziyne utül Kitabe hıllun leküm* ve taamüküm hıllun lehüm* vel muhsanatü minel mu'minati vel muhsenatü minelleziyne utül Kitabe min kabliküm iza ateytümuhünne ücurehünne muhsıniyne ğayre müsafihıyne ve la müttehıziy ahdan* ve men yekfür Bil iymani fekad habita ameluhu, ve huve fiyl ahireti minel hasiriyn;
Bu gün size TAYYİBAT helal kılınmıştır... Kendilerine Kitab verilmiş (insan istidadı üzere/yahudi ve nasara) olanların yemekleri size helaldir... Sizin yemekleriniz de onlara helaldir... Mü’min kadınların iffetli olanları ile sizden önce kendilerine Kitab verilenlerden iffetli olan kadınlar da, ecrlerini (mihirlerini) vermeniz, zinadan uzak durmaları ve (şunu bunu gizli) dost tutmamaları şartıyla size helaldır... Kim el-İMAN’ı (şu malum tek İslam İmanı’nı) tanımayıp (B gerçeğince) gerçeği örterse/nankörlük ederse, elbette onun ameli boşa gider (İslam’a iman etmemek şirktir).
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا إِذَا قُمْتُمْ إِلَى الصَّلَاةِ فَاغْسِلُوا وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُوا بِرُءُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الْكَعْبَيْنِ وَإِنْ كُنْتُمْ جُنُبًا فَاطَّهَّرُوا وَإِنْ كُنْتُمْ مَرْضَى أَوْ عَلَى
6-) Ya eyyühelleziyne amenu iza kumtüm iles Salati fağsilu vucuheküm ve eydiyeküm ilel merafikı vemsehu Bi ruusiküm ve ercüleküm ilel ka'beyn* ve in küntüm cünüben fattahheru* ve in küntüm merda ev alâ seferin ev cae ehadün minküm minel ğaitı ev lamestümün nisae felem tecidu maen fe teyemmemu saıyden tayyiben femsehu Bi vucuhiküm ve eydiyküm minhu, ma yüriydullahu liyec'ale aleyküm min harecin ve lâkin yüriydu li yütahhireküm ve li yütimme nı'meteHU aleyküm lealleküm teşkürun;
Ey iman edenler!... Salat’a doğrulduğunuzda/namaz’a kalktığınızda vechlerinizi (yüzlerinizi) ve dirseklere kadar ellerinizi gusledin (su ile yıkayın); mesh edin (B sırrınca) başlarınızı ve iki topuğunuza kadar ayaklarınızı da (mesh edin yahut) gusledin... Eğer cünüp iseniz tadahhur edin/tam arının... Eğer hasta olmuşsanız veya bir sefer üzere iseniz veya sizden biri def’i hacetten gelirse yahut kadınlara dokunmuşsanız, (bu durumlarda bir de) su bulamamışsanız, (o vakit) tayyib/temiz toprağa (fıtratlarınıza) teyemmüm edin... (Şöyleki, B sırrınca) vechlerinizi ve ellerinizi ondan mesh edin... Allah size güçlük oluşturmak dilemez, fakat sizi arındırmak ve (HU’nun) nimetini sizin üzerinize tamamlamak diler (kemal?), ki şükredesiniz.
وَاذْكُرُوا نِعْمَةَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَمِيثَاقَهُ الَّذِي وَاثَقَكُمْ بِهِ إِذْ قُلْتُمْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
7-) Vezküru nı'metAllahi aleyküm ve miysakaHUlleziy vasekaküm Bihi iz kultüm semi'na ve eta'na* vettekullah* innAllahe Aliymün Bi zatis sudur;
Üzerinizdeki Allah Nimeti’ni ve (B sırrınca) sizi onunla bağladığı Miysakını zikredin/hatırlayın; hani “İşittik ve itaat ettik” demiştiniz... Allah’dan ittika edin... Muhakkak ki Allah sadrlerin zatı olarak (sinelerde olanı B sırrınca) Aliym’dir.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُونُوا قَوَّامِينَ لِلَّهِ شُهَدَاءَ بِالْقِسْطِ ۖ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ عَلَىٰ أَلَّا تَعْدِلُوا ۚ اعْدِلُوا هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَىٰ ۖ وَاتَّقُوا اللَّهَ ۚ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
8-) Ya eyyühelleziyne amenû kûnu kavvamiyne Lillahi şühedae Bil kıst* ve la yecrimenneküm şeneanü kavmin alâ ella ta'dilu* ı'dilu* huve akrebü lit takva, vettekullah* innAllahe Habiyrun Bi ma ta'melun;
Ey iman edenler... Allâh için dosdoğru durun, âdil şahitler olun... Bir topluluğa olan nefretiniz sizi adaletsizliğe sevketmesin! Âdil olun, bu anlayış korunmaya daha yakındır... Allâh'tan korunun! Muhakkak ki Allâh tüm fiillerinizi (onların yaratanı olarak) Habiyr'dir.

وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ ۙ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ عَظِيمٌ   ﴿٩﴾   
9-) Ve'adAllahulleziyne amenû ve amilus salihati lehüm mağfiretün ve ecrun azıym;
Allâh, iman edip imanının gereği fiileri ortaya koyanlara (şöyle) vadetmiştir: "Onlar için mağfiret ve aziym bir mükâfat vardır."

وَالَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِآيَاتِنَا أُولَٰئِكَ أَصْحَابُ الْجَحِيمِ   
10-) Velleziyne keferu ve kezzebu Bi ayatina ülaike ashabül cahıym;
Hakikati inkâr edenlere ve (Esmâ'nın açığa çıkışı olan) işaretlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennem halkıdır.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا نِعْمَتَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ هَمَّ قَوْمٌ أَنْ يَبْسُطُوا إِلَيْكُمْ أَيْدِيَهُمْ فَكَفَّ أَيْدِيَهُمْ عَنْكُمْ ۖ وَاتَّقُوا اللَّهَ ۚ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ
11-) Ya eyyühelleziyne amenüzküru nı'metAllahi aleyküm iz hemme kavmün en yebsütu ileyküm eydiyehüm fekeffe eydiyehüm anküm* vettekullah* ve alellahi fel yetevekkelil mu'minun;
Ey iman edenler... Üzerinizdeki Allâh nimetini hatırlayın... Hani bir topluluk ellerini size uzatmaya (zarar vermeye) niyetlenmişti de, onların ellerini sizden çekmişti... Allâh'tan korunun! İman edenler, Allâh'a tevekkül etsinler (hakikatlerindeki El-Vekiyl isminin, gereğini yerine getireceğine iman etsinler).
وَلَقَدْ أَخَذَ اللَّهُ مِيثَاقَ بَنِي إِسْرَائِيلَ وَبَعَثْنَا مِنْهُمُ اثْنَيْ عَشَرَ نَقِيبًا ۖ وَقَالَ اللَّهُ إِنِّي مَعَكُمْ ۖ لَئِنْ أَقَمْتُمُ الصَّلَاةَ وَآتَيْتُمُ الزَّكَاةَ وَآمَنْتُمْ بِرُسُلِي وَعَزَّرْتُمُوهُمْ وَأَقْرَضْتُمُ اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا لَأُكَفِّرَنَّ عَنْكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَلَأُدْخِلَنَّكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ ۚ فَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذَٰلِكَ مِنْكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَاءَ السَّبِيلِ
12-) Ve lekad ehazellahu miysâka beni israiyl* ve beasna minhümüsney aşere nekıyba* ve kalAllahu inniy meaküm* lein ekamtümüs Salate ve ateytümüz Zekate ve amentüm Bi rusuliy ve azzertümuhüm ve akradtümullahe kardan hasenen leükeffirenne anküm seyyiatiküm ve leüdhılenneküm cennatin tecriy min tahtihel enhar* femen kefere ba'de zâlike minküm fekad dalle sevaes sebiyl;
Andolsun ki Allâh, İsrailoğullarının sözünü aldı... Onlardan on iki temsilci bâ'settik... Allâh şöyle buyurmuştu: "Ben muhakkak sizinleyim... Salâtı ikame ettiğiniz, zekâtı verdiğiniz, Rasûllerime iman edip onlara yardımcı olduğunuz; Allâh'a karz-ı hasen ile borç verdiğiniz takdirde, kötülüklerinizi sizden silerim; elbette sizi altlarından nehirler akan cennetlere koyarım... Bundan sonra sizden kim hakikati inkâr ederse, gerçekten yolun ortasından sapmıştır."
فَبِمَا نَقْضِهِمْ مِيثَاقَهُمْ لَعَنَّاهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَاسِيَةً ۖ يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِهِ ۙ وَنَسُوا حَظًّا مِمَّا ذُكِّرُوا بِهِ ۚ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلَىٰ خَائِنَةٍ مِنْهُمْ إِلَّا قَلِيلًا مِنْهُمْ ۖ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاصْفَحْ ۚ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ
13-) Fe Bi ma nakdıhim miysakahüm leannahüm ve cealna kulubehüm kasiyeten, yuharrifunel kelime an mevadı'ıhi ve nesu hazzan mimma zükkiru Bihi, ve la tezalu tattaliu alâ hainetin minhüm illâ kaliylen minhüm fa'fü anhüm vasfah* innAllahe yuhıbbul muhsiniyn;
Ahdlerini bozmaları ile onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık (anlayışlarını kilitledik)! Kelimelerdeki mânâları asıl anlamlarından saptırırlar. Uyarıldıkları hakikatlerden haz almayı unuttular... Pek azı hariç, onlardan daima hainlik görürsün... Onları affet, aldırma! Muhakkak ki Allâh ihsan sahiplerini sever.
وَمِنَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّا نَصَارَىٰ أَخَذْنَا مِيثَاقَهُمْ فَنَسُوا حَظًّا مِمَّا ذُكِّرُوا بِهِ فَأَغْرَيْنَا بَيْنَهُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَاءَ إِلَىٰ يَوْمِ الْقِيَامَةِ ۚ وَسَوْفَ يُنَبِّئُهُمُ اللَّهُ بِمَا كَانُوا يَصْنَعُونَ
14-) Ve minelleziyne kalu inna nesara ehazna miysâkahüm fe nesu hazzan mimma zükkiru Bih* feağreyna beynehümül 'adavete vel bağdae ila yevmil kıyameti, ve sevfe yünebbiuhumullahu Bi ma kânu yasne'un;
"Biz Nasarayız" diyenlerden de söz almıştık! Bunlar da hatırlatıldıkları şeyden bir hisse almayı unuttular... Biz de onların arasına, kıyamet süreci başlayana kadar düşmanlık ve nefret saldık... Allâh onlara ne üretip oluşturduklarını gösterecektir.
يَا أَهْلَ الْكِتَابِ قَدْ جَاءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ كَثِيرًا مِمَّا كُنْتُمْ تُخْفُونَ مِنَ الْكِتَابِ وَيَعْفُو عَنْ كَثِيرٍ ۚ قَدْ جَاءَكُمْ مِنَ اللَّهِ نُورٌ وَكِتَابٌ مُبِينٌ
15-) Ya ehlel Kitabi kad caeküm Rasulüna yübeyyinü leküm kesiyren mimma küntüm tuhfune minel Kitabi ve ya'fu an kesiyr* kad caeküm minAllahi nurun ve Kitabun mubiyn;
Ey hakikat bilgisi verilmiş olanlar... Hakikat bilgisinden gizlediklerinizin birçoğunu size açıklayan ve birçoğunu (gizlemenizi de) affeden Rasûlümüz geldi... Gerçekten size Allâh'tan bir Nur ve Kitab-ı Mubiyn (açık seçik Sünnetullah bilgisi) gelmiştir.
يَهْدِي بِهِ اللَّهُ مَنِ اتَّبَعَ رِضْوَانَهُ سُبُلَ السَّلَامِ وَيُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ بِإِذْنِهِ وَيَهْدِيهِمْ إِلَىٰ صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ
16-) Yehdiy Bihillahu menittebe'a rıdvaneHU sübüles selâmi ve yuhricühüm minaz zulümati ilennuri Bi izniHİ ve yehdiyhim ila sıratın müstekıym;
Rıdvanına (insandaki Esmâ hakikatiyle tahakkuk kuvvesi-melekesi) tâbi olanları, Allâh hakikatleri olan Esmâ özellikleriyle, hakikate erdirir; onları Esmâ bileşimlerinin elvermesiyle karanlıklardan nura çıkarır ve onları doğru yaşam yoluna yöneltir.
لَقَدْ كَفَرَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّ اللَّهَ هُوَ الْمَسِيحُ ابْنُ مَرْيَمَ ۚ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ مِنَ اللَّهِ شَيْئًا إِنْ أَرَادَ أَنْ يُهْلِكَ الْمَسِيحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَأُمَّهُ وَمَنْ فِي الْأَرْضِ جَمِيعًا ۗ وَلِلَّهِ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ۚ يَخْلُقُ مَا يَشَاءُ ۚ وَاللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
17-) Lekad keferalleziyne kalu innAllahe HUvel Mesiyhubnü Meryem* kul femen yemlikü minAllahi şey'en in erade en yühlikel Mesiyhabne Meryeme ve ümmehu ve men fiyl Ardı cemiy'a* ve Lillahi mülküs Semavati vel Ardı ve ma beynehüma* yahlüku ma yeşa' * vAllahu alâ külli şey'in Kadiyr;
Andolsun ki "Allâh, Meryemoğlu Mesih'tir" diyenler hakikati inkâr etmişlerdir! De ki: "Eğer Meryemoğlu Mesih'i, Onun anasını ve yeryüzünde kim varsa hepsini birden helâk etmeyi dilerse, kim Allâh'a karşı koyacak bir kuvvete sahiptir?"... Semâların, arzın ve ikisi arasındakilerin varlığı Allâh (Esmâ ül Hüsnâ özelliklerinin açığa çıkması-seyri) içindir! Dilediğini yaratır! Allâh her şeye Kaadir'dir.
 وَقَالَتِ الْيَهُودُ وَالنَّصَارَىٰ نَحْنُ أَبْنَاءُ اللَّهِ وَأَحِبَّاؤُهُ ۚ قُلْ فَلِمَ يُعَذِّبُكُمْ بِذُنُوبِكُمْ ۖ بَلْ أَنْتُمْ بَشَرٌ مِمَّنْ خَلَقَ ۚ يَغْفِرُ لِمَنْ يَشَاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَاءُ ۚ وَلِلَّهِ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ۖ وَإِلَيْهِ الْمَصِيرُ
18-) Ve kaletil yehudü vennesara nahnü ebnaullahi ve ehıbbauHU, kul felime yüazzibüküm Bi zünubiküm* bel entüm beşerün mimmen haleka, yağfiru limen yeşaü ve yüazzibü men yeşa'* ve Lillahi mülküs Semavati vel Ardı ve ma beynehüma* ve ileyhil mesıyr;
Yahudi ve Nasara: "Biz Allâh'ın oğulları ve O'nun sevdikleriyiz" dediler... De ki: "Öyle ise sizi niçin suçlarınız yüzünden azaplandırıyor?"... Hayır, siz de O'nun yarattığı bir beşersiniz... Dilediğini mağfiret eder, dilediğine azap eder... Semâların, arzın ve ikisi arasındakilerin mülkü Allâh içindir... Dönüş O'nadır!
يَا أَهْلَ الْكِتَابِ قَدْ جَاءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ عَلَىٰ فَتْرَةٍ مِنَ الرُّسُلِ أَنْ تَقُولُوا مَا جَاءَنَا مِنْ بَشِيرٍ وَلَا نَذِيرٍ ۖ فَقَدْ جَاءَكُمْ بَشِيرٌ وَنَذِيرٌ ۗ وَاللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
19-) Ya ehlel Kitabi kad caeküm Rasulüna yübeyyinü leküm alâ fetretin miner Rusuli en tekulu ma caena min beşiyrin ve la neziyr* fekad caeküm beşiyrun veneziyr* vAllahu alâ külli şey'in Kadiyr;
Ey kendilerine hakikat bilgisi verilmiş olanlar... Rasûllerin arasının kesildiği bir süreçte, size gerçekleri açıklayan Rasûlümüz gelmiştir... "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demeyesiniz (diye)... İşte size müjdeleyici ve uyarıcı (Rasûl) geldi... Allâh her şey üzerine Kaadir'dir.
وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِ يَا قَوْمِ اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ جَعَلَ فِيكُمْ أَنْبِيَاءَ وَجَعَلَكُمْ مُلُوكًا وَآتَاكُمْ مَا لَمْ يُؤْتِ أَحَدًا مِنَ الْعَالَمِينَ
20-) Ve iz kale Musa li kavmihi ya kavmizküru nı'metAllahi aleyküm iz ceale fiyküm enbiyae ve cealleküm müluken, ve ataküm ma lem yü'ti ehaden minel alemiyn;
Bir zaman Musa, halkına şöyle demişti: "Ey halkım, üzerinizdeki Allâh nimetini hatırlayın; içinizde Nebiler meydana getirdi ve sizi melîkler kıldı; âlemlerden hiç kimseye vermediğini (insana has olan yeryüzünde halife olması bilgisini) size verdi."
يَا قَوْمِ ادْخُلُوا الْأَرْضَ الْمُقَدَّسَةَ الَّتِي كَتَبَ اللَّهُ لَكُمْ وَلَا تَرْتَدُّوا عَلَىٰ أَدْبَارِكُمْ فَتَنْقَلِبُوا خَاسِرِينَ
21-) Ya kavmidhulül Ardal mukaddesetelletiy ketebAllahu leküm ve la terteddu alâ edbariküm fetenkalibu hasiriyn;
"Ey halkım, Allâh'ın sizin için yazdığı (takdir ettiği) Arz-ı Mukaddes'e (kutsal vadi) girin, eskiye dönmeyin; yoksa hüsrana uğrayanlar olarak dönersiniz."
قَالُوا يَا مُوسَىٰ إِنَّ فِيهَا قَوْمًا جَبَّارِينَ وَإِنَّا لَنْ نَدْخُلَهَا حَتَّىٰ يَخْرُجُوا مِنْهَا فَإِنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا فَإِنَّا دَاخِلُونَ
22-) Kalu ya Musa inne fiyha kavmen cebbariyn* ve inna len nedhuleha hatta yahrucu minha* fein yahrucu minha feinna dahılun;
Dediler ki: "Yâ Musa, muhakkak ki orada zorba bir halk yaşıyor... Onlar oradan çıkıncaya kadar biz oraya asla giremeyiz... Şayet oradan kendiliklerinden giderlerse, o zaman biz gireriz."
قَالَ رَجُلَانِ مِنَ الَّذِينَ يَخَافُونَ أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِمَا ادْخُلُوا عَلَيْهِمُ الْبَابَ فَإِذَا دَخَلْتُمُوهُ فَإِنَّكُمْ غَالِبُونَ ۚ وَعَلَى اللَّهِ فَتَوَكَّلُوا إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ
23-) Kale racülani minelleziyne yehafune en'amAllahu aleyhimedhulu aleyhimül bab* fe izâ dehaltümuhu feinneküm ğalibune ve alellahi fetevekkelu in küntüm mu'miniyn;
Korktukları toplum içinden gelen Allâh'ın in'amda bulunduğu iki adam şöyle dedi: "Onların üzerine kapıdan girin... Ona girdiğinizde artık muhakkak ki siz galiplersiniz... Eğer iman edenler iseniz Allâh'a tevekkül edin (hakikatinizdeki El-Vekiyl isminin özelliğinin, gereğini yerine getireceğine iman edin)."
قَالُوا يَا مُوسَىٰ إِنَّا لَنْ نَدْخُلَهَا أَبَدًا مَا دَامُوا فِيهَا ۖ فَاذْهَبْ أَنْتَ وَرَبُّكَ فَقَاتِلَا إِنَّا هَاهُنَا قَاعِدُونَ
24-) Kalu ya Musa inna len nedhuleha ebeden ma damu fiyha fezheb ente ve Rabbüke fe katila inna hahüna ka'ıdun;
Dediler ki: "Yâ Musa, orada oldukları müddetçe biz oraya ebeden girmeyeceğiz... Git, sen ve Rabbin; ikiniz savaşın! İşte burada oturucularız."
قَالَ رَبِّ إِنِّي لَا أَمْلِكُ إِلَّا نَفْسِي وَأَخِي ۖ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْفَاسِقِينَ
25-) Kale Rabbi inniy la emlikü illâ nefsiy ve ehıy fefruk beynena ve beynel kavmil fasikıyn;
(Musa) şöyle dedi: "Rabbim... Muhakkak ki ben, sadece kendime ve kardeşime söz geçirebiliyorum... Artık bizimle o fâsıklar (inancı bozulmuşlar) topluluğunun arasını ayır."
قَالَ فَإِنَّهَا مُحَرَّمَةٌ عَلَيْهِمْ ۛ أَرْبَعِينَ سَنَةً ۛ يَتِيهُونَ فِي الْأَرْضِ ۚ فَلَا تَأْسَ عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقِينَ
26-) Kale feinneha muharremetün aleyhim erbe'ıyne seneten, yetiyhune fiyl Ardı fela te'se alel kavmil fasikıyn;
Buyurdu ki: "Artık orası onlara kırk sene haram edilmiştir... Yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklardır... Artık sen de o fâsıklar (inancı bozulmuşlar) topluluğu için üzülme."


SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal