Sayfa: [1]
  Yazdır  
.



60.  MÜMTEHİNE SÛRESİ   الممتحنة

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا عَدُوِّي وَعَدُوَّكُمْ أَوْلِيَاء تُلْقُونَ إِلَيْهِم بِالْمَوَدَّةِ وَقَدْ كَفَرُوا بِمَا جَاءكُم مِّنَ الْحَقِّ يُخْرِجُونَ الرَّسُولَ وَإِيَّاكُمْ أَن تُؤْمِنُوا بِاللَّهِ رَبِّكُمْ إِن كُنتُمْ خَرَجْتُمْ جِهَاداً فِي سَبِيلِي وَابْتِغَاء مَرْضَاتِي تُسِرُّونَ إِلَيْهِم بِالْمَوَدَّةِ وَأَنَا أَعْلَمُ بِمَا أَخْفَيْتُمْ وَمَا أَعْلَنتُمْ وَمَن يَفْعَلْهُ مِنكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَاء السَّبِيلِ
1-) Ya eyyuhelleziyne amenu la tettehızu 'aduvviy ve 'aduvveküm evliyae tulkune ileyhim Bilmeveddeti ve kad keferu Bima caeküm minelHakkı yuhricunerRasûle ve iyyaküm en tu'minu Billahi Rabbiküm* in küntüm harectum cihaden fiy sebiyliy vebtiğae merdatiy tusirrune ileyhim Bilmeveddeti, ve ene a'lemu Bima ahfeytum ve ma a'lentum* ve men yef'alhu minküm fekad dalle sevaessebiyl;
Ey iman edenler!... Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları (müşrikleri, gadab edilmişleri) veliler edinmeyin... Onlar, Hakk’dan size gelmiş olanı (B sırrınca) küfr (inkar, red) ettikleri, Rabbiniz (hakikatınız) olan Allah’a (B sırrıyla) iman ettiğiniz için Rasûl’ü (Rasûlullah’ı) ve sizi (yurdunuzdan) çıkardıkları halde, siz onlara (Bi-) mevedde (sevgi) ilka ediyorsunuz (görünüşte dolaylı da olsa işlerini takviye ve teşvik ediyorsunuz)... Eğer yolumda cihad etmek ve rızamı taleb etmek/kazanmak için çıkmış iseniz (onları dost edinmeyin);halbu ki onlara (içinizden) (Bi-) mevedde (sevgi) gizliyorsunuz... (Oysa) ben gizlediğinizi de açıkladığınızı da (B sırrınca) bilirim... Sizden kim bunu yaparsa, yolun denge noktasından (sırat-ı müstakıym’den) gerçekten sapmıştır.

إِن يَثْقَفُوكُمْ يَكُونُوا لَكُمْ أَعْدَاء وَيَبْسُطُوا إِلَيْكُمْ أَيْدِيَهُمْ وَأَلْسِنَتَهُم بِالسُّوءِ وَوَدُّوا لَوْ تَكْفُرُونَ
2-) İn yeskafuküm yekûnu leküm a'daen ve yebsutu ileyküm eydiyehüm ve elsinetehüm Bissui ve veddu lev tekfurun;
Eğer onlar sizi yakalar/ele geçirirlerse, sizin için düşmanlar olurlar (Hakk’dan döndürmeye zorlarlar)... Ellerini ve dillerini size (Bi-) kötülükle bast ederler (uzatırlar) ve kafir olmanızı (gerçeği reddetmenizi) şiddetle arzu ederler.

لَن تَنفَعَكُمْ أَرْحَامُكُمْ وَلَا أَوْلَادُكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَفْصِلُ بَيْنَكُمْ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
3-) Len tenfe'aküm erhamuküm ve la evladuküm yevmelkıyameti yafsılu beyneküm* vAllahu Bima ta'melune Basıyr;
Ne Erhamınız (akrabalarınız) ne de evladınız (gibi fani nisbetler ve Allah için olmayan onların dostluğu) size asla fayda sağlamaz... Kıyamet günü (Allah) aranızı ayırır... Allah yaptıklarınızı (B sırrınca) Basıyr’dir.

قَدْ كَانَتْ لَكُمْ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ فِي إِبْرَاهِيمَ وَالَّذِينَ مَعَهُ إِذْ قَالُوا لِقَوْمِهِمْ إِنَّا بُرَاء مِنكُمْ وَمِمَّا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ كَفَرْنَا بِكُمْ وَبَدَا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةُ وَالْبَغْضَاء أَبَداً حَتَّى تُؤْمِنُوا بِاللَّهِ وَحْدَهُ إِلَّا قَوْلَ إِبْرَاهِيمَ لِأَبِيهِ لَأَسْتَغْفِرَنَّ لَكَ وَمَا أَمْلِكُ لَكَ مِنَ اللَّهِ مِن شَيْءٍ رَّبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَإِلَيْكَ أَنَبْنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
4-) Kad kânet leküm usvetun hasenetun fiy İbrahiyme velleziyne me'ahu, iz kalu likavmihim inna bureau minküm ve mimma ta'budune min dunillahi keferna Biküm ve beda beynena ve beynekümül'adavetü velbağdau ebeden hatta tu’minu Billahi vahdeHU illâ kavle İbrahiyme liebiyhi leestağfirenne leke ve ma emlikü leke minAllahi min şey'* Rabbena 'aleyke tevekkelna ve ileyke enebna veileykelmasıyr;
İbrahiym’de ve Onunla beraber olan kimselerde sizin (tevhid ehli) için gerçekten üsve-i hasene (güzel bir örnek) vardır... Hani onlar kavimlerine dediler ki: “Muhakkak ki biz sizden de, Allah’ın gayrından kulluk yaptıklarınızdan da uzağız... Sizi (B sırrınca) küfr ettik (örttük; inkar-red ettik)... Bizimle sizin aramızda, siz Allah’a O’nun tekliği ile (B sırrınca) iman edinceye kadar, ebediyyen düşmanlık ve buğz başlamıştır”... Ancak İbrahiym’in babasına: “Mutlaka senin için mağfiret dileyeceğim; ama senin için (dua edip istemekten başka) Allah’dan bir şeye malik değilim” sözü hariç... (İbrahiym ve Onunla beraber olanlar): “Rabbimiz, sana tevekkül ettik, sana yöneldik (rücu’ ettik) ve dönüş (ümüz) sanadır” (dediler).


رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا وَاغْفِرْ لَنَا رَبَّنَا إِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
5-) Rabbena lâ tec'alna fitneten lilleziyne keferu vağfir lena Rabbena* inneKE ENTEl'Aziyzül Hakiym;

“Rabbimiz!... Kafir olanlar için bizi bir fitne kılma... Bizi mağfiret et Rabbimiz!... Muhakkak ki sen Aziyz’sin, Hakiym’sin”.

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِيهِمْ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَمَن يَتَوَلَّ فَإِنَّ اللَّهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ
6-) Lekad kâne leküm fiyhim üsvetun hasenetün limen kâne yercullahe velyevmel'ahır* ve men yetevelle feinnAllahe HuvelĞaniyyulHamiyd;
Andolsun ki onlarda (İbrahiym ve ashabında) sizin için, Allah’ı ve Ahir Günü umanlar için üsve-i hasene (güzel bir örnek) vardır... Kim (Allah’dan) yüz çevirirse, muhakkak ki Allah Ğaniyy’dir, Hamiyd’dır.

عَسَى اللَّهُ أَن يَجْعَلَ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَ الَّذِينَ عَادَيْتُم مِّنْهُم مَّوَدَّةً وَاللَّهُ قَدِيرٌ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
7-) 'AsAllahu en yec'ale beyneküm ve beynelleziyne 'adeytum minhüm meveddeten, vAllahu Kadiyr* vAllahu Ğafurun Rahıym;
Umulur ki Allah sizinle, onlardan düşman olduklarınız arasında bir mevedde (sevgi) oluşturur (onlara tevhidi hidayet eder)... Allah Kadiyr’dir... Allah Ğafur’dur, Rahıym’dir.

لَا يَنْهَاكُمُ اللَّهُ عَنِ الَّذِينَ لَمْ يُقَاتِلُوكُمْ فِي الدِّينِ وَلَمْ يُخْرِجُوكُم مِّن دِيَارِكُمْ أَن تَبَرُّوهُمْ وَتُقْسِطُوا إِلَيْهِمْ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُقْسِطِينَ
8-) La yenhakümullahu 'anilleziyne lem yukatiluküm fiyddiyni ve lem yuhricuküm min diyariküm en teberruhüm ve tuksitu ileyhim* innAllahe yuhıbbulmuksitıyn;
Diyn’de sizinle savaşmamış ve sizi yurtlarınızdan çıkarmamış kimselere iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan Allah sizi nehyetmez... Muhakkak ki Allah muksitleri (uluhiyyet hükümlerine göre muamele edenleri) sever.

إِنَّمَا يَنْهَاكُمُ اللَّهُ عَنِ الَّذِينَ قَاتَلُوكُمْ فِي الدِّينِ وَأَخْرَجُوكُم مِّن دِيَارِكُمْ وَظَاهَرُوا عَلَى إِخْرَاجِكُمْ أَن تَوَلَّوْهُمْ وَمَن يَتَوَلَّهُمْ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
9-) İnnema yenhakümullahu 'anilleziyne katelukum fiyddiyni ve ahrecuküm min diyariküm ve zaheru 'alâ ıhraciküm en tevellevhüm* ve men yetevellehüm feülaike hümüzzalimun;
Allah ancak, Diyn’de sizinle savaşmış, sizi yurtlarınızdan çıkarmış ve sizin ihracınız üzerine (sizi çıkaranlara) yardım edip destek olmuş kimseleri dost edinmenizi size nehyeder... Kim onları veli edinir/sevişir/yardım ederse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا جَاءكُمُ الْمُؤْمِنَاتُ مُهَاجِرَاتٍ فَامْتَحِنُوهُنَّ اللَّهُ أَعْلَمُ بِإِيمَانِهِنَّ فَإِنْ عَلِمْتُمُوهُنَّ مُؤْمِنَاتٍ فَلَا تَرْجِعُوهُنَّ إِلَى الْكُفَّارِ لَا هُنَّ حِلٌّ لَّهُمْ وَلَا هُمْ يَحِلُّونَ لَهُنَّ وَآتُوهُم مَّا أَنفَقُوا وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ أَن تَنكِحُوهُنَّ إِذَا آتَيْتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ وَلَا تُمْسِكُوا بِعِصَمِ الْكَوَافِرِ وَاسْأَلُوا مَا أَنفَقْتُمْ وَلْيَسْأَلُوا مَا أَنفَقُوا ذَلِكُمْ حُكْمُ اللَّهِ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
10-) Ya eyyuhelleziyne amenu iza caekümül mu’minatu muhaciratin femtehınuhünne, Allahu a'lemu Bi iymanihinn* fein 'alimtumuhünne mu’minatin fela terci'uhünne ilelküffari la hünne hıllun lehüm ve la hüm yehıllune lehunn* ve atuhüm ma enfeku* ve la cunaha 'aleyküm en tenkıhuhünne iza ateytümuhünne ucurehunn* ve la tumsikû Bi'ısamilkevafiri ves'elu ma enfaktum velyes elu ma enfeku* zâliküm hukmullahi yahkumu beyneküm* vAllahu Aliymun Hakiym;
Ey iman edenler!... Mü’min kadınlar hicret ediciler olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin (size niçin geldiklerini sorun)... Allah onların imanlarını (B sırrınca) daha iyi bilir... Eğer onları mü’min kadınlar bilirseniz (iman ettikleri için geldiklerini anlarsanız), onları küffara (kafirlere) geri döndürmeyin... Ne bunlar (mü’min kadınlar) onlara (küffara) helaldir, ne de onlar bunlara helal olurlar... Onlara (küffara) infak ettiklerini (mehirlerini) verin... Onların (bu kadınların) ecirlerini (mehirlerini) kendilerine verdiğiniz vakit onları nikahlamanızda sizin üzerinize bir cünah (günah) yoktur... Kafir kadınların (Bi-) ismetlerini (nikahlarını, akidlerini, iffetlerini) tutmayın (salı verin onları)... Siz (kafirlere dönmeyi tercih eden kadınlar için) harcadıklarınızı isteyin, onlar da (kafirler de sizi tercih eden mü’min kadınlar için) harcadıklarını istesinler... Bu size Allah’ın hükmüdür... (İşte O) aranızda hükmediyor... Allah Aliym’dir, Hakiym’dir.

وَإِن فَاتَكُمْ شَيْءٌ مِّنْ أَزْوَاجِكُمْ إِلَى الْكُفَّارِ فَعَاقَبْتُمْ فَآتُوا الَّذِينَ ذَهَبَتْ أَزْوَاجُهُم مِّثْلَ مَا أَنفَقُوا وَاتَّقُوا اللَّهَ الَّذِي أَنتُم بِهِ مُؤْمِنُونَ
11-) Ve in fateküm şey'ün min ezvaciküm ilelküffari fe'akabtum featulleziyne zehebet ezvacuhüm misle ma enfeku* vettekullahelleziy entüm Bihi mu’minun;
Eğer eşlerinizden küffara bir şey fevt eder (eşlerinizden elinizden çıkan olur) de (sonra siz) muakıb olursanız (fırsat size geçer; onların eşlerinden size kaçan olur ya da ganimet olarak size kalırlarsa), eşleri gitmiş olanlara harcadıklarının (mehirlerinin) mislini veriniz... O Allah’dan ittika edin ki siz O’na (B sırrınca) mü’minlersiniz.


يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِذَا جَاءكَ الْمُؤْمِنَاتُ يُبَايِعْنَكَ عَلَى أَن لَّا يُشْرِكْنَ بِاللَّهِ شَيْئاً وَلَا يَسْرِقْنَ وَلَا يَزْنِينَ وَلَا يَقْتُلْنَ أَوْلَادَهُنَّ وَلَا يَأْتِينَ بِبُهْتَانٍ يَفْتَرِينَهُ بَيْنَ أَيْدِيهِنَّ وَأَرْجُلِهِنَّ وَلَا يَعْصِينَكَ فِي مَعْرُوفٍ فَبَايِعْهُنَّ وَاسْتَغْفِرْ لَهُنَّ اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
12-) Ya eyyühenNebîyyu iza caekelmu’minatu yubayı'neke alâ en la yüşrikne Billahi şey'en ve la yesrıkne ve la yezniyne ve la yaktulne evladehünne ve la ye'tiyne Bibuhtanin yefteriynehu beyne eydiyhinne ve erculihinne ve la ya'sıyneke fiy ma'rufin febayı'hünne vestağfir lehunnAllah* innAllahe Ğafurun Rahıym;

Ey O Nebî (HatemünNebî) !... Mü’min kadınlar: “Allah’a (B gerçeğince) hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık yapmamaları, zina etmemeleri, çocuklarını katletmemeleri, elleri ve ayakları arasında bir (Bi-) buhtan uydurup getirmemeleri (yüklendikleri çocuklarının nesebini saptırmamaları) ve hiçbir ma’ruf’ta (getirdiğin diyn-sünnetullah hükümlerinde; fıtrata göre iyi işlerde; onlara emrettiklerinde ve nehyettiklerinde) sana ısyan etmemeleri” üzerine sana bey’atlaşmaya geldiklerinde, onlarla bey’atlaş ve onlar için Allah’dan mağfiret dile... Muhakkak ki Allah Ğafur’dur, Rahıym’dir.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَوَلَّوْا قَوْماً غَضِبَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ قَدْ يَئِسُوا مِنَ الْآخِرَةِ كَمَا يَئِسَ الْكُفَّارُ مِنْ أَصْحَابِ الْقُبُورِ
13-) Ya eyyuhelleziyne amenu la tetevellev kavmen ğadıbAllahu 'aleyhim kad yesiu minel'ahıreti kema yeiselküffaru min ashabilkubur;
Ey iman edenler!... Allah’ın kendilerine gadab ettiği, küffarın (gerçeği reddedenlerin) ashab-ı kubur (kabir halkı)’dan/ (ya da ashab-ı kubur’dan olan kafirlerin) ümit kestikleri gibi Ahiret’ten ümit kesmiş bir kavmi dost edinmeyin!.
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal