Sayfa: [1]
  Yazdır  
.



74. MÜDDESSİR SÛRESİ   المدثر

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM   

يَا أَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ
1-) Ya eyyühel müddessir;
Ey O Müddessir (elbisesine bürünen, kendisini örten?) !.

قُمْ فَأَنذِرْ
2-) Kum feenzir;
Kalk (kıyam dur) da uyar!.

وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ
3-) Ve Rabbeke fekebbir;
Rabbini tekbir et (büyükle, kibriyası ile bil; herbir birimde kemalatını açığa çıkartmakta olan O’dur) !.

وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ
4-) Ve siyabeke fetahhir;
Elbiselerini (kirlerden şuurunu) tahir kıl!.

وَالرُّجْزَ فَاهْجُرْ
5-) Verrucze fehcur;
Rücz (put, maddi yaşantı, günah, azab, pislik)’den kaçın/uzak dur!.

وَلَا تَمْنُن تَسْتَكْثِرُ
6-) Ve la temnün testeksir;
Çoğu isteyerek (karşılığında çok sevab var düşünerek) iyilik-ihsan yapma!.

وَلِرَبِّكَ فَاصْبِرْ
7-) Ve liRabbike fasbir;
Ve Rabbin için sabret!.

فَإِذَا نُقِرَ فِي النَّاقُورِ
8-) Feiza nukıre fiynnakur;
O Nakur (boru, borazan, sur)’a üfürüldüğünde (ölüm, ba’s),

فَذَلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ
9-) Fezâlike yevmeizin yevmun 'asiyr;
İşte o gün, çok zor bir gündür,

عَلَى الْكَافِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ
25-) 'Alelkafiriyne ğayru yesiyr;
Kafirler (gerçeği reddedenler) üzerine, hiç kolay değildir.

ذَرْنِي وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيداً
11-) Zerniy ve men halaktu vehıyda;
Beni ve vahıyd (yalnız, tek, ferd) olarak yarattığımı (başbaşa) bırak;

وَجَعَلْتُ لَهُ مَالاً مَّمْدُودا
12-) Ve ce'altu lehu malen memduda;
Kendisine uzatılmış (uzun boylu, bol) bir mal oluşturduğumu,

وَبَنِينَ شُهُوداً
13-) Ve beniyne şuhuda;
Ve (huzurunda hazır) şahid oğullar (verdiğimi),

وَمَهَّدتُّ لَهُ تَمْهِيداً
14-) Ve mehhedtu lehu temhiyda;
Ve kendisine alabildiğine genişlik ve bolluk verdiğimi.

ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ
15-) Sümme yatme'u en eziyde;
Sonra (o nimetleri daha da) artırmamı umar (hırs ile ister).

كَلَّا إِنَّهُ كَانَ لِآيَاتِنَا عَنِيداً
16-) Kella* innehu kâne liayatiNA 'aniyda;
Hayır (asla) !... Muhakkak ki o ayetlerimize çok inatçıdır.

سَأُرْهِقُهُ صَعُوداً
17-) Seurhikuhu sa'uda;
Onu saud’a (sarp bir yokuş... Hadis-i Şerif: Saud, ateşten bir dağdır... (Kafir) ona yetmiş yılda tırmanır ve (aynı şekilde) iner/yuvarlanır... Ebediyyen onun içinde işte böylecedir.) mecbur edeceğim.

إِنَّهُ فَكَّرَ وَقَدَّرَ
18-) İnnehu fekkere vekaddere;
Muhakkak ki o düşündü (fikretti) ve takdir etti (ölçtü-biçti).

فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ
19-) Fekutile keyfe kaddere;
Ölesi/kahrolası nasıl takdir etti!.

ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ
20-) Sümme kutile keyfe kaddere;
Sonra yine ölesi/kahrolası nasıl takdir etti!.

ثُمَّ نَظَرَ
21-) Sümme nezare;
Sonra baktı,

ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ
22-) Sümme 'abese ve besere;
Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti.

ثُمَّ أَدْبَرَ وَاسْتَكْبَرَ
23-) Sümme edbere vestekbere;
Sonra arkasını döndü ve kibre saptı.

فَقَالَ إِنْ هَذَا إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ
24-) Fekale in hazâ illâ sıhrun yu'ser;
Ve şöyle dedi: “Bu rivayet (nakl) edilegelen bir sihir (büyüleyici bir söz) den başka bir şey değil”.

إِنْ هَذَا إِلَّا قَوْلُ الْبَشَرِ
25-) İn hazâ illâ kavlulbeşer;
“Beşer sözünden başka değil bu”.

سَأُصْلِيهِ سَقَرَ
26-) Seusliyhi Sekara;
Onu Sakar’a (elem ve eziyet veren ateşe) maruz bırakacağım.

وَمَا أَدْرَاكَ مَا سَقَرُ
27-) Ve ma edrake ma Sekar;
Sakar’ı sana bildiren nedir (bilirmisin Sakar’ı) ?.

لَا تُبْقِي وَلَا تَذَرُ

28-) La tubkıy ve la tezer;

(Sakar) hem baki kılmaz (aynı halde bırakmaz), hem de (seni, işlevini) terketmez.

لَوَّاحَةٌ لِّلْبَشَرِ
29-) Levvahatun lilbeşer;
 (O) beşeri (derileri) yakıp karartandır.

عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ
30-) 'Aleyha tis'ate 'aşer;
Onun üzerinde ondokuz (melek?) vardır.

وَمَا جَعَلْنَا أَصْحَابَ النَّارِ إِلَّا مَلَائِكَةً وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا لِيَسْتَيْقِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ وَيَزْدَادَ الَّذِينَ آمَنُوا إِيمَاناً وَلَا يَرْتَابَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ وَالْمُؤْمِنُونَ وَلِيَقُولَ الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَالْكَافِرُونَ مَاذَا أَرَادَ اللَّهُ بِهَذَا مَثَلاً كَذَلِكَ يُضِلُّ اللَّهُ مَن يَشَاءُ وَيَهْدِي مَن يَشَاءُ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ وَمَا هِيَ إِلَّا ذِكْرَى لِلْبَشَرِ
31-) Ve ma ce'alna ashabennari illâ Melaiketen, ve ma ce'alna 'ıddetehüm illâ fitneten lilleziyne keferu liyestekınelleziyne utülKitabe ve yezdadelleziyne amenu iymanen ve la yertabelleziyne utülKitabe velmu’minune ve liyekulelleziyne fiy kulubihim meredun velkafirune mazâ eradAllahu Bihazâ mesela* kezâlike yudillullahu men yeşa'u ve yehdiy men yeşa’* ve ma ya'lemu cunude Rabbike illâ HU* ve ma hiye illâ zikra lilbeşer;
Nar Ashabı’nı ancak melaike kıldık... Onların sayısını da kafir olanlar için ancak bir fitne (bela, imtihan) kıldık... Kendilerine kitab verilenler yakinen bilsin ve iman edenler de iman bakımından (imanları) artsın; kendilerine kitab verilmiş olanlar ve mü’minler de kuşkuya düşmesinler diye... Kalblerinde hastalık bulunanlar ve kafirler de: “Mesel (ibretlik misal) itibarıyla Allah (B sırrınca) bununla neyi murad etti (ne demek istedi) ?” desinler diye... İşte böylece Allah, dilediğini saptırır ve dilediğini hidayet eder... Rabbinin ordularını ancak O bilir... Bu (Sakar ve bu işaretler), beşer için ancak bir zikra (öğüt, uyarı, hatırlatma) dır.

كَلَّا وَالْقَمَرِ
32-) Kella velKameri;
Hayır (iş sandıkları gibi değil; uyanmıyorlar?) !... Kasem ederim Ay’a,

وَاللَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ
33-) Velleyli iz edbere;
Geri döndüğünde (gittiğinde) gece’ye,

وَالصُّبْحِ إِذَا أَسْفَرَ
34-) Vessubhı iza esfere;
Aydınlandığında sabah’a,

إِنَّهَا لَإِحْدَى الْكُبَرِ
35-) İnneha leıhdelkuber;
Muhakkak ki o, elbette en büyük (bela, musibet) lerden biridir.

نَذِيراً لِّلْبَشَرِ
36-) Neziyren lilbeşer;
Beşer için bir uyarcıdır.

لِمَن شَاء مِنكُمْ أَن يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ
37-) Limen şae minküm en yetekaddeme ev yeteahhar;
Sizden ileri/öne geçmek yahut geri kalmak dileyen için.

كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ
38-) Küllü nefsin Bima kesebet rehiynetun;
Her nefs kazandığı/yaptığı ile (B gerçeğince) bir rehiyndir.

إِلَّا أَصْحَابَ الْيَمِينِ
39-) İlla ashabelyemiyn;
Ashab-ul Yemiyn (sağ taraf’ın ashabı; saidler) müstesna.

فِي جَنَّاتٍ يَتَسَاءلُونَ
40-) Fiy cennatin, yetesaelun;
(Onlar) cennetlerdedirler... (Saidler) sorarlar.

عَنِ الْمُجْرِمِينَ
41-) 'Anilmücrimiyne;
Mücrimlerden:

مَا سَلَكَكُمْ فِي سَقَرَ
42-) Ma selekeküm fiy Sekar;
“Sizi Sakar’a sokan nedir?”.

قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلِّينَ
43-) Kalu lem nekü minelmusalliyn;
Dediler ki: “Musalliyn’den (bilfiil namaz kılanlardan) değildik”.

وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْكِينَ
44-) Ve lem nekü nut'ımulmiskiyn;
“Miskiyn’i (yoksulu) doyurmazdık”.

وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَائِضِينَ
45-) Ve künna nehudu me'alhaidıyn;
“(Fani-batıl şeylere) dalanlarla beraber dalar idik”.

وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدِّينِ
46-) Ve künna nukezzibu Biyevmiddiyn;
“Diyn Günü’nü (Sistem realitesini) de (B sırrınca) yalanlardık”.

حَتَّى أَتَانَا الْيَقِينُ
47-) Hatta etanelyakıyn;
“Nihayet yakiyn (ölüm) bize geldi”.

فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِعِينَ

48-) Fema tenfe'uhüm şefa'atüşşafi'ıyn;
Artık onlara şefaat edicilerin şefaatı fayda vermez.

فَمَا لَهُمْ عَنِ التَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ
49-) Fema lehüm 'anittezkireti mu'ridıyn;
Onlara ne oluyor ki, öğütten yüz çeviricidirler?.

كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ
50-) Keennehüm hümurun müstenfiretun;
Sanki onlar ürküp kaçan (vahşi, akılsız) yaban eşekleri gibidirler.

فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍ
51-) Ferret min kasveretin;
Arslandan ürküp kaçmış (halde).

بَلْ يُرِيدُ كُلُّ امْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَى صُحُفاً مُّنَشَّرَةً
52-) Bel yüriydü küllümriin minhüm en yu'ta suhufen muneşşereten;
Bilakis onlardan herbiri, kendisine iyice açılmış sahifeler verilmesini diler (iman etmek için kendisine vahiy gelmesini ister/ (ya da) Sistem’i, bu yaşamın işlevini reddederler; hiçbir çalışma yapmadan kendilerine verilsin-açılsın diye umarlar).

كَلَّا بَل لَا يَخَافُونَ الْآخِرَةَ
53-) Kella* bella yehafunel'ahırete;
Hayır (asla) !... Bilakis (onlar) ahiret’ten korkmuyorlar (ruh bedenin nasıl oluştuğuna ve bunun önemine iman etmiyorlar).

كَلَّا إِنَّهُ تَذْكِرَةٌ
54-) Kella innehu tezkiretun;
Hayır (iş sandıkları gibi değil), muhakkak ki o bir tezkiredir (öğüt, hatırlatmadır; ki gerçeği farkedip şu ömür süreçlerini doğru değerlendirsinler).

فَمَن شَاء ذَكَرَهُ
55-) Femen şae zekerehu;
Dileyen onu zikreder (düşünür, öğüt alır; Allah’ın öğüt almasını dilediği, Kur’an’ı düşünür öğüt alır).

وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّا أَن يَشَاءَ اللَّهُ هُوَ أَهْلُ التَّقْوَى وَأَهْلُ الْمَغْفِرَةِ
56-) Ve ma yezkûrune illâ en yeşaAllah* HUve ehlüttakva ve ehlülmağfireh;
Ve fakat Allah dilemedikçe onlar zikredemezler (düşünüp öğüt alamazlar)... O, takva’nın ehlidir (dilediğinde muttekıyliği izhar eder) ve mağfiret’in ehlidir (dilediğinde yakiyn halini oluşturur).
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal