Sayfa: [1]
  Yazdır  
.



80. ABESE SÛRESİ     عبس

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

عَبَسَ وَتَوَلَّى
1-) Abese ve tevella;
Kaşlarını çattı (surat astı) ve yüzünü çevirdi.

أَن جَاءهُ الْأَعْمَى
2-) En caehül'a'ma;
Kendisine o A’ma (İbni Ümmü Mektum) geldi diye.

وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُ يَزَّكَّى
3-) Ve ma yüdriyke le'allehu yezzekkâ;
Sana bildiren nedir (ne bilirsin), belki o tezkiye olacak (Hak ilim ile, kendisine perde olan yanlış kabullerinden, şartlanmalarından arınacak).

أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ الذِّكْرَى
4-) Ev yezzekkeru fetenfe'ahüzzikra;
Yahut tezekkür edecek de o zikra (hatırlatma, öğüt) kendisine fayda verecek (Demek ki et gözü a’ma olan o zat’ın basiret gözü/iman nuru var... Zariyat: 55?).

أَمَّا مَنِ اسْتَغْنَى
5-) Emma menistağna;
Kendini mustağni görene (öğüte, ibrete, arınmaya ihtiyaç duymayan kimseye; şakıy’e) gelince;

فَأَنتَ لَهُ تَصَدَّى
6-) Feente lehu tesadda;
Sen karşısına çıkıp ona yöneliyorsun.

وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّى
7-) Ve ma 'aleyke ella yezzekkâ;
Onun tezkiye olmamasından sana ne (sana vebal yoktur).

وَأَمَّا مَن جَاءكَ يَسْعَى
8-) Ve emma men caeke yes'a;
Amma sa’yederek (ilim öğrenmek için bi gayretle) sana gelen kimseye (o a’maya) gelince;

وَهُوَ يَخْشَى
9-) Ve huve yahşa;
O (a’ma) haşyet duyuyor (imanlı) olduğu halde,

فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّى
10-) Feente 'anhu telehha;
Sen (başkasıyla uğraşarak) ondan vazgeçiyor (oyalanıyor) ilgilenmiyorsun.

كَلَّا إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ
11-) Kella inneha tezkiretun;
Hayır (asla) !.. Muhakkak ki o (bu ayetler) bir tezkire (hatırlatma, öğüt)’dir.

فَمَن شَاء ذَكَرَهُ
12-) Femen şae zekereh;
Dileyen Onu (Kur’an’ı) zikreder (düşünür, öğüt alır; Allah’ın öğüt almasını dilediği, Kur’an’ı düşünür öğüt alır).

فِي صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ
13-) Fiy suhufin mükerremetin;
Mükerrem (çok şerefli) sayfalardadır (O),
مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍ
14-) Merfu'atin mutahheretin;
Merfu’ (ulviyete yükseltilmiş, kadri yüce) ve mutahhar (arınmayanların dokunamayacağı, kirlerden arı sayfalarda) dır.
بِأَيْدِي سَفَرَةٍ
15-) Bieydiy seferetin;
Sefere’nin (sefirler’in: sifirleri-kitabları okuyanların; yazıcı melekler’in) elleri (kuvveleri) ile (B sırrınca hıfzedilen).
كِرَامٍ بَرَرَةٍ
16-) Kiramin berereh;
Kerim (şerefli, üstün) ve Barr (daima iyilik ve taat sadır olan, Hakk’a ve Sistem’e asi olmayan sefere).
قُتِلَ الْإِنسَانُ مَا أَكْفَرَهُ
17-) Kutilel'İnsanu ma ekfereh;
Ölesi (kahrolası) insan, ne kadar da kafir (gerçeği reddedici, nankör) dir!.
مِنْ أَيِّ شَيْءٍ خَلَقَهُ
18-) Min eyyi şey'in halekah;
Hangi şeyden yarattı onu?.
مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُ فَقَدَّرَهُ
19-) Min nutfetin, halekahu fekadderehu;
Bir nutfeden... (Allah) yarattı onu, onu takdir etti (bir ölçü, bir kapasite ile ve bir işlev, bir alem için varetti).
ثُمَّ السَّبِيلَ يَسَّرَهُ

20-) Sümmessebiyle yesserah;

Sonra yolu (nu) müyesser etti (kolaylaştırdı) ona.
ثُمَّ أَمَاتَهُ فَأَقْبَرَهُ
21-) Sümme ematehu feakbereh;
Sonra onu öldürdü de kabre koydurdu onu.
ثُمَّ إِذَا شَاء أَنشَرَهُ
22-) Sümme iza şae enşerah;
Sonra dilediğinde inşar etti (kabrinden ba’setti, diriltti, uyandırdı) onu.
كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَا أَمَرَهُ
23-) Kella lemma yakdı ma emerah;
Hayır!.. Ona emrettiği şeyi henüz yerine getirmedi.
فَلْيَنظُرِ الْإِنسَانُ إِلَى طَعَامِهِ
24-) Felyenzuril'İnsanu ila ta'amih;
İnsan (faydalandığı, nasiplendiği) taamına (yemeğine, yediğine) bir baksın!.
أَنَّا صَبَبْنَا الْمَاء صَبّاً
25-) Enna sabebnelmae sabba;
Doğrusu biz o su’yu bolca akıtıp döktük.
ثُمَّ شَقَقْنَا الْأَرْضَ شَقّاً
26-) Sümme şakaknel'Arda şakka;
Sonra Arz’ı bir şakk (muhteşem bir yarış) ile yardık da (böylece),
فَأَنبَتْنَا فِيهَا حَبّاً
27-) Feenbetna fiyha habba;
Orada habb (dane cinsi; ekinler) inbat ettik (bitirdik),
وَعِنَباً وَقَضْباً
28-) Ve 'ineben ve kadba;
Üzüm, taze yonca/sebze (kesildikçe kökünden biten nebat),
وَزَيْتُوناً وَنَخْلا
29-) Ve zeytunen ve nahla;
Zeytin, hurma (ağaçları),
وَحَدَائِقَ غُلْباً
30-) Ve hadaika ğulba;
Sık ve iri ağaçlı/ağaçları sarmaş dolaş (etrafı çevrili) bahçeler,
وَفَاكِهَةً وَأَبّاً
31-) Ve fakiheten ve ebba;
Meyva (insan yer) ve çayır (yaş ve kuru yeşil ot; hayvan yer),
مَّتَاعاً لَّكُمْ وَلِأَنْعَامِكُمْ
32-) Meta'an leküm ve lien'amiküm;
Sizin ve en’am (hayvanlar) ınız için bir meta’ (faydalanma, nasib alma) olsun diye.
فَإِذَا جَاءتِ الصَّاخَّةُ
33-) Feiza caetissahhatu;
O Sahha (kulakları sağır eden sayha, ölüm) geldiğinde,
يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ
34-) Yevme yefirrulmer'u min ahıyh;
O gün kişi kardeşinden firar eder (kaçar),
وَأُمِّهِ وَأَبِيهِ
35-) Ve ümmihi ve ebiyh;
Anasından, babasından,
وَصَاحِبَتِهِ وَبَنِيهِ
36-) Ve sahıbetihi ve beniyh;
Eşinden ve oğullarından (kaçar).
لِكُلِّ امْرِئٍ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ
37-) Liküllimriin minhüm yevmeizin şe'nün yuğniyh;
O gün onlardan herbir kişinin, kendisine yeter bir şe’ni (işi, oluşu, meşguliyeti) vardır.
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُّسْفِرَةٌ
38-) Vucuhun yevmeizin müsfiretün;
O gün yüzler (vardır ki) müsfire (nurlu, parlak)’dir,
ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ
39-) Dahıketün müstebşiretün;
Gülen, müjde edilen şeyi bulup sevinen (yüzler).
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ
40-) Ve vucuhun yevmeizin 'aleyha ğaberetün;
Ve o gün nice yüzler de (vardır ki), üzerlerini toz kaplamış,
تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ
41-) Terhekuha kateretün;
Onu (o tozu) da karalık-siyahlık bürür.
أُوْلَئِكَ هُمُ الْكَفَرَةُ الْفَجَرَةُ
42-) Ülaike hümülkeferetulfecerah;
İşte bunlar facir (batıla meyleden, sünnetullah’dan sapan) kafirlerin (gerçeği reddedenlerin) ta kendileridirler.
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal