Sayfa: [1]
  Yazdır  
.



BAKARA SÛRESİ    البقرة

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

وَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَا ءَاتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
201-) Ve minhüm men yekulü Rabbena atine fiyddünya haseneten ve fiyl ahırati haseneten vekına azaben nar;
Onlardan kimi de: “Rabbimiz, bize dünyada bir hasene (iyilik, güzellik) ver, ahirette de bir hasene ver; ve bizi Narın azabından (Hak’dan perdelenmekten) koru”, der.

أُولَئِكَ لَهُمْ نَصِيبٌ مِمَّا كَسَبُوا وَاللَّهُ سَرِيعُ الْحِسَابِ
202-) Ülaike lehüm nasıybün mimma kesebu* vAllahu Seriy’ul hısab;
İşte bunlara kesbettiklerinden bir nasib vardır... Allah Seri’ül Hisab’dır.

وَاذْكُرُوا اللَّهَ فِي أَيَّامٍ مَعْدُودَاتٍ فَمَنْ تَعَجَّلَ فِي يَوْمَيْنِ فَلَا إِثْمَ عَلَيْهِ وَمَنْ تَأَخَّرَ فَلَا إِثْمَ عَلَيْهِ لِمَنِ اتَّقَى وَاتَّقُوا اللَّهَ وَاعْلَمُوا أَنَّكُمْ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
203-) Vezkürullahe fiy eyyamin ma'dudat* femen teaccele fiy yevmeyni fela isme aleyhi ve men teahhara fela isme aleyhi limenitteka* vettekullahe va'lemu enneküm ileyhi tuhşerun;
Sayılı günlerde (Hac bayramında) Allah’ı zikredin... Kim iki gün içinde acele ederse (işini bitirirse) ona günah yoktur... Kim tehir ederse ona da günah yoktur; (bu) ittika eden (korunabilen) kimse içindir... Allah’dan ittika edin ve iyi bilin ki muhakkak O’na haşrolunacaksınız.

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُعْجِبُكَ قَوْلُهُ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَيُشْهِدُ اللَّهَ عَلَى مَا فِي قَلْبِهِ وَهُوَ أَلَدُّ الْخِصَامِ
20 4-) Ve minenNasi men yu'cibüke kavlühu fiyl hayatid dünya ve yüşhidüllahe alâ ma fiy kalbihi ve huve eleddül hısam;
İnsanlardan öylesi vardır ki dünya hayatı hakkında onun sözü, senin hoşuna gider ve (o kimse) kalbindekine (samimiyet iddasına) Allah’ı şahid yapar... Halbuki o, husumeti en yaman olandır.

وَإِذَا تَوَلَّى سَعَى فِي الْأَرْضِ لِيُفْسِدَ فِيهَا وَيُهْلِكَ الْحَرْثَ وَالنَّسْلَ وَاللَّهُ لَا يُحِبُّ الْفَسَادَ
205-) Ve iza tevella sea fiyl Ardı li yüfside fiyha ve yühlikel harse vennesl* vAllahu la yuhıbbül fesad;
O dönüp gittiği zaman/iş başına geçtiği zaman Arz’da fesad çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye koşar... Allah fesadı sevmez.

وَإِذَا قِيلَ لَهُ اتَّقِ اللَّهَ أَخَذَتْهُ الْعِزَّةُ بِالْإِثْمِ فَحَسْبُهُ جَهَنَّمُ وَلَبِئْسَ الْمِهَادُ
206-) Ve iza kıyle lehüttekıllahe ehazethül ızzetü Bil ismi fehasbühu cehennem* ve le bi'sel mihad;
Ona: “Allah’dan ittika edin” denildiği zaman, izzet (gurur) kendisini Bil-ism (günah olarak) yakalar/günah işlemeye sürükler... İşte ona cehennem yeter... Hakikaten ne kötü yataktır o.

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْرِي نَفْسَهُ ابْتِغَاءَ مَرْضَاةِ اللَّهِ وَاللَّهُ رَءُوفٌ بِالْعِبَادِ
207-) Ve minenNasi men yeşriy nefsehübtiğae merdatillah* vAllahu Raufün Bil ıbad;
İnsanlardan öyle kimse de vardır ki Allah rızasını talep ederek nefsini satar/feda eder... Allah kullarına/ (B sırryla kulları olarak; kullarından) Rauf’dur.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا ادْخُلُوا فِي السِّلْمِ كَافَّةً وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبِينٌ
208-) Ya eyyühelleziyne amenüdhulu fiys silmi kâffeten, ve la tettebiu hutuvatiş şeytan* innehu leküm adüvvün mübiyn;
Ey iman edenler, hepiniz toptan SİLM’e/barışa/selamete/teslimiyete girin... Şeytanın adımlarına tabi olmayın... Muhakkak ki o sizin için açık bir düşmandır.

فَإِنْ زَلَلْتُمْ مِنْ بَعْدِ مَا جَاءَتْكُمُ الْبَيِّنَاتُ فَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
209-) Fein zeleltüm min ba'di ma caetkümül beyyinatu fa'lemu ennAllahe Aziyzün Hakiym;
Size beyyineler (apaçık deliller) geldikten sonra yine kayarsanız, iyi bilin ki Allah Aziyz’dir, Hakiym’dir.

هَلْ يَنْظُرُونَ إِلَّا أَنْ يَأْتِيَهُمُ اللَّهُ فِي ظُلَلٍ مِنَ الْغَمَامِ وَالْمَلَائِكَةُ وَقُضِيَ الْأَمْرُ وَإِلَى اللَّهِ تُرْجَعُ الْأُمُورُ
210-) Hel yenzurune illâ en ye'tiyehümüllahu fiy zulelin minel ğamami vel Melaiketü ve kudıyel emr* ve ilAllahi turceul umur;
Onlar bulutlardan gölgelikler içinde Allah’ın ve melaikenin gelmesinden ve işin bitirilmesinden başka neyi bekliyorlar ki?.. İşler Allah’a döndürülür.

سَلْ بَنِي إِسْرَائِيلَ كَمْ ءَاتَيْنَاهُمْ مِنْ ءَايَةٍ بَيِّنَةٍ وَمَنْ يُبَدِّلْ نِعْمَةَ اللَّهِ مِنْ بَعْدِ مَا جَاءَتْهُ فَإِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ
211-) Sel beniy israiyle kem ateynahüm min ayetin beyyinetin, ve men yübeddil nı'metAllahi min ba'di ma caethü feinnAllahe şediydül ıkab;
Sor İsrailOğullarına: Onlara nice/kaç apaçık ayet’ten verdik... Kim kendisine geldikten sonra Allah ni’meti’ni tebdil ederse şüphesiz ki Allah şediyd’ül ıkab’dır (azabı şiddetlidir).

زُيِّنَ لِلَّذِينَ كَفَرُوا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا وَيَسْخَرُونَ مِنَ الَّذِينَ ءَامَنُوا وَالَّذِينَ اتَّقَوْا فَوْقَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَاللَّهُ يَرْزُقُ مَنْ يَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ
212-) Züyyine lilleziyne keferul hayatüd dünya ve yesharune minelleziyne amenu* velleziynettekav fevkahüm yevmel kıyameti, vAllahu yerzuku men yeşau Bi ğayri hısab;
Dünya hayatı (en aşağı hayat) kafirler için süslenmiştir... (O kafirler) iman edenlerle alay ederler... Halbuki (hakikatlerine iman ederek korunan) takva sahipleri kıyamet günü onların fevkındedir... Allah dilediğine (B sırrınca) hesabsız rızık verir.

كَانَ النَّاسُ أُمَّةً وَاحِدَةً فَبَعَثَ اللّهُ النَّبِيِّينَ مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ وَأَنزَلَ مَعَهُمُ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِيَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ فِيمَا اخْتَلَفُواْ فِيهِ وَمَا اخْتَلَفَ فِيهِ إِلاَّ الَّذِينَ أُوتُوهُ مِن بَعْدِ مَا جَاءتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ بَغْيًا بَيْنَهُمْ فَهَدَى اللّهُ الَّذِينَ آمَنُواْ لِمَا اخْتَلَفُواْ فِيهِ مِنَ الْحَقِّ بِإِذْنِهِ وَاللّهُ يَهْدِي مَن يَشَاء إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ
213-) KânenNasu ümmeten vahıdeten febe’asellahün Nebîyyiyne mübeşşiriyne ve münziriyn* ve enzele mealhümül Kitabe Bil Hakkı liyahküme beynenNasi fiymahtelefu fiyh* ve mahtelefe fiyhi illelleziyne utuhu min ba'di ma caethümül beyyinatü bağyen beynehüm* fehedAllahulleziyne amenu limahtelefu fiyhi minel Kakkı Bi izniHİ, vAllahu yehdiy men yeşau ila sıratın müstekıym;
İnsanlar tek bir ümmet idi... (Sonra) Allah, müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak Nebîleri ba’setti... Onlarla (Nebîlerle) beraber, ayrılığa düştükleri konularda insanlar arasında hükmetsinler diye, Bil-Hakk (Hakk olarak) Kitab’ı inzal etti... Kendilerine Kitab verilmiş (Kitab’ın muhatabı) olanlar, kendilerine beyyineler geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden onda (o Kitab’ta) ihtilafa düştüler... Nihayet Allah, Bi-iznihi (izniyle), iman edenleri, onların hakkında ihtilafa düştükleri Hakk’a hidayet etti... Allah dilediğini sırat-ı mustakıym’e hidayet eder.

أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تَدْخُلُواْ الْجَنَّةَ وَلَمَّا يَأْتِكُم مَّثَلُ الَّذِينَ خَلَوْاْ مِن قَبْلِكُم مَّسَّتْهُمُ الْبَأْسَاء وَالضَّرَّاء وَزُلْزِلُواْ حَتَّى يَقُولَ الرَّسُولُ وَالَّذِينَ آمَنُواْ مَعَهُ مَتَى نَصْرُ اللّهِ أَلا إِنَّ نَصْرَ اللّهِ قَرِيبٌ
214-) Em hasibtüm en tedhulül cennete ve lemma ye'tiküm meselülleziyne halev min kabliküm* messethümül be'sau veddarrau ve zülzilu hatta yekulerRasûlü velleziyne amenu meahu meta nasrullah* ela inne nasrAllahi kariyb;
Yoksa siz, sizden önce gelip geçmişlerin karşılaştıkları başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?... Onlara be’sa (yoksulluk, bela), darra (hastalık, sıkıntı) gelip çattı da sarsıldılar... Hatta Rasûlullah ve onunla beraber iman edeneler “Allah’ın nusreti ne zaman” derlerdi... Haberiniz olsun ki Allah’ın nusreti Kariyb’dir/yakındır.

يَسْأَلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَ قُلْ مَا أَنْفَقْتُمْ مِنْ خَيْرٍ فَلِلْوَالِدَيْنِ وَالْأَقْرَبِينَ وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ اللَّهَ بِهِ عَلِيمٌ
215-) Yes'eluneke mazâ yunfikun* kul ma enfaktüm min hayrin felil valideyni vel akrabiyne vel yetama vel mesakiyni vebnissebiyl* ve ma tef'alu min hayrin feinnAllahe Bihi ‘Aliym;
(Rasûlüm) sana neyi/nasıl infak edeceklerini soruyorlar... De ki: Hayırdan (maldan) infak edip verdiğiniz, ana-baba, akrabalar, yetimler, miskinler ve yolun oğlu içindir... Hayırdan ne işlerseniz, muhakkak onu (B sırrınca) Allah bilir (karşılığı vardır).

كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَكُمْ وَعَسَى أَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ وَعَسَى أَنْ تُحِبُّوا شَيْئًا وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْ وَاللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
216-) Kütibe aleykümül kıtalu ve huve kürhün leküm*,ve asa en tekrahu şey’en ve huve hayrun leküm,ve asa en tuhıbbu şey’en ve huve şerrun leküm* vAllahu ya'lemü ve entüm la ta'lemun;
Hoşunuza gitmediği halde, savaş üzerinize yazıldı/farz oldu... Bir şey sizin için bir hayır iken siz ondan hoşlanmayabilirsiniz... Yine bir şey sizin için bir şerr iken siz onu sevebilirsiniz... Allah bilir, siz bilmezsiniz.

يَسْأَلُونَكَ عَنِ الشَّهْرِ الْحَرَامِ قِتَالٍ فِيهِ ۖ قُلْ قِتَالٌ فِيهِ كَبِيرٌ ۖ وَصَدٌّ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ وَكُفْرٌ بِهِ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَإِخْرَاجُ أَهْلِهِ مِنْهُ أَكْبَرُ عِنْدَ اللَّهِ ۚ وَالْفِتْنَةُ أَكْبَرُ مِنَ الْقَتْلِ ۗ وَلَا يَزَالُونَ يُقَاتِلُونَكُمْ حَتَّىٰ يَرُدُّوكُمْ عَنْ دِينِكُمْ إِنِ اسْتَطَاعُوا ۚ وَمَنْ يَرْتَدِدْ مِنْكُمْ عَنْ دِينِهِ فَيَمُتْ وَهُوَ كَافِرٌ فَأُولَٰئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَالُهُمْ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ ۖ وَأُولَٰئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
217-) Yes'eluneke aniş şehril harami kıtalin fiyh* kul kıtalun fiyhi kebiyr* ve saddün an sebiylillâhi ve küfrün Bihi velMescidil Harami ve ıhracü ehlihi minhu ekberu indAllah* velfitnetü ekberu minel katl* ve la yezalune yukatiluneküm hatta yerudduküm an diyniküm inistetau* ve men yertedid minküm an diynihi feyemut ve huve kafirun fe ülaike habitat a'malühüm fiyddünya vel ahireti, ve ülaike ashabünnari, hüm fiyha halidun;
(Rasûlüm) sana haram ay’dan ve o ay içinde savaşmaktan soruyorlar... De ki: “onda (o ay içinde) savaş kebiyr (büyük bir iş) dir... Ve Allah yolundan alakoymak, (B gerçeğince) O’na (Allah’a) ve Mescid-i Haram’a küfr (kafir olma, perdeli olma, nankörlük) ve O’nun (Mescid-i Haram’ın) ehlini O’ndan çıkarmak Allah indinde EKBERdir (daha büyük bir iştir)... Fitne, öldürmekten daha büyük (bir iştir)... Eğer güç yetirebilseler sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler...Sizden her kim dininden irtidat eder ve kafir olarak ölürse, işte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir... Ve işte onlar Nar ashabıdır... Onlar, orada ebedi kalıcılardır.

إِنَّ الَّذِينَ ءَامَنُوا وَالَّذِينَ هَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أُولَئِكَ يَرْجُونَ رَحْمَةَ اللَّهِ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ

218-) İnnelleziyne amenu velleziyne haceru ve cahedu fiy sebiylillâhi ülaike yercune rahmetAllah* vAllahu Ğafur’un Rahîym;

Şüphesiz ki iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mücahade edenler (e gelince); işte onlar Allah Rahmeti’ni umarlar... Allah Ğafur’dur, Rahıym’dir.

يَسْأَلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ قُلْ فِيهِمَا إِثْمٌ كَبِيرٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَإِثْمُهُمَا أَكْبَرُ مِنْ نَفْعِهِمَا وَيَسْأَلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَ قُلِ الْعَفْوَ كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمُ الْآيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ
219-) Yes'eluneke anil hamri vel meysir* kul fiyhima ismün kebiyrun ve menafiu linNas* ve ismühüma ekberu min nef'ıhima* ve yes'eluneke ma zâ yunfikun* kulil afv* kezâlike yübeyyinullahu lekümül ayati lealleküm tetefekkerun;
(Rasûlüm) sana şarap ve kumar’dan sorarlar... De Ki: “O ikisinde büyük bir günah ve insanlar için de menfaatler vardır... Fakat onların günahları menfaatlerinden daha büyüktür”... Ve (Rasûlüm) sana neyi infak edeceklerini sorarlar... De ki: “el-AFV = (zaruri ihtiyaçlarınızdan) arta kalanı”... İşte böylece Allah, sizin için ayetlerini açıklıyor... Tefekkür edebilesiniz diye.

فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الْيَتَامَى قُلْ إِصْلَاحٌ لَهُمْ خَيْرٌ وَإِنْ تُخَالِطُوهُمْ فَإِخْوَانُكُمْ وَاللَّهُ يَعْلَمُ الْمُفْسِدَ مِنَ الْمُصْلِحِ وَلَوْ شَاءَ اللَّهُ لَأَعْنَتَكُمْ إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
220-) Fiyddünya vel ahireti, ve y es'eluneke anil yetama* kul ıslahun lehüm hayrün ve in tühalituhüm feıhvanüküm* vAllahu ya'lemül müfside minel muslıh* ve lev şaAllahu lea'neteküm* innAllahe Aziyz’ün Hakiym;
(Tefekkürünüz) Dünya ve Ahiret/ (mülk ve melekut) hakkında (içinde)... (Rasûlüm) sana yetimler’den sorarlar... De ki: “Onların lehine bir ıslah hayırlıdır... Eğer onlarla bir arada olursanız, onlar sizin kardeşlerinizdir”... Allah ifsad edeni de bilir ıslah edeni de... Eğer Allah dileseydi, elbette sizi zora sokardı... Muhakkak ki Allah Aziyz’dir, Hakiym’dir.

وَلاَ تَنكِحُواْ الْمُشْرِكَاتِ حَتَّى يُؤْمِنَّ وَلأَمَةٌ مُّؤْمِنَةٌ خَيْرٌ مِّن مُّشْرِكَةٍ وَلَوْ أَعْجَبَتْكُمْ وَلاَ تُنكِحُواْ الْمُشِرِكِينَ حَتَّى يُؤْمِنُواْ وَلَعَبْدٌ مُّؤْمِنٌ خَيْرٌ مِّن مُّشْرِكٍ وَلَوْ أَعْجَبَكُمْ أُوْلَـئِكَ يَدْعُونَ إِلَى النَّارِ وَاللّهُ يَدْعُوَ إِلَى الْجَنَّةِ وَالْمَغْفِرَةِ بِإِذْنِهِ وَيُبَيِّنُ آيَاتِهِ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ
221-) Ve la tenkihul müşrikati hatta yü'minn* ve le emetün mü'minetün hayrun min müşriketin velev a'cebetküm* ve la tünkihul müşrikiyne hatta yu'minu* ve le abdün mü'minün hayrun min müşrikin velev a'cebeküm* ülaike yed'une ilennari, vAllahu yed'u ilel cenneti vel mağfirati Bi izniHİ, ve yübeyyinü ayatihi linNasi leallehüm yetezekkerun;
Müşrik kadınları, onlar iman edinceye kadar nikahlamayın (onlarla evlenmeyin)... Mü’min bir cariye (köle kadın), müşrik bir kadından - (o müşrik kadın) hoşunuza gitse bile - elbette daha hayırlıdır... Müşrik erkeklere de onlar iman edinceye kadar nikahlamayın (kadınlarınızı onlarla evlendirmeyin)... Mü’min bir köle, müşrik bir erkekten - (o müşrik erkek) hoşunuza gitse bile - elbette daha hayırlıdır... Onlar (müşrikler) Nar’a davet eder... Allah ise Bi-izniHi (kendi izni olarak) cennet (in) e ve mağfiret (in) e davet eder... Ve (Allah) ayetlerini insanlar için açık açık beyan eder ki, belki onlar tezekkür ederler.

وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الْمَحِيضِ قُلْ هُوَ أَذًى فَاعْتَزِلُوا النِّسَاءَ فِي الْمَحِيضِ وَلَا تَقْرَبُوهُنَّ حَتَّى يَطْهُرْنَ فَإِذَا تَطَهَّرْنَ فَأْتُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ أَمَرَكُمُ اللَّهُ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ
222-) Ve y es'eluneke anilmehıyd* kul huve ezen fa'tezilün nisae fiylmehıydı ve la takrabuhünne hatta yathürne, feizâ tetahherne fe'tuhünne min haysü emerakümullah* innAllahe yuhıbbut Tevvabiyne ve yuhıbbul mütetahhiriyn;
(Rasûlüm) sana (kadınların) ay başı/adet halinden sorarlar... De ki: “O bir eza’dır... Hayızlı iken kadınlardan uzlet edin/uzaklaşın ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın... İyice temizlendiklerinde, Allah’ın emrettiği yerden onlara varın”... Muhakkak ki Allah çokça tevbe edenleri sever, çokça temizlenenleri sever.

نِسَاؤُكُمْ حَرْثٌ لَكُمْ فَأْتُوا حَرْثَكُمْ أَنَّى شِئْتُمْ وَقَدِّمُوا لِأَنْفُسِكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ وَاعْلَمُوا أَنَّكُمْ مُلَاقُوهُ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ
223-) Nisaüküm harsün leküm* fe'tu harseküm enna şi'tüm* ve kaddimu lienfusiküm* vettekullahe va'lemu enneküm mulakuh* ve beşşiril mu’miniyn;
Kadınlarınız sizin tarlanızdır... O halde tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın... Nefsleriniz için takdimde bulunun/önceden gönderin... Ve Allah’dan ittika edin... İyi bilin ki siz O’na mulakı olacaksınız/kavuşacaksınız... Müjdele mü’minleri.

وَلَا تَجْعَلُوا اللَّهَ عُرْضَةً لِأَيْمَانِكُمْ أَنْ تَبَرُّوا وَتَتَّقُوا وَتُصْلِحُوا بَيْنَ النَّاسِ وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
224-) Ve la tec'alullahe urdaten lieymaniküm en teberru ve tetteku ve tuslihu beynen Nas* vAllahu Semi’un ‘Aliym;
Birr/iyilik yapmanız, takvaya ermeniz ve insanlar arasını ıslah etmeniz hakkında, Allah’ı yeminleriniz için (O’nun adı ile yapmış bulunduğunuz yeminleriniz dolayısıyla) engel/siper yapmayın (yeminleriniz bu hayırlı işlere engel olmasın)... Allah Semi’dir, Aliym’dir.

لَا يُؤَاخِذُكُمُ اللَّهُ بِاللَّغْوِ فِي أَيْمَانِكُمْ وَلَكِنْ يُؤَاخِذُكُمْ بِمَا كَسَبَتْ قُلُوبُكُمْ وَاللَّهُ غَفُورٌ حَلِيمٌ
225-) La yuahızükümüllahu Bil lağvi fiy eymaniküm ve lâkin yuahızüküm Bi ma kesebet kulubüküm* vAllahu Ğafur’un Haliym;
Allah sizi yeminlerinizdeki LAĞV (kasıtsız yeminler)’den dolayı (B gerçeğince) muaheze etmez/sorumlu tutmaz... Fakat kalblerinizin kazandıkları ile (B sırrınca) sizi muaheze eder... Allah Ğafur’dur, Rahıym’dir.

لِلَّذِينَ يُؤْلُونَ مِنْ نِسَائِهِمْ تَرَبُّصُ أَرْبَعَةِ أَشْهُرٍ فَإِنْ فَاءُوا فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ
226-) Lilleziyne yu'lune min nisaihim terabbusu erbeati eşhur* fein fau feinnAllahe Ğafur’un Rahîym;
Kadınları hakkında İ’LA (karısına yaklaşmamaya kocanın yemin etmesi) yapanlar için dört ay bekleme vardır... Eğer (o süre içinde) fey’ ederlerse/ dönerlerse, muhakkak ki Allah Ğafur’dur, Rahıym’dir.

وَإِنْ عَزَمُوا الطَّلَاقَ فَإِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
227-) Ve in azemüttalaka feinnAllahe Semi’un ‘Aliym;
Eğer Talak’a (boşamaya) azmederlerse, şüphesiz ki Allah Semi’dir, Aliym’dir.

وَالْمُطَلَّقَاتُ يَتَرَبَّصْنَ بِأَنفُسِهِنَّ ثَلاَثَةَ قُرُوَءٍ وَلاَ يَحِلُّ لَهُنَّ أَن يَكْتُمْنَ مَا خَلَقَ اللّهُ فِي أَرْحَامِهِنَّ إِن كُنَّ يُؤْمِنَّ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَبُعُولَتُهُنَّ أَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ فِي ذَلِكَ إِنْ أَرَادُواْ إِصْلاَحًا وَلَهُنَّ مِثْلُ الَّذِي عَلَيْهِنَّ بِالْمَعْرُوفِ وَلِلرِّجَالِ عَلَيْهِنَّ دَرَجَةٌ وَاللّهُ عَزِيزٌ حَكُيمٌ
228-) Vel mütallekatu yeterabbasne Bi enfüsihinne selasete kuru'* ve la yehıllu lehünne en yektümne ma halekAllahu fiy erhamihinne in künne yu'minne Billahi vel yevmil ahır* ve büuletühünne ehakku Bi raddihinne fiy zalike in eradu ıslaha* ve lehünne mislülleziy aleyhinne Bil ma’ruf* ve lirRicali aleyhinne deracetün, vAllahu Aziyz’ün Hakiym;
Boşanmış kadınlar üç kur’ müddeti (üç adet veya üç temizlik müddeti) kendilerini (B sırrınca) gözetlerler (hamile olup olmadıklarına bakarlar)... Eğer Allah’a ve ahir güne (B sırrınca) iman ediyorlarsa, Allah’ın rahimlerinde halkettiğini gizlemeleri kendilerine helal olmaz... Kocaları da bu süre içinde ıslah/barışmak isterlerse, (B sırrınca) onları geri almaya (herkesden) daha çok hak sahibidirler... Erkeklerin onlar üzerinde olan haklarının misli, kadınların da (erkekler üzerinde) (Bi-) ma’ruf şekilde hakları vardır... Rical (erkekler) kadınlar üzerinde bir dereceye sahiptirler (erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları bir derece fazladır)... Allah Aziyz’dir, Hakiym’dir.

الطَّلاَقُ مَرَّتَانِ فَإِمْسَاكٌ بِمَعْرُوفٍ أَوْ تَسْرِيحٌ بِإِحْسَانٍ وَلاَ يَحِلُّ لَكُمْ أَن تَأْخُذُواْ مِمَّا آتَيْتُمُوهُنَّ شَيْئًا إِلاَّ أَن يَخَافَا أَلاَّ يُقِيمَا حُدُودَ اللّهِ فَإِنْ خِفْتُمْ أَلاَّ يُقِيمَا حُدُودَ اللّهِ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِمَا فِيمَا افْتَدَتْ بِهِ تِلْكَ حُدُودُ اللّهِ فَلاَ تَعْتَدُوهَا وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ اللّهِ فَأُوْلَـئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
229-) EtTalaku merretan* fe imsakün Bi ma'rufin ev tesriyhun Bi ıhsan* ve la yahıllu leküm en te'huzu mimma ateytümuhünne şey'en illâ en yehafa ella yukıyma hududAllah* fein hıftüm ella yukıyma hududAllahi fela cünaha aleyhima fiymeftedet Bihi, tilke hududullahi fela ta’teduha* ve men yeteadde hududAllahi feülaike hümüz zalimun;
Talak (boşama) iki defadır... Ya (Bi-) ma’ruf ile imsak (meşru olarak tutmak) veya (Bi-) ihsan ile tasrih (güzellikle salmak, boşamak) dır... Onlara verdiklerinizden bir şey almanız, size helal değildir... Ancak ikisinin (erkek ve kadının) hududullahı ikame edememekten korkmaları (evliliği yürütememeleri, kadının ayrılma talebi) müstesna... Eğer korkarsanız ki, o ikisi hududullahı ikame edemezler, o zaman kadının (B sırrınca) fidye vermesinde (hul’de) o ikisi üzerine bir günah yoktur (boşanabilirler)... İşte bunlar hududullah’dır, sakın bunları tecavüz etmeyin... Kim hududullahı aşarsa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

فَإِنْ طَلَّقَهَا فَلَا تَحِلُّ لَهُ مِنْ بَعْدُ حَتَّى تَنْكِحَ زَوْجًا غَيْرَهُ فَإِنْ طَلَّقَهَا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا أَنْ يَتَرَاجَعَا إِنْ ظَنَّا أَنْ يُقِيمَا حُدُودَ اللَّهِ وَتِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ يُبَيِّنُهَا لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

230-) Fein tallekaha fela tehıllü lehu min ba'dü hatta tenkıha zevcen ğayrehu, fein tallekaha fela cünaha aleyhima en yeteracea in zanna en yukıyma hududAllah* ve tilke hududullahi yubeyyinuha li kavmin ya'lemun;

(Bütün bunların ardından) eğer onu (erkek) yine boşarsa, artık o (kadın) eşinin dışında başka biri ile nikahlanmadıkça (evlenmedikçe), kendisine (boşayan kocasına) helal olmaz... Şayet o (yeni koca) da onu (o kadını) boşarsa, (ilk eş ile kadın) hududullahı ikame edeceklerini zannederlerse, (birbirlerine) dönmelerinde kendileri üzerine bir günah yoktur... İşte bunlar hududullahdır, ki (Allah) bilen bir kavim için onları açıklıyor.

وَإِذَا طَلَّقْتُمُ النَّسَاء فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ سَرِّحُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَلاَ تُمْسِكُوهُنَّ ضِرَارًا لَّتَعْتَدُواْ وَمَن يَفْعَلْ ذَلِكَ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُ وَلاَ تَتَّخِذُوَاْ آيَاتِ اللّهِ هُزُوًا وَاذْكُرُواْ نِعْمَتَ اللّهِ عَلَيْكُمْ وَمَا أَنزَلَ عَلَيْكُمْ مِّنَ الْكِتَابِ وَالْحِكْمَةِ يَعِظُكُم بِهِ وَاتَّقُواْ اللّهَ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
231-) Ve iza tallaktümün nisae febelağne ecelehünne feemsikühünne Bi ma'rufin ev serrihuhünne Bi ma'ruf* ve la tümsikühünne dıraren lita'tedu* ve men yef'al zâlike fekad zaleme nefsehu, ve la tettehızu ayatillahi hüzüva* vezküru nı'metAllahi aleyküm ve ma enzele aleyküm minel Kitabi vel Hikmeti yeızuküm Bih* vettekullahe va'lemu ennAllahe Bi külli şey'in ‘Aliym;
Kadınları boşadığınızda, bekleme sürelerinin nihayetine ulaştıklarında, ya onları (Bi-) ma’ruf ile tutun ya da onları (Bi-) ma’ruf ile salın... Ancak (haklarına) tecavüz etmek/zulmetmeniz için zararlarına olacak şekilde onları tutmayın... Kim bunu yaparsa muhakkak kendi nefsine zulmetmiş olur... Allah ayetlerini (geçerli hükümlerini) oyuncak edinmeyin... Üzerinizdeki Allah ni’metini, size (B sırrınca) öğüt/ibret vermek için Kitab’tan ve Hikmet’ten üzerinize inzal ettiğini zikredin/anın... Allah’dan ittika edin ve iyi bilin ki Allah Bi-külli şey’in Aliym’dir.
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal