Sayfa: [1]
  Yazdır  
.



BAKARA SÛRESİ    البقرة

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

وَإِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاء فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَلاَ تَعْضُلُوهُنَّ أَن يَنكِحْنَ أَزْوَاجَهُنَّ إِذَا تَرَاضَوْاْ بَيْنَهُم بِالْمَعْرُوفِ ذَلِكَ يُوعَظُ بِهِ مَن كَانَ مِنكُمْ يُؤْمِنُ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ذَلِكُمْ أَزْكَى لَكُمْ وَأَطْهَرُ وَاللّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لاَ تَعْلَمُون
232-) Ve iza tallaktümünnisae febelağne ecelehünne fela ta'duluhünne en yenkıhne ezvacehünne iza teradav beynehüm Bil ma'ruf* zâlike yuazu Bihi men kane minküm yu'minü Billahi vel yevmil ahıri, zâliküm ezka leküm ve ather* vAllahu ya'lemu ve entüm la ta'lemun;
Kadınları boşadığınızda, bekleme sürelerinin nihayetine ulaştıklarında, Aralarında (Bi-) ma’ruf ile karşılıklı rızalaştıkları takdirde, artık (eski) kocalarına nikahlanmalarına mani olmayın... Bu, sizden kim (B sırrınca) Allah’a ve ahir güne iman ediyorsa, ona (B sırrınca) verilen bir öğüttür... İşte bu sizin için daha iyi/fazla ve daha temizdir... Allah bilir, siz bilmezsiniz.

وَالْوَالِدَاتُ يُرْضِعْنَ أَوْلَادَهُنَّ حَوْلَيْنِ كَامِلَيْنِ لِمَنْ أَرَادَ أَن يُتِمَّ الرَّضَاعَةَ وَعلَى الْمَوْلُودِ لَهُ رِزْقُهُنَّ وَكِسْوَتُهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ لاَ تُكَلَّفُ نَفْسٌ إِلاَّ وُسْعَهَا لاَ تُضَآرَّ وَالِدَةٌ بِوَلَدِهَا وَلاَ مَوْلُودٌ لَّهُ بِوَلَدِهِ وَعَلَى الْوَارِثِ مِثْلُ ذَلِكَ فَإِنْ أَرَادَا فِصَالاً عَن تَرَاضٍ مِّنْهُمَا وَتَشَاوُرٍ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِمَا وَإِنْ أَرَدتُّمْ أَن تَسْتَرْضِعُواْ أَوْلاَدَكُمْ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِذَا سَلَّمْتُم مَّا آتَيْتُم بِالْمَعْرُوفِ وَاتَّقُواْ اللّهَ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
233-) Vel validatu yurdı'ne evladehünne havleyni kâmileyni limen erade en yütimmerredaate ve alel mevludi lehu rizkuhünne ve kisvetühünne Bil ma'ruf* la tükellefü nefsün illâ vüs'aha* la tudarre validetün Bi velediha ve la mevludün lehu Bi veledihi ve alel varisi mislü zâlik* fein erada fisalen an teradın minhüma ve teşavürin fela cünaha aleyhima* ve in eradtüm en testerdıu evladeküm fela cünaha aleyküm iza sellemtüm ma ateytüm Bil ma'ruf* vettekullahe va'lemu ennAllahe Bi ma ta'melune Basıyr;
Süt emzirmeyi tamamlamak isteyenler (babalar) için, anneler çocuklarını tam/kamil iki (hicri) yıl emzirirler... Onların (annelerin) rızkı (yeme-içmeleri) ve kisveleri (giyecekleri) (Bi-) ma’ruf (örf) üzere çocuğun babasının üzerinedir... Hiç bir nefse vüs’atinden başkası teklif edilmez... Ne bir ana (B gerçeğince) çocuğu sebebiyle zarar görsün, ne de bir baba (B gerçeğince) çocuğu yüzünden zarara sokulsun... Varis’e düşen de bunun gibidir (bu kurala uymaktır)... Eğer (ana-baba) kendi rızaları ile ve meşvere ederek (çocuğu) sütten kesmek isterlerse kendilerine bir günah yoktur... Ve eğer çocuklarınızı (süt annesi tutup) emzirtmek dilerseniz, (Bi-) ma’ruf ile verdiğinizi (ücreti) teslim etmeniz şartıyla, yine üzerinize bir günah yoktur... Allah’dan ittika edin ve iyi bilin ki Allah tüm yaptıklarınızı (B sırrınca; onların meydana getiricisi olarak) Basıyr’dir.

وَالَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنْكُمْ وَيَذَرُونَ أَزْوَاجًا يَتَرَبَّصْنَ بِأَنْفُسِهِنَّ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَعَشْرًا فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا فَعَلْنَ فِي أَنْفُسِهِنَّ بِالْمَعْرُوفِ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِير
234-) Velleziyne yüteveffevne minküm ve yezerune ezvacen yeterebbasne Bi enfüsihinne erbeate eşhürin ve aşra* feiza belağne ecelehünne fela cünaha aleyküm fiyma fealne fiy enfüsihınne Bil ma'ruf* vAllahu Bi ma ta'melune Habiyr;
Sizden vefat edip te geriye eşler bırakanların bu eşleri dört ay on gün kendilerini (B sırrınca) gözetlerler (beklerler)... Sürelerinin nihayetine ulaştıklarında, artık onların kendileri hakkında (Bi-) ma’ruf ile yaptıklarından dolayı size bir günah yoktur... Allah tüm amellerinizi (B sırrınca; onların hakikatı ve oluşturucusu olarak) Habiyr’dir.

وَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا عَرَّضْتُم بِهِ مِنْ خِطْبَةِ النِّسَاء أَوْ أَكْنَنتُمْ فِي أَنفُسِكُمْ عَلِمَ اللّهُ أَنَّكُمْ سَتَذْكُرُونَهُنَّ وَلَـكِن لاَّ تُوَاعِدُوهُنَّ سِرًّا إِلاَّ أَن تَقُولُواْ قَوْلاً مَّعْرُوفًا وَلاَ تَعْزِمُواْ عُقْدَةَ النِّكَاحِ حَتَّىَ يَبْلُغَ الْكِتَابُ أَجَلَهُ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ يَعْلَمُ مَا فِي أَنفُسِكُمْ فَاحْذَرُوهُ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ غَفُورٌ حَلِيمٌ
235-) Ve la cünaha aleyküm fiyma arradtüm Bihi min hıtbetin nisai ev eknentüm fiy enfüsiküm* alimAllahu enneküm setezkürunehünne ve lâkin la tüvaıduhünne sirran illâ en tekulu kavlen ma'rufa* ve la ta'zimu ukdeten nikahı hatta yeblüğal Kitabu eceleh* va'lemu ennAllahe ya'lemu ma fiy enfüsiküm fahzeruh* va'lemu ennAllahe Ğafur’un Haliym;
Böyle (iddet bekleyen) kadınlara evlenme isteğinizi (B sırrınca) üstü kapalı iletmenizde veya içinizde tutmanızda size bir günah yoktur... Allah onları hatırlayacağınızı bilmiştir... Fakat ma’ruf bir söz söylemeniz dışında sakın gizli bir şeye (gizli bir buluşmaya) sözleşmeyin... Farz olan iddet süresi doluncaya kadar nikah akdini bağlamaya azmetmeyin... Ve bilin ki Allah içinizde olani bilir, artık O’ndan hazer edin (sakının)... Ve iyi bilin ki Allah Ğafur’dur, Haliym’dir.

لَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِنْ طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ مَا لَمْ تَمَسُّوهُنَّ أَوْ تَفْرِضُوا لَهُنَّ فَرِيضَةً وَمَتِّعُوهُنَّ عَلَى الْمُوسِعِ قَدَرُهُ وَعَلَى الْمُقْتِرِ قَدَرُهُ مَتَاعًا بِالْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى الْمُحْسِنِينَ
236-) La cünaha aleyküm in tallaktümün nisae ma lem temessuhünne ev tefridu lehünne feriydaten, ve mettiu’hünn* alel musiı kaderuhu ve alel muktiri kaderuh* metaan Bil ma'ruf* Hakkan alel muhsiniyn;
Kendilerine dokunmadan veya onlar için herhangi bir mehr kesmeden kadınları boşarsanız, size bir günah yoktur... Onları faydalandırın... Eli geniş olan da kendi gücünce, eli dar olan da kendi kaderince (Bi-) ma’ruf üzere faydalandırmalı... (Bu) muhsinler üzerine bir haktır.

وَإِن طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِن قَبْلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ وَقَدْ فَرَضْتُمْ لَهُنَّ فَرِيضَةً فَنِصْفُ مَا فَرَضْتُمْ إَلاَّ أَن يَعْفُونَ أَوْ يَعْفُوَ الَّذِي بِيَدِهِ عُقْدَةُ النِّكَاحِ وَأَن تَعْفُواْ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَى وَلاَ تَنسَوُاْ الْفَضْلَ بَيْنَكُمْ إِنَّ اللّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
237-) Ve in tallaktümuhünne min kabli en temessuhünne ve kad feradtüm lehünne feriydaten fenısfü ma feradtüm illâ en ya'fune ev ya 'fuvelleziy Bi yedihi ukdetün nikah* ve en ta'fu akrabu littakva* ve la tensevül fadle beyneküm* innAllahe Bi ma ta'melune Basıyr;
Kendilerine bir mehr tayin etmiş iken ve onlara dokunmadan önce kadınları boşamışsanız, tayin ettiğinizin yarısını verin... Ancak kendileri (kadınlar) veya nikah akdi (Bi-) elinde olan (erkekler) bağışlarsa/vazgeçerse o başka... (Erkekler) sizin bağışlamanız/ (mehr’in tümünü vermeniz) takva’ya daha yakındır... Aranızda fazileti unutmayın... Muhakkak ki Allah yaptıklarınızı (B sırrınca) Basıyr’dir.

حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ وَالصَّلَاةِ الْوُسْطَى وَقُومُوا لِلَّهِ قَانِتِينَ
238-) Hafizu ales Salevati ves Salatil Vüsta ve kumu Lillahi kanitiyn;
Salatları (namazları) ve salat-ı vusta’yı (orta namazı) muhafaza edin... Kanitiyn (tam teslim olmuşlar) olarak Allah (baka) için kıyam edin.

فَإِنْ خِفْتُمْ فَرِجَالًا أَوْ رُكْبَانًا فَإِذَا أَمِنْتُمْ فَاذْكُرُوا اللَّهَ كَمَا عَلَّمَكُمْ مَا لَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَ
239-) Fein hıftüm fericalen ev rükbana* feiza emintüm fezkürullahe kema allemeküm ma lem tekünu ta'lemun;
Eğer (herhangi bir tehlikeden) korkarsanız, RİCALEN (yaya, yürüyerek) veya RÜKBANEN/binit üzerinde(namazınızı kılın)...Emin olduğunuzda (güvene kavuştuğunuzda), bilmiyor olduklarınızı size öğrettiği gibi Allah’ı zikredin.

وَالَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنْكُمْ وَيَذَرُونَ أَزْوَاجًا وَصِيَّةً لِأَزْوَاجِهِمْ مَتَاعًا إِلَى الْحَوْلِ غَيْرَ إِخْرَاجٍ فَإِنْ خَرَجْنَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِي مَا فَعَلْنَ فِي أَنْفُسِهِنَّ مِنْ مَعْرُوفٍ وَاللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
240-) Velleziyne yüteveffevne minküm ve yezerune ezvacen, vasıyyeten liezvacihim metaan ilel havli ğayra ıhrac* fein haracne fela cünaha aleyküm fiy ma fealne fiy enfüsihinne min ma'ruf* vAllahu Aziyz’ün Hakiym;
İçinizden vefat edip de geriye eşler bırakan (erkekler), eşlerinin (evden) çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyyet etsinler... Eğer kendileri çıkarlarsa, onların kendi haklarında ma’ruf üzere yaptıklarından dolayı size bir günah yoktur... Allah Aziyz’dir, Hakiym’dir.

وَلِلْمُطَلَّقَاتِ مَتَاعٌ بِالْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى الْمُتَّقِينَ
241-) Ve lil mütallekati metaun Bil ma'ruf* Hakkan alel müttekıyn;
Boşanmış kadınların lehine (Bi-) ma’ruf üzere (örfen normal geçim şartlarına göre, sünnetullah gereği) faydalandırma (hakları) vardır; ki (bu) muttekiler üzerine bir haktır/vazifedir.

كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمْ ءَايَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
242-) Kezâlike yübeyyinullahu leküm ayatihi lealleküm ta'kılun;
İşte Allah sizin için ayetlerini böyle açıkça beyan ediyor ki belki akledersiniz.

أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ خَرَجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَهُمْ أُلُوفٌ حَذَرَ الْمَوْتِ فَقَالَ لَهُمُ اللَّهُ مُوتُوا ثُمَّ أَحْيَاهُمْ إِنَّ اللَّهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى النَّاسِ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ
243-) Elem tera ilelleziyne harecu min diyarihim ve hüm ülufün hazerel mevt* fekale lehümüllahu mutu sümme ahyahüm* innAllahe lezufadlin alenNasi ve lâkinne ekseranNasi la yeşkürun;
Ölüm korkusuyla, binlerce (kişi) oldukları halde yurtlarından çıkanları görmedin mi?.. Allah onlara: “ölün” dedi; sonra da onları diriltti... Şüphesiz ki Allah insanlara gerçekten FAZL (lutuf) sahibidir... Ama insanların ekseriyeti şükretmezler.

وَقَاتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
244-) Ve katilu fiy sebiylillâhi va'lemu ennAllahe Semi’un ‘Aliym;
Allah yolunda savaşın ve iyi bilin ki Allah Semi’dir, Aliym’dir.

مَنْ ذَا الَّذِي يُقْرِضُ اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَاعِفَهُ لَهُ أَضْعَافًا كَثِيرَةً وَاللَّهُ يَقْبِضُ وَيَبْسُطُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
245-) Menzelleziy yukridullahe kardan hasenen feyudaıfehu lehu ad'afen kesiyreten, vAllahu yakbidu ve yebsut* ve ileyhi türceun;
Kimdir o (adam) ki Allah’a karz-ı hasen (güzel bir ödünç) versin de Allah da onu (verdiğini) ona (veren ele) bir çok kez katlayarak artırsın... Allah kabz eder (daraltır, kısar) ve bast eder (yayar, açar)... O’na döndürülmektesiniz.

أَلَمْ تَرَ إِلَى الْمَلإِ مِن بَنِي إِسْرَائِيلَ مِن بَعْدِ مُوسَى إِذْ قَالُواْ لِنَبِيٍّ لَّهُمُ ابْعَثْ لَنَا مَلِكًا نُّقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللّهِ قَالَ هَلْ عَسَيْتُمْ إِن كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ أَلاَّ تُقَاتِلُواْ قَالُواْ وَمَا لَنَا أَلاَّ نُقَاتِلَ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَقَدْ أُخْرِجْنَا مِن دِيَارِنَا وَأَبْنَآئِنَا فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ تَوَلَّوْاْ إِلاَّ قَلِيلاً مِّنْهُمْ وَاللّهُ عَلِيمٌ بِالظَّالِمِين
246-) Elem tera ilel melei min beniy israiyle min ba'di Musa* iz kalu li Nebîyyin lehümüb'as lena meliken nükatil fiy sebiylillâh* kale hel aseytüm in kütibe aleykümül kıtalu ella tukatilu* kalu ve ma lena ella nukatile fiy sebiylillâhi ve kad uhricna min diyarina ve ebnaina* felemma kütibe aleyhimül kıtalu tevellev illâ kaliylen minhüm* vAllahu Aliym’ün Biz zalimiyn;
Musa’dan sonra İsrailOğullarından MELE’-i (bir görüşü paylaşan ileri gelenler grubu) görmedin mi?... Hani onlar, Nebîlerine: “Bizim için bir Melik ba’set, Allah yolunda savaşalım”, demişlerdi... (O Nebî) dedi ki: “Ya size savaş yazılır/farz kılınır da savaşmazsanız?”... Dediler ki: ”Bize ne oluyor ki Allah yolunda savaşmayalım?... Hem yurtlarımızdan ve oğullarımızdan çıkarılıp uzaklaştırıldık”... Vaktaki üzerlerine savaş yazılınca/farz olunca, onlardan pek azı hariç, yüz çevirdiler... Allah zalimleri (B sırrınca; onların hakikatı olarak) Aliym’dir.

وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ إِنَّ اللّهَ قَدْ بَعَثَ لَكُمْ طَالُوتَ مَلِكًا قَالُوَاْ أَنَّى يَكُونُ لَهُ الْمُلْكُ عَلَيْنَا وَنَحْنُ أَحَقُّ بِالْمُلْكِ مِنْهُ وَلَمْ يُؤْتَ سَعَةً مِّنَ الْمَالِ قَالَ إِنَّ اللّهَ اصْطَفَاهُ عَلَيْكُمْ وَزَادَهُ بَسْطَةً فِي الْعِلْمِ وَالْجِسْمِ وَاللّهُ يُؤْتِي مُلْكَهُ مَن يَشَاء وَاللّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ
247-) Ve kale lehüm Nebîyyühüm innAllahe kad bease leküm talute meliken, kalu enna yekünu lehül mülkü aleyna ve nahnu ehakku Bil mülki minhu ve lem yü'te seaten minel mal* kale innAllahastefahu aleyküm ve zadehu bestaten fiyl ılmi vel cism* vAllahu yü'tiy mülkeHU men yeşa'* vAllahu Vasi’un Aliym;
Nebîleri onlara dedi ki: “Muhakkak ki Allah, Talut’u sizin için Melik olarak ba’setti”... Dediler ki: “Nasıl olur da o bizim üzerimize mülk sahibi olur?... Biz (Bi-) mülke ondan daha ehakkız... (Ona) maldan bir genişlik de verilmemiştir (hem)”... (Nebîleri) dedi ki: “Muhakkak ki Allah O’nu sizin üzerinize ıstıfa etti/seçti, ilim’de ve cisim’de beste (derinlilik, güçlülük) olarak onu ziyade etti”... Allah mülkünü dilediğine verir... Allah Vasi’dir, Aliym’dir.

وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ إِنَّ ءَايَةَ مُلْكِهِ أَنْ يَأْتِيَكُمُ التَّابُوتُ فِيهِ سَكِينَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَبَقِيَّةٌ مِمَّا تَرَكَ ءَالُ مُوسَى وَءَالُ هَارُونَ تَحْمِلُهُ الْمَلَائِكَةُ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَةً لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ
248-) Ve kale lehüm Nebîyyühüm inne ayete mülkiHİ en ye'tiyekümüt tabutu fiyhi sekiynetüm min Rabbiküm ve bekıyyetün mimma terake alu Musa ve alu Harune tahmilühül Melaiketü, inne fiy zâlike leayeten leküm in küntüm mu’miniyn;
Nebîleri onlara dedi ki: “Muhakkak ki O’nun mülkü’nün ayeti (alameti), o tabut’un size gelmesidir... Ki onun içinde Rabbinizden bir sekine, Al-u Musa ve Al-u Harun’un bıraktığından bir bakıyye vardır... Onu melaike taşır... Muhakkak ki bunda sizin için kesin bir ayet (alamet) vardır, eğer mü’minler iseniz”.

فَلَمَّا فَصَلَ طَالُوتُ بِالْجُنُودِ قَالَ إِنَّ اللّهَ مُبْتَلِيكُم بِنَهَرٍ فَمَن شَرِبَ مِنْهُ فَلَيْسَ مِنِّي وَمَن لَّمْ يَطْعَمْهُ فَإِنَّهُ مِنِّي إِلاَّ مَنِ اغْتَرَفَ غُرْفَةً بِيَدِهِ فَشَرِبُواْ مِنْهُ إِلاَّ قَلِيلاً مِّنْهُمْ فَلَمَّا جَاوَزَهُ هُوَ وَالَّذِينَ آمَنُواْ مَعَهُ قَالُواْ لاَ طَاقَةَ لَنَا الْيَوْمَ بِجَالُوتَ وَجُنودِهِ قَالَ الَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلاَقُو اللّهِ كَم مِّن فِئَةٍ قَلِيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثِيرَةً بِإِذْنِ اللّهِ وَاللّهُ مَعَ الصَّابِرِينَ
249-) Fe lemma fesale talutu Bil cunudi, kale innAllahe mübteliyküm Bi neher* femen şeribe minhu feleyse minniy* vemen lem yat'amhü feinnehu minniy illâ menığterafe gurfeten Bi yedih* feşeribu minhu illâ kaliylen minhüm* felemma cavezehu huve velleziyne amenu meahu, kalu la takate lenel yevme Bi calute ve cunudih* kalelleziyne yezunnune ennehüm mulakullahi kem min fietin kaliyletin ğalebet fieten kesiyraten Bi iznillah* vAllahu meas Sabiriyn;
Talut, (Bi-) ordusuyla ayrıldığında (askerlerine) dedi ki: “Muhakkak ki Allah sizi (Bi-) nehir ile deneyecektir... Kim ondan içerse benden değildir... Kim onu tatmayansa işte o bendendir... (Bi-) eli ile bir avuç alan müstesna”... Fakat içlerinden pek azı hariç ondan içtiler... Vakta ki O ve Onun beraberindeki mü’minler nehri geçince: “Bugün, (Bi-) Calut ve ordusuna karşı bizim bir takatımız yoktur” dediler... Allah’a mulakı olacaklarını/kavuşacaklarını içlerinden gelen bir şekilde bilenler ise: “(Sayıca) nice az bir topluluk, Biiznillah (Allahın izniyle) (sayıca) çok bir topluluğa galip gelmiştir... Allah sabredenlerle beraberdir”, dediler.

وَلَمَّا بَرَزُوا لِجَالُوتَ وَجُنُودِهِ قَالُوا رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ

250-) Ve lemma berezu licalute ve cunudihi kalu Rabbena efrığ aleyna sabren ve sebbit akdamena vansurna alel kavmil kâfiriyn;

(Talut’un askerleri) Calut ve onun ordusunun karşısına çıktıklarında: “Rabbimiz, üzerimize sabır dök/yerleştir, ayaklarımızı sabit kıl/kaydırma ve kafirler topluluğuna karşı bize nusret ver”.

فَهَزَمُوهُمْ بِإِذْنِ اللَّهِ وَقَتَلَ دَاوُدُ جَالُوتَ وَءَاتَاهُ اللَّهُ الْمُلْكَ وَالْحِكْمَةَ وَعَلَّمَهُ مِمَّا يَشَاءُ وَلَوْلَا دَفْعُ اللَّهِ النَّاسَ بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ لَفَسَدَتِ الْأَرْضُ وَلَكِنَّ اللَّهَ ذُو فَضْلٍ عَلَى الْعَالَمِينَ
251-) Fehezemuhüm Bi iznillahi ve katele Davudu calute ve atahullahul Mülke vel Hikmete ve allemehu mimma yeşa'* ve levla def'ullahin Nase ba'dahüm Bi ba'din le fesedetil Ardu ve lakinnAllahe zu fadlin alel alemiyn;
Nihayet Bi-iznillah (Allah’ın izniyle) onları hezimete uğrattılar... Davud, Calut’u öldürdü... Ve Allah Ona (Davud’a) Mülk’ü ve Hikmet’i verdi ve Ona dilediğinden ta’lim etti... Eğer Allah (B sırrınca) insanların bazısı ile, onların bazılarını defetmeseydi, elbette Arz fesada uğrar/bozulurdu... Fakat Allah alemler üzerine gerçekten lutuf sahibidir.
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal