Sayfa: [1]
  Yazdır  
.



NİSÂ SÛRESİ     النساء

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ النِّسَاء إِلاَّ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ كِتَابَ اللّهِ عَلَيْكُمْ وَأُحِلَّ لَكُم مَّا وَرَاء ذَلِكُمْ أَن تَبْتَغُواْ بِأَمْوَالِكُم مُّحْصِنِينَ غَيْرَ مُسَافِحِينَ فَمَا اسْتَمْتَعْتُم بِهِ مِنْهُنَّ فَآتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ فَرِيضَةً وَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا تَرَاضَيْتُم بِهِ مِن بَعْدِ الْفَرِيضَةِ إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا
24-) Vel muhsanatü minen nisai illâ ma meleket eymanüküm* kitabAllahi aleyküm* ve ühılle leküm ma verae zâliküm en tebteğu Bi emvaliküm muhsiniyne ğayre müsafihıyn* femestemta'tüm Bihi minhünne featuhünne ücurehünne feriydaten, ve la cünaha aleyküm fiy ma teradaytüm Bihi min ba'dil feriydah* innAllahe kâne Aliymen Hakiyma;
(Harpte elinize geçmiş) malik olduğunuz (cariyeler) müstesna, kadınlardan muhsanat (evli kadınlar) da (size haram kılınmıştır)... (Bunlar) üzerinize Allah’ın yazısıdır (farzdır)... Bütün bunların dışında kalanlar, metres-dost tutmaksızın iffetli yaşamayı arayarak, (Bi-) mallarınızla (mehirlerini vererek) istemeniz size helal kılındı... Onlardan (B gerçeğince) ne mukabilinde faydalandınız ise, onlara ecirlerini/ücretlerini bir fariza olarak verin... Fariza’dan (takdir edilen mehrden) sonra karşılıklı rızalaştığınız şey hususunda size bir günah yoktur... Muhakkak ki Allah Aliym’dir, Hakiym’dir.

وَمَن لَّمْ يَسْتَطِعْ مِنكُمْ طَوْلاً أَن يَنكِحَ الْمُحْصَنَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ فَمِن مِّا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُم مِّن فَتَيَاتِكُمُ الْمُؤْمِنَاتِ وَاللّهُ أَعْلَمُ بِإِيمَانِكُمْ بَعْضُكُم مِّن بَعْضٍ فَانكِحُوهُنَّ بِإِذْنِ أَهْلِهِنَّ وَآتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ مُحْصَنَاتٍ غَيْرَ مُسَافِحَاتٍ وَلاَ مُتَّخِذَاتِ أَخْدَانٍ فَإِذَا أُحْصِنَّ فَإِنْ أَتَيْنَ بِفَاحِشَةٍ فَعَلَيْهِنَّ نِصْفُ مَا عَلَى الْمُحْصَنَاتِ مِنَ الْعَذَابِ ذَلِكَ لِمَنْ خَشِيَ الْعَنَتَ مِنْكُمْ وَأَن تَصْبِرُواْ خَيْرٌ لَّكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
25-) Ve men lem yestetı' minküm tavlen en yenkihal muhsanatil mu'minati femin ma meleket eymanüküm min feteyatikümül mu'minat* vAllahu a'lemü Bi iymaniküm* ba'duküm min ba'd* fenkihuhünne Bi izni ehlihinne ve atuhünne ücurehünne Bil ma'rufi muhsanatin ğayre müsafihatin ve la müttehızati ahdan* feiza uhsınne fein eteyne Bi fahışetin fealeyhinne nısfu ma alel muhsanati minel azab* zâlike limen haşiyel anete minküm* ve en tasbiru hayrun leküm* vAllahu Ğafurun Rahîym;
Sizden, mü’mine hür kadınlarla evlenme genişliğine gücü yetmeyeniniz, ellerinizin malik olduğu mü’mine genç kızlarınızdan (nikahlasın)... Allah sizin imanınızı (B sırrınca) daha iyi bilir... (Hep) birbirinizdensiniz... Onları, onların ehillerinin (ailelerinin, velilerinin) (Bi-) izniyle nikahlayın; ve gizli dost edinmeyerek, zinadan uzak durarak, iffetli kadınlar olmaları halinde (Bi-) ma’ruf ile ecirlerini/ücretlerini (mehirlerini) de verin... Evliliğe geçtikten sonra eğer bir (Bi-) fuhuş yaparlar ise, (o vakit) hür kadınlara tatbik edilen azabın yarısı onlara verilir... Bu (cariyeler ile evlenme yolu), sizden günaha/sıkıntıya girmekten ürperen/korkan kimse içindir... Sabretmeniz, sizin için daha hayırlıdır... Allah Ğafur’dur, Rahıym’dir.

يُرِيدُ اللَّهُ لِيُبَيِّنَ لَكُمْ وَيَهْدِيَكُمْ سُنَنَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَيَتُوبَ عَلَيْكُمْ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
26-) Yüriydullahu liyübeyyine leküm ve yehdiyeküm sünenelleziyne min kabliküm ve yetube aleyküm* vAllahu Aliymn Hakiym;
Allah size (bilmediklerinizi) açıklamak, sizi sizden öncekilerin sünnetlerine hidayet etmek ve tevbelerinizi (asıllarınıza rücunuzu) kabul etmek diler... Allah Aliym’dir, Hakiym’dir.

وَاللَّهُ يُرِيدُ أَنْ يَتُوبَ عَلَيْكُمْ وَيُرِيدُ الَّذِينَ يَتَّبِعُونَ الشَّهَوَاتِ أَنْ تَمِيلُوا مَيْلًا عَظِيمًا
27-) VAllahu yuriydu en yetube aleyküm ve yuriydülleziyne yettebiuneş şehevati en temiylu meylen azîyma;
Allah, tevbelerinizi kabul etmek diler... Şehvetlerine (nefslerine) tabi olanlar ise sizin aziym bir meyl’le (şirk’e) meyletmenizi (vuslattan geri kalmanızı) dilerler.

يُرِيدُ اللَّهُ أَنْ يُخَفِّفَ عَنْكُمْ وَخُلِقَ الْإِنْسَانُ ضَعِيفًا
28-) Yuriydullahu en yuhaffife anküm* ve hulikal insanu daıyfa;
Allah (seyr-i süluk disiplinleri ile) sizden yükünüzü hafifletmek diler... İnsan zayıf olarak halkedilmiştir.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا لَا تَأْكُلُوا أَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ إِلَّا أَنْ تَكُونَ تِجَارَةً عَنْ تَرَاضٍ مِنْكُمْ وَلَا تَقْتُلُوا أَنْفُسَكُمْ إِنَّ اللَّهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًا
29-) Ya eyyühelleziyne amenu la te'külu emvaleküm beyneküm Bilbatıli illâ en tekûne ticareten an teradın minküm ve la taktülu enfüseküm* innAllahe kâne Biküm Rahîyma;
Ey iman edenler!... Mallarınızı aranızda (Bi-) batıl olarak yemeyin... Kendi rızanızla bir ticaret olması hali müstesna... Nefslerinizi öldürmeyin... Muhakkak ki Allah size (B sırrınca, siz olarak) Rahıym’dir.

وَمَنْ يَفْعَلْ ذَلِكَ عُدْوَانًا وَظُلْمًا فَسَوْفَ نُصْلِيهِ نَارًا وَكَانَ ذَلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرًا
30-) Ve men yef'al zâlike udvanen ve zulmen fesevfe nusliyhi nara* ve kâne zâlike alAllahi yesiyra;
Kim düşmanlık/haddi aşma ve zulümle bunu (şirk, intihar) işlerse, onu Nar’a yaslıyacağız... Bu Allah’a çok kolayıdır.

إِنْ تَجْتَنِبُوا كَبَائِرَ مَا تُنْهَوْنَ عَنْهُ نُكَفِّرْ عَنْكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَنُدْخِلْكُمْ مُدْخَلًا كَرِيمًا
31-) İn tectenibu kebaira ma tünhevne anhü nükeffir anküm seyyiatiküm ve nüdhılküm müdhalen keriyma;
Şayet nehyedildiğiniz KEBAİR (büyük günahlar; şirk)’den kaçınırsanız, (nefsinizden kaynaklanan) kötülüklerinizi sizden keffaretleriz/sileriz ve sizi keriym/şerefli bir mekana dahil ederiz.

وَلَا تَتَمَنَّوْا مَا فَضَّلَ اللَّهُ بِهِ بَعْضَكُمْ عَلَى بَعْضٍ لِلرِّجَالِ نَصِيبٌ مِمَّا اكْتَسَبُوا وَلِلنِّسَاءِ نَصِيبٌ مِمَّا اكْتَسَبْنَ وَاسْأَلُوا اللَّهَ مِنْ فَضْلِهِ إِنَّ اللَّهَ كَانَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا
32-) Ve la tetemennev ma faddalAllahu Bihî ba'deküm alâ ba'd* lirRicali nasıybün mimmektesebu ve linnisai nasıybün mimmektesebne, ves'elullahe min fadliHİ, innAllahe kâne Bikülli şey'in Alîyma;
Allah’ın onunla (B sırrınca) bazınızı bazınıza üstün kıldığı şeyi temenni etmeyin... Rical (erkekler) için kazandıklarından bir nasip vardır; ve kadınlar için de kazandıklarından bir nasip vardır... Allah’dan, O’nun fazlından isteyin... Muhakkak ki Allah şeyin külliyyeni/komplesi olarak (her şeyi B sırrınca) Aliym’dir.

وَلِكُلٍّ جَعَلْنَا مَوَالِيَ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْأَقْرَبُونَ وَالَّذِينَ عَقَدَتْ أَيْمَانُكُمْ فَآتُوهُمْ نَصِيبَهُمْ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدًا
33-) Ve liküllin caalna mevaliye mimma terekel validani vel akrebun* velleziyne akadet eymanüküm featuhüm nasıybehüm* innAllahe kâne alâ külli şey'in şehiyda;
Ana-baba ve akrabanın bıraktığından her biri için mevaliy (mirasçılar) kıldık... Yeminlerinizin bağladığı (yemin akdiyle mirasçı olan) kimselere de nasiplerini verin... Muhakkak ki Allah her şeye şahid’dir.

الرِّجَالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّسَاءِ بِمَا فَضَّلَ اللَّهُ بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ وَبِمَا أَنْفَقُوا مِنْ أَمْوَالِهِمْ ۚ فَالصَّالِحَاتُ قَانِتَاتٌ حَافِظَاتٌ لِلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ اللَّهُ ۚ وَاللَّاتِي تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ وَاهْجُرُوهُنَّ فِي الْمَضَاجِعِ وَاضْرِبُوهُنَّ ۖ فَإِنْ أَطَعْنَكُمْ فَلَا تَبْغُوا عَلَيْهِنَّ سَبِيلًا ۗ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلِيًّا كَبِيرًا
34-) ErRicalu kavvamune alen nisai Bi ma faddalAllahu ba'dahüm alâ ba’din ve Bi ma enfeku min emvalihim* fessalihatü kanitatün hafizatün lil ğaybi Bi ma hafızAllah* vellatiy tehafune nüşüzehünne feızuhünne vehcüruhünne filmedaciı vadribuhünne, fein eta'neküm fela tebğu aleyhinne sebiyla* innAllahe kâne Aliyyen Kebiyra;
Rical (erkekler), kadınlar üzerine kavvam’dırlar (hakim, yönetici)... Şundan ki Allah (B sırrınca) onların (insanların) bazısını bazısı üzerine üstün kılmıştır ve (erkekler B sırrınca) mallarından onlara infak etmişlerdir... Saliha kadınlar kanit’tirler (saygılı, itaatkar), Allah’ın (kendilerini B sırrınca) hıfzetmesi ile ğaybı hıfzedip koruyucudurlar... Huysuzluk etmelerinden endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin (idraklarına çalışın), (bu yeterli olmazsa) yataklarında yalnız bırakın (libidoları yükselsin) ve onlara darbedin (dokunun?)... Eğer size itaat ederlerse, artık aleyhlerine bir yol aramayın... Muhakkak ki Allah Aliy’dir, Kebiyr’dir.

وَإِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَابْعَثُوا حَكَمًا مِنْ أَهْلِهِ وَحَكَمًا مِنْ أَهْلِهَا إِنْ يُرِيدَا إِصْلَاحًا يُوَفِّقِ اللَّهُ بَيْنَهُمَا إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلِيمًا خَبِيرًا
35-) Ve in hıftüm şıkaka beynihima feb'asu hakemen min ehlihı ve hakemen min ehliha* in yürıyda ıslahan yuveffikıllahu beynehüma* innAllahe kâne Aliymen Habîyra;
Eğer onların (karı-kocanın) aralarının açılmasından korkarsanız, bir hakem erkek ailesinden ve bir hakem de kadının ailesinden ba’sedin (gönderin)... Eğer (o hakemlerin her ikisi de) ıslah (ara bulma) dilerler ise, Allah onların arasını (ıslaha, düzeltmeye) muvaffak kılar... Muhakkak ki Allah Aliym’dir, Habiyr’dir.

وَاعْبُدُواْ اللّهَ وَلاَ تُشْرِكُواْ بِهِ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا وَبِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبَى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالجَنبِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ مَن كَانَ مُخْتَالاً فَخُور
36-) Va'budullahe ve la tüşrikû BiHİ şey’en ve Bil valideyni ıhsanen ve Bi zil kurba vel yetama vel mesakiyni velcari zil kurba vel caril cünübi ves sahıbi Bil cenbi vebnis sebiyli ve ma meleket eymanüküm* innAllahe la yuhıbbu men kâne muhtalen fahura;
Allah’a kulluk yapın (arınıp fani olun)... O’na hiç bir şeyi (B gerçeğince) ortak etmeyin (hiç bir şeye; isim ve resimlere varlık vermeyin)... Ana-baba’ya, yakınlık sahiplerine (idrak yakınlarına), yetimlere, miskinlere, yakın komşuya (bilinç komşuna), uzak komşuya (bilinç yeri sana çok uzak olana), yanınızdaki (aynı mertebedeki) arkadaşa, yolun oğluna (Allah yolunda olana) ve ellerinizin malik olduklarına (B sırrınca) ihsanda bulunun... Muhakkak ki Allah kibirlenip övünenleri sevmez.

الَّذِينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبُخْلِ وَيَكْتُمُونَ مَا ءَاتَاهُمُ اللَّهُ مِنْ فَضْلِهِ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَافِرِينَ عَذَابًا مُهِينًا
37-) Elleziyne yebhalune ve ye'murunen nase Bil buhli ve yektümune ma atahumullahu min fadliHİ, ve a'tedna lil kafiriyne azaben mühiyna;
Onlar (öyle kimselerdir) ki cimrilik ederler, insanlara (B sırrınca) cimriliği emrederler ve Allah’ın fazlından verdiğini gizlerler... Kafirler için alçaltıcı azab hazırladık.

وَالَّذِينَ يُنْفِقُونَ أَمْوَالَهُمْ رِئَاءَ النَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَلَا بِالْيَوْمِ الْآخِرِ وَمَنْ يَكُنِ الشَّيْطَانُ لَهُ قَرِينًا فَسَاءَ قَرِينًا
38-) Velleziyne yünfikune emvalehüm riaen nasi ve la yu'minune Billahi ve la Bil yevmil ahıri, ve men yeküniş şeytanü lehu kariynen fesae kariyna;
Ve onlar (B sırrıyla) Allah’a ve (B sırrıyla) ahir gün’e iman etmedikleri halde, mallarını insanların riyası için harcarlar... Şeytan kime arkadaş olursa, o ne kötü bir arkadaştır.

وَمَاذَا عَلَيْهِمْ لَوْ ءَامَنُوا بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَأَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقَهُمُ اللَّهُ وَكَانَ اللَّهُ بِهِمْ عَلِيمًا

39-) Ve ma za aleyhim lev’amenu Billahi vel yevmil ahıri ve enfeku mimma rezekahümullahu, ve kânAllahu Bihim Alîyma;

(B sırrıyla) Allah’a ve ahir güne iman etselerdi ve Allah’ın onları rızıklandırdığından infak etselerdi, onların aleyhine ne olurdu?... Allah onları/(B sırrınca onların hakikatı, kendisi olarak) Aliym’dir.

إِنَّ اللَّهَ لَا يَظْلِمُ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ وَإِنْ تَكُ حَسَنَةً يُضَاعِفْهَا وَيُؤْتِ مِنْ لَدُنْهُ أَجْرًا عَظِيمًا
40-) İnnAllahe la yazlimü miskale zerretin, ve in tekü haseneten yudaıfha ve yü'ti min ledünHU ecran azîyma;
Muhakkak ki Allah zerre (düşünülebilen en küçük) ağırlığı (yükü) kadar bile zulmetmez... Eğer (o yapılan iyilik) bir hasene dahi olsa, onu kat kat artırır ve (üstelik) kendi ledünnünden de aziym bir ecir verir.

فَكَيْفَ إِذَا جِئْنَا مِنْ كُلِّ أُمَّةٍ بِشَهِيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلَى هَؤُلَاءِ شَهِيدًا
41-) Fekeyfe iza ci'na min külli ümmetin Bi şehiydin ve ci'na Bike alâ haülai şehiyda;
Her ümmetten bir (Bi-) Şehiyd (şahid) getirip, (Rasûlüm) seni de (B sırrınca, işte) bunlara Şehiyd (şahid) getirdiğimiz vakit (iş) nasıl olur?.

يَوْمَئِذٍ يَوَدُّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَعَصَوُا الرَّسُولَ لَوْ تُسَوَّى بِهِمُ الْأَرْضُ وَلَا يَكْتُمُونَ اللَّهَ حَدِيثًا

42-) Yevmeizin yeveddülleziyne keferu ve asavür Rasûle levtüsevva Bihimül Ard* ve la yektümunallahe hadiysa;

O gün kafir olanlar ve Rasûlullah’a asi olanlar, (B gerçeğince) Arz’a geçirilip yerle bir olmayı/Arz’ın onları silmesini temenni edip arzularlar... Allah’dan bir sözü de gizleyemezler.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَقْرَبُواْ الصَّلاَةَ وَأَنتُمْ سُكَارَى حَتَّىَ تَعْلَمُواْ مَا تَقُولُونَ وَلاَ جُنُبًا إِلاَّ عَابِرِي سَبِيلٍ حَتَّىَ تَغْتَسِلُواْ وَإِن كُنتُم مَّرْضَى أَوْ عَلَى سَفَرٍ أَوْ جَاء أَحَدٌ مِّنكُم مِّن الْغَآئِطِ أَوْ لاَمَسْتُمُ النِّسَاء فَلَمْ تَجِدُواْ مَاء فَتَيَمَّمُواْ صَعِيدًا طَيِّبًا فَامْسَحُواْ بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُمْ إِنَّ اللّهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا
43-) Ya eyyühelleziyne amenu la takrebusSalate ve entüm sükâra hatta ta'lemu ma tekulune ve la cünüben illâ abiriy sebiylin hatta tağtesilu* ve in küntüm merda ev alâ seferin ev cae ehadün minküm minel ğaitı ev lamestümün nisae felem tecidu maen feteyemmemu saıyden tayyiben femsehu Bi vücuhiküm ve eydiyküm* innAllahe kâne Afüvven Ğafura;
Ey iman edenler!... Sarhoşken, ne söylediğinizi bilinceye kadar ve bir de cünüb iken -yolcu olmanız müstesna- gusledinceye kadar salat’a/namaz’a yaklaşmayın... Eğer hasta olmuşsanız veya bir sefer üzere iseniz veya sizden biri def’i hacetten gelirse yahut kadınlara dokunmuşsanız, (bu durumlarda bir de) su bulamamışsanız, (o vakit) tayyib/temiz toprağa teyemmüm edin... (Şöyleki) vechlerinizi/yüzlerinizi ve ellerinizi (B sırrınca) mesh edin... Muhakkak ki Allah Afuvv’dur, Ğafur’dur.

أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ أُوتُوا نَصِيبًا مِنَ الْكِتَابِ يَشْتَرُونَ الضَّلَالَةَ وَيُرِيدُونَ أَنْ تَضِلُّوا السَّبِيلَ
44-) Elem tera ilelleziyne utu nasıyben minel Kitabi yeşteruned dalalete ve yüriydune en tedıllüs sebiyl;
Kendilerine Kitab’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyormusun; dalaleti satın alıyorlar ve (sizin de) yoldan sapmanızı diliyorlar?.

وَاللَّهُ أَعْلَمُ بِأَعْدَائِكُمْ وَكَفَى بِاللَّهِ وَلِيًّا وَكَفَى بِاللَّهِ نَصِيرًا
45-) VAllahu a’lemü Bi a'daiküm* ve kefa Billahi Veliyyen ve kefa Billahi nasıyra;
Allah sizin düşmanlarınızı (B sırrınca) daha iyi bilir... Veliy olarak Allah (B sırrınca) kafidir... Nasıyr olarak Allah (B sırrınca) kafidir.

مِّنَ الَّذِينَ هَادُواْ يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِ وَيَقُولُونَ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَاسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ وَرَاعِنَا لَيًّا بِأَلْسِنَتِهِمْ وَطَعْنًا فِي الدِّينِ وَلَوْ أَنَّهُمْ قَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَاسْمَعْ وَانظُرْنَا لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ وَأَقْوَمَ وَلَكِن لَّعَنَهُمُ اللّهُ بِكُفْرِهِمْ فَلاَ يُؤْمِنُونَ إِلاَّ قَلِي
46-) Minelleziyne hadu yüharrifunel Kelime an mevadııhi ve yekulune semı'na ve asayna vesma' ğayre müsmeın ve raına leyyen Bi elsinetihim ve ta'nen fid diyn* velev ennehüm kalu semi'na ve ata'na vesma' venzurna lekâne hayren lehüm ve akveme, ve lâkin leanehümullahu Bi küfrihim fela yu'minune illâ kaliyla;
Yahudi olanlardan öyleleri vardır ki, KELİMELERİ mevzilerinden tahrif ederler (kaydırırlar; vahyin orijinalliğini muhafaza etmezler)... (Bi-) dillerini eğip bükerek ve Diyn’de yermeler üreterek: “İşittik ve isyan ettik”, “Dinle, dinlemez olası” ve “Raina; bizi gözet, bizi dinle” derler... Eğer onlar, “İşittik ve itaat ettik”, “Dinle” ve “Nazar et bize” deseler idi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu... Fakat Allah küfürleri ile (B gerçeğince) onları la’netlemiştir... Pek azı müstesna (artık onlar) iman etmezler.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ ءَامِنُوا بِمَا نَزَّلْنَا مُصَدِّقًا لِمَا مَعَكُمْ مِنْ قَبْلِ أَنْ نَطْمِسَ وُجُوهًا فَنَرُدَّهَا عَلَى أَدْبَارِهَا أَوْ نَلْعَنَهُمْ كَمَا لَعَنَّا أَصْحَابَ السَّبْتِ وَكَانَ أَمْرُ اللَّهِ مَفْعُولًا
47-) Ya eyyühelleziyne utül Kitabe aminu Bi ma nezzelna musaddikan lima maaküm min kabli en natmise vucuhen feneruddeha alâ edbariha ev nel'anehüm kema leanna ashabes sebt* ve kâne emrullahi mef'ula;
Ey (izhar edip okusunlar diye) kendilerine Kitab verilenler!... Vechleri/yüzleri silerek arkalarına döndürmeden yahut ashab-ı sebt’i (Cumartesi adamlarını) la’netlediğimiz gibi kendilerini la’netlemeden önce, sizin beraberinizde olanı (Tevrat’ı) tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a, B sırrınca) iman edin!. Emrullah, fiile dönüşmüştür.

إِنَّ اللَّهَ لَا يَغْفِرُ أَنْ يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَلِكَ لِمَنْ يَشَاءُ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللَّهِ فَقَدِ افْتَرَى إِثْمًا عَظِيمًا
48-) İnnAllahe la yağfiru en yüşreke BiHİ ve yağfiru ma dune zâlike limen yeşa'* ve men yüşrik Billahi fekadiftera ismen azîyma;
Muhakkak ki Allah (B gerçeğince) kendisine şirk koşulmasını (şakıliği) mağfiret etmez... Ondan başkasını dilediği kimseler için mağfiret eder... Kim Allah’a (B gerçeğince) şirk koşarsa (yanısıra bir varlık kabul ederse; ortak tutarsa), gerçekten aziym bir günah olarak uydurmuş/(Allah’a) iftira etmiş olur (çünkü la ilahe illAllah!?).

أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ يُزَكُّونَ أَنْفُسَهُمْ بَلِ اللَّهُ يُزَكِّي مَنْ يَشَاءُ وَلَا يُظْلَمُونَ فَتِيلًا
49-) Elem tera ilelleziyne yüzekkûne enfüsehüm* belillahu yüzekkiy men yeşau ve la yüzlemune fetiyla;
Nefslerini (kendileri) tezkiye edenleri görmedin mi?... Hayır, Allah dilediğini tezkiye eder (arındırır)... Ve bir hurma lifi (kıl) kadar zulme uğratılmazlar.

انْظُرْ كَيْفَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللَّهِ الْكَذِبَ وَكَفَى بِهِ إِثْمًا مُبِينًا
50-) Ünzur keyfe yefterune alellahil kezib* ve kefa BiHİ ismen mübiyna;
Bak, nasıl Allah üzerine yalan iftira ediyorlar?... Apaçık bir günah olarak (B gerçeğince) o kafidir.

أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ أُوتُوا نَصِيبًا مِنَ الْكِتَابِ يُؤْمِنُونَ بِالْجِبْتِ وَالطَّاغُوتِ وَيَقُولُونَ لِلَّذِينَ كَفَرُوا هَؤُلَاءِ أَهْدَى مِنَ الَّذِينَ ءَامَنُوا سَبِيلًا
51-) Elem tera ilelleziyne utu nasıyben minel Kitabi yu'minune Bil cibti vettağuti ve yekulune lilleziyne keferu haülai ehda minelleziyne amenu sebiyla;
Kendilerine Kitab’tan bir nasip verilenleri görmüyormusun!... Cibt’e (tapınılan put) ve Tağut’a (batıl vücud) (B sırrınca) iman ediyorlar ve kafir olanlar için: “İşte bunlar iman eden (tevhid ehlin) den daha doğru yoldadırlar” diyorlar.

أُولَئِكَ الَّذِينَ لَعَنَهُمُ اللَّهُ وَمَنْ يَلْعَنِ اللَّهُ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ نَصِيرًا
52-) Ülaikelleziyne leanehümullahu, ve men yel'anillahu felen tecide lehu nasıyra;
İşte onlar Allah’ın la’net ettiği kimselerdir... Allah kime la’net eder ise, artık (sen) ona asla bir yardımcı bulamazsın.

أَمْ لَهُمْ نَصِيبٌ مِنَ الْمُلْكِ فَإِذًا لَا يُؤْتُونَ النَّاسَ نَقِيرًا
53-) Em lehüm nasıybün minel mülki feizen la yü'tunen nase nekıyren;
Yoksa onların Mülk’den bir nasibi mi var?.. Eğer öyle olsaydı, insanlara hurma çekirdeğinin çukurcuğu kadar dahi (bir şey) vermezlerdi.

أَمْ يَحْسُدُونَ النَّاسَ عَلَى مَا ءَاتَاهُمُ اللَّهُ مِنْ فَضْلِهِ فَقَدْ ءَاتَيْنَا ءَالَ إِبْرَاهِيمَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَءَاتَيْنَاهُمْ مُلْكًا عَظِيمًا
54-) Em yahsüdunen Nase alâ ma atahumullahu min fadliHİ, fekad ateyna ale İbrahîymel Kitabe vel Hıkmete ve ateynahüm mülken aziyma;
Yoksa (onlar), insanları, Allahın fazlından kendilerine verdiği (nimet) üzerine kıskanıyorlar mı?... Gerçekten biz Al-i İbrahim’e de Kitab ve Hikmet verdik... Ve onlara aziym bir mülk verdik.

فَمِنْهُمْ مَنْ ءَامَنَ بِهِ وَمِنْهُمْ مَنْ صَدَّ عَنْهُ وَكَفَى بِجَهَنَّمَ سَعِيرًا
55-) Feminhüm men amene Bihî ve minhüm men sadde anhu ve kefa Bi cehenneme seıyren;
Onlardan bazısı O’na (İbrahim’e B sırrınca) iman etti ve onlardan bazısı da Ondan yüz çevirdi/ondan alakoydu... Sair (alevli ateş olarak; B sırrınca) cehennem kafidir (senden bağımsız, ötede bir cehennem düşleme).

إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِنَا سَوْفَ نُصْلِيهِمْ نَارًا كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُمْ بَدَّلْنَاهُمْ جُلُودًا غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا الْعَذَابَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَزِيزًا حَكِيمًا
56-) İnnelleziyne keferu Bi ayatina sevfe nusliyhim nara* küllema nedıcet cüludühüm beddelnahüm cüluden ğayreha liyezukul azab* innAllahe kâne Aziyzen Hakiyma;
Muhakkak ki (B gerçeğince) ayetlerimizi küfredenleri (örtüp inkar edenleri) Nar’a yaslayacağız... Cildleri her piştikçe, azabı tatsınlar diye, (önceki) cildlerin başkası ile onları (cildlerini) değiştireceğiz... Muhakkak ki Allah Aziyz’dir, Hakiym’dir.
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal