Sayfa: [1]
  Yazdır  
.



  5.   MÂİDE SÛRESİ      المائدة
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاءَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ
51-) Ya eyyühelleziyne amenu la tettehızül yehude ven nesara evliya'* ba'duhüm evliyaü ba'd* ve men yetevellehüm minküm feinnehu minhüm* innAllahe la yehdil kavmez zalimiyn;
Ey iman edenler!.. Yahudileri ve Hristiyanları evliya (sohbet dostları) edinmeyin... Onlar birbirlerinin evliyasıdır... Sizden kim onları veli edinirse, muhakkak ki o onlardandır... Muhakkak ki Allah zalimler topluluğunu (Zatına) hidayet etmez.
فَتَرَى الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ يُسَارِعُونَ فِيهِمْ يَقُولُونَ نَخْشَى أَنْ تُصِيبَنَا دَائِرَةٌ فَعَسَى اللَّهُ أَنْ يَأْتِيَ بِالْفَتْحِ أَوْ أَمْرٍ مِنْ عِنْدِهِ فَيُصْبِحُوا عَلَى مَا أَسَرُّوا فِي أَنْفُسِهِمْ نَادِمِينَ
52-) Feteralleziyne fiy kulubihim meredun yüsariune fiyhim yekulune nahşa en tusıybena dairetün, feasAllahu en ye'tiye Bil fethı ev emrin min ındiHİ feyusbihu alâ ma eserru fiy enfüsihim nadimiyn;
Kalblerinde hastalık olanların, “Daire’nin (zafer yerine mağlubiyetin, refah yerine sıkıntı ve darlığın) bize isabet etmesinden korkuyoruz” diyerek onların (yahudi ve nasara’nın) arasına süratle daldıklarını görürsün... Umulur ki Allah, (B sırrınca) feth olarak gelir (fethi getirir) veya (kendi, HU) indinden bir Emr getirir de (onlar) enfüslerinde/içlerinde sırladıkları (sakladıkları) üzerine nadim olurlar.
وَيَقُولُ الَّذِينَ ءَامَنُوا أَهَؤُلَاءِ الَّذِينَ أَقْسَمُوا بِاللَّهِ جَهْدَ أَيْمَانِهِمْ إِنَّهُمْ لَمَعَكُمْ حَبِطَتْ أَعْمَالُهُمْ فَأَصْبَحُوا خَاسِرِينَ
53-) Ve yekulüllezine amenu ehaülailleziyne aksemu Billahi cehde eymanihim innehüm lemeaküm* habitat a'malühüm feasbehu hasiriyn;
İman edenler derler ki: “Yeminlerinin cehdi ile (tam güçleriyle, yeminde mubalağa yaparak), kesin olarak sizinle beraber olduklarına, (B sırrınca) Allah’a kasem edenler bunlar mı?”... Amelleri boşa gitmiştir (onların), hüsrana uğrayanlar olmuşlardır.
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا مَنْ يَرْتَدَّ مِنْكُمْ عَنْ دِينِهِ فَسَوْفَ يَأْتِي اللَّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ أَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرِينَ يُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَائِ
54-) Ya eyyühelleziyne amenu men yertedde minküm an diynihı fesevfe ye'tillahu Bi kavmin yuhıbbuhüm ve yuhıbbuneHU ezilletin alel mu’miniyne e’ızzetin alel kafiriyn* yücahidune fiy sebiylillâhi ve la yehafune levmete laim* zalike fadlullahi yü’tıyhi men yeşa'* vAllahu Vasiun ‘Aliym;
Ey iman edenler!.. Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah (B sırrınca, fıtratları müsayit) öyle bir kavim getirecek ki (O) onları sever, (onlar da) O’nu (Allah’ı) severler... (O kavim) mü’minlere karşı zelil/yumuşak kafirlere (gerçeği reddedenlere) karşı izzetli/şiddetlidirler... (Onlar) hiç bir levm edenin levmetmesinden korkmaksızın Allah yolunda mücahade ederler... Bu Allah’ın fazlıdır ki, onu dilediğine verir... Allah Vasi’dir, Aliym’dir.
إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذِينَ ءَامَنُوا الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ
55-) İnnema Veliyyükümullahu ve RasûluHU velleziyne amenülleziyne yukıymunes Salate ve yü'tunez Zekate ve hüm rakiun;
Sizin Veliy’niz ancak Allah’dır, O’nun Rasûlü’dür ve (şu) iman edenlerdir ki, onlar salat’ı ikame ederler ve rüku’ halinde zekatı verirler.
وَمَنْ يَتَوَلَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَالَّذِينَ ءَامَنُوا فَإِنَّ حِزْبَ اللَّهِ هُمُ الْغَالِبُونَ
56-) Ve men yetevelellahe ve RasûleHU velleziyne amenu feinne hızbAllahi hümül ğalibun;
Kim Allah’ı, O’nun Rasûlü’nü ve iman edenleri Veliy edinir ise, (bilsin ki) muhakkak ki Hizbullah (Allah taraftarı, Allah ehli) galip geleceklerin ta kendileridir.
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الَّذِينَ اتَّخَذُوا دِينَكُمْ هُزُوًا وَلَعِبًا مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَالْكُفَّارَ أَوْلِيَاءَ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ
57-) Ya eyyühelleziyne amenu la tettehızülleziynettehazu diyneküm hüzüven ve leıben minelleziyne utül Kitabe min kabliküm vel küffare evliya'* vettekullahe in küntüm mu’miniyn;
Ey iman edenler!.. Sizden önce kendilerine Kitab verilenlerden dininizi alay/eğlence ve oyun edinenleri (dinlerini ciddiye alıp uygulayarak amacına ermeyenleri) ve küffarı (kafirleri; Sistem’den ve hakikatlerinden perdeli kalanları) evliya edinmeyin (onlardan Veliy olmaz)... Eğer mü’minler iseniz Allah’dan ittika edin.
وَإِذَا نَادَيْتُمْ إِلَى الصَّلَاةِ اتَّخَذُوهَا هُزُوًا وَلَعِبًا ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْقِلُونَ
58-) Ve iza nadeytüm iles Salatittehazuha hüzüven ve leıben zâlike Bi ennehüm kavmün la ya'kılun;
Salat’a nida edip çağırdığınızda, onu alay ve eğlence edindiler... Bu (B sırrınca) onların akletmeyen bir kavim olmalarından ötürüdür.
قُلْ يَاأَهْلَ الْكِتَابِ هَلْ تَنْقِمُونَ مِنَّا إِلَّا أَنْ ءَامَنَّا بِاللَّهِ وَمَا أُنْزِلَ إِلَيْنَا وَمَا أُنْزِلَ مِنْ قَبْلُ وَأَنَّ أَكْثَرَكُمْ فَاسِقُونَ
59-) Kul ya ehlel Kitabi hel tenkımune minna illâ en amenna Billahi ve ma ünzile ileyna ve ma ünzile min kablü, ve enne eksereküm fasikun;
De ki: “Ey Ehl-i Kitab!.. Yalnızca (B sırrıyla) Allah’a, bize inzal olunana ve daha önce inzal olunana iman ettiğimiz için mi bizden hoşlanmıyorsunuz?.. Sizin ekseriyyetinizi fasıklardır”.
قُلْ هَلْ أُنَبِّئُكُمْ بِشَرٍّ مِنْ ذَلِكَ مَثُوبَةً عِنْدَ اللَّهِ مَنْ لَعَنَهُ اللَّهُ وَغَضِبَ عَلَيْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَازِيرَ وَعَبَدَ الطَّاغُوتَ أُولَئِكَ شَرٌّ مَكَانًا وَأَضَلُّ عَنْ سَوَاءِ السَّبِيلِ
60-) Kul hel ünebbiüküm Bi şerrin min zâlike mesubeten indAllah* men leanehullahu ve ğadıbe aleyhi ve ceale minhümül kıradete vel hanaziyre ve abedet tağut* ülaike şerrun mekanen ve edallü an sevais sebiyl;
De ki: “(Ey Ehl-i Kitab!..) Allah indinde yeri/mesabesi bundan daha şerrini/kötüsünü (B sırrınca) size haber vereyim mi?.. Allah’ın la’netlediği ve ğadap ettiğidir o kimse... (Allah) bunlardan maymunlar, domuzlar ve tağut’a (tapınılan nesne) kulluk yapanlar oluşturmuştur... İşte bunlardır yer bakımından daha şerli ve yolun denge noktasından daha sapkın olanlar”.
وَإِذَا جَاءُوكُمْ قَالُوا ءَامَنَّا وَقَدْ دَخَلُوا بِالْكُفْرِ وَهُمْ قَدْ خَرَجُوا بِهِ وَاللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُوا يَكْتُمُونَ
61-) Ve iza cauküm kalu amenna ve kad dehalu Bil küfri ve hüm kad harecu Bih* vAllahu a'lemü Bi ma kânu yektümun;
Size geldiklerinde “iman ettik” dediler... Gerçekte ise (yanınıza B sırrınca) küfürle girip, yine onunla (küfürle) çıkmışlardır... Allah gizlemekte olduklarını (B sırrınca) daha iyi bilir.
وَتَرَى كَثِيرًا مِنْهُمْ يُسَارِعُونَ فِي الْإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَأَكْلِهِمُ السُّحْتَ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

62-) Ve tera kesiyren minhüm yüsariune fiyl’ ismi vel udvani ve eklihimüssuht* le bi'se ma kânu ya'melun;

Onlardan pek çoğunun günah’da, düşmanlıkta ve haram yemekte sür’atli gittiklerini görürsün... Yapmakta oldukları ne kadar da kötüdür!.
لَوْلَا يَنْهَاهُمُ الرَّبَّانِيُّونَ وَالْأَحْبَارُ عَنْ قَوْلِهِمُ الْإِثْمَ وَأَكْلِهِمُ السُّحْتَ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَصْنَعُونَ
63-) Levla yenhahümur rabbaniyyune vel ahbaru an kavlihimül’ isme ve eklihimüs suht* le bi'se ma kânu yasneun;
Rabbaniyler ve Ahbar (Maide:44?) onları günah söylemekten ve haram yemekten nehyetseler ya... Onların yapıp üretmekte oldukları ne kötüdür!.
وَقَالَتِ الْيَهُودُ يَدُ اللَّهِ مَغْلُولَةٌ غُلَّتْ أَيْدِيهِمْ وَلُعِنُوا بِمَا قَالُوا بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِ يُنْفِقُ كَيْفَ يَشَاءُ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرًا مِنْهُمْ مَا أُنْزِلَ إِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ طُغْيَانًا وَكُفْرًا وَأَلْقَيْنَا بَيْنَهُم
64-) Ve kaletil yahudü yedullahi mağluletün, ğullet eydiyhim ve luınu Bi ma kalu* bel yedahu mebsutatani yünfiku keyfe yeşa'* ve leyeziydenne kesiyren minhüm ma ünzile ileyke min Rabbike tuğyanen ve küfra* ve elkayna beynehümül adavete velbağdae ila yevmil kıyameti, küllema evkadu naren lil harbi atfeehAllahu ve y es'avne fiyl Ardı fesaden, vAllahu la yuhıbbul müfsidiyn;
Yahudiler, “Allah’ın eli bağlıdır” dediler... Söyledikleri ile (B sırrınca) kendi elleri bağlandı ve la’netlendiler... Bilakis, Allah’ın iki eli de bast olunmuştur/yayılmıştır/açıktır; dilediği gibi infak ediyor... Andolsun ki Rabbinden sana inzal olunan, onlardan çoğunun küfr (perdelilik) ve tuğyanını (taşkınlık, haddi aşmak) artırır... Onların arasına kiyamet günü’ne kadar (devam edecek) düşmanlık ve buğz ilka ettik/bıraktık... Her ne zaman harb için bir ateş yaksalar, Allah onu söndürdü... (Gene de) Arz’da fesada koşarlar... Allah müfsidleri sevmez.
وَلَوْ أَنَّ أَهْلَ الْكِتَابِ ءَامَنُوا وَاتَّقَوْا لَكَفَّرْنَا عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ وَلَأَدْخَلْنَاهُمْ جَنَّاتِ النَّعِيمِ
65-) Ve lev enne ehlel Kitabi amenu vettekav lekefferna anhüm seyyiatihim ve leedhalnahüm cennatin naıym;
Eğer Ehl-i Kitab iman edip, (şirk’ten) korunsaydı, elbette onların kötülüklerini keffaretler ve onları Naim cennetlerine dahil ederdik.
وَلَوْ أَنَّهُمْ أَقَامُوا التَّوْرَاةَ وَالْإِنْجِيلَ وَمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِمْ مِنْ رَبِّهِمْ لَأَكَلُوا مِنْ فَوْقِهِمْ وَمِنْ تَحْتِ أَرْجُلِهِمْ مِنْهُمْ أُمَّةٌ مُقْتَصِدَةٌ وَكَثِيرٌ مِنْهُمْ سَاءَ مَا يَعْمَلُونَ
66-) Ve lev ennehüm ekamüt Tevrate vel İnciyle ve ma ünzile ileyhim min Rabbihim leekelu min fevkıhim ve min tahti erculihim* minhüm ümmetün muktesıdeh* ve kesiyrun minhüm sae ma ya'melun;
Şayet onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rablerinden onlara inzal olunanı ikame etselerdi, elbette fevklerinden ve ayaklarının altından yerlerdi... Onlardan ümmet-i mukteside (orta yolu tutan, hepsinin hükmünü koruyan zümre) vardır... Onların çoğunun yaptıkları ne kötüdür!.
يَاأَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّغْ مَا أُنْزِلَ إِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ وَإِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُ وَاللَّهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرِينَ
67-) Ya eyyüherRasûlü bellığ ma ünzile ileyke min Rabbike, ve in lem tef'al fema bellağte risaleteHU, vAllahu ya'sımüke minenNas* innAllahe la yehdil kavmel kafiriyn;
Ey O Rasûl!.. Rabbinden sana inzal olunanı tebliğ et!... Eğer (bunu) yapmazsan, O’nun risaletini tebliğ etmemiş olursun... Allah seni Nas’dan (insanlardan) korur... Muhakkak ki Allah kafirler kavmini hidayet etmez.
قُلْ يَاأَهْلَ الْكِتَابِ لَسْتُمْ عَلَى شَيْءٍ حَتَّى تُقِيمُوا التَّوْرَاةَ وَالْإِنْجِيلَ وَمَا أُنْزِلَ إِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرًا مِنْهُمْ مَا أُنْزِلَ إِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ طُغْيَانًا وَكُفْرًا فَلَا تَأْسَ عَلَى الْقَوْمِ الْ
68-) Kul ya ehlel Kitabi lestüm alâ şey'in hatta tukıymut Tevrate vel İnciyle ve ma ünzile ileyküm min Rabbiküm* ve le yeziydenne kesiyren minhüm ma ünzile ileyke min Rabbike tuğyanen ve küfra* fela te'se alel kavmil kafiriyn;
De ki: “Ey Ehl-i Kitab!.. Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size inzal olunanı ikame etmedikçe (bilfiil ortaya koymadıkça), bir şey üzere değilsiniz”... Andolsun ki Rabbinden sana inzal olunan, onlardan çoğunun küfr (kilitlenmişlik, perdelilik) ve tuğyanını (taşkınlık, haddi aşmak) artırır... O halde kafirler kavmine üzülme.
إِنَّ الَّذِينَ ءَامَنُوا وَالَّذِينَ هَادُوا وَالصَّابِئُونَ وَالنَّصَارَى مَنْ ءَامَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَعَمِلَ صَالِحًا فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
69-) İnnelleziyne amenu velleziyne hadu vassabiune vennesara men amene Billahi vel yevmil ahıri ve amile salihan fela havfün aleyhim ve la hüm yahzenun;
Muhakkak ki (İslam’a takliden) iman edenler, Yahudiler, Sabiiler ve Nasara’dan kim (B-sırrıyla) Allah’a ve ahir güne iman eder ve (bunun gereği) salih amel işlerse, onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.
لَقَدْ أَخَذْنَا مِيثَاقَ بَنِي إِسْرَائِيلَ وَأَرْسَلْنَا إِلَيْهِمْ رُسُلًا كُلَّمَا جَاءَهُمْ رَسُولٌ بِمَا لَا تَهْوَى أَنْفُسُهُمْ فَرِيقًا كَذَّبُوا وَفَرِيقًا يَقْتُلُونَ
70-) Lekad ehazna miysaka beni israiyle ve erselna ileyhim rusula* küllema caehüm Rasûlün Bi ma la tehva enfüsühüm feriykan kezzebu ve feriykan yaktulun;
Andolsun biz, İsrailOğullarının Miysakını aldık ve onlara Rasûller irsal ettik... Onlara ne zaman nefslerinin hoşlanmayacağı ile (B sırrınca) bir Rasûl gelse, (bu Rasûllerden) bir kısmını yalanladılar ve bir kısmını öldürdüler.
وَحَسِبُوا أَلَّا تَكُونَ فِتْنَةٌ فَعَمُوا وَصَمُّوا ثُمَّ تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ ثُمَّ عَمُوا وَصَمُّوا كَثِيرٌ مِنْهُمْ وَاللَّهُ بَصِيرٌ بِمَا يَعْمَلُونَ
71-) Ve hasibu ella tekûne fitnetün feamu ve sammu sümme tabellahu aleyhim sümme amu ve sammu kesiyrun minhüm* vAllahu Basıyrun Bima ya'melun;
Bir fitne olmayacak sandılar da kör oldular, sağır kesildiler... Sonra Allah onların tevbelerini kabul etti... Sonra onlardan çoğu (yine) kör ve sağır kesildiler... Allah onların yapmakta olduklarını (B sırrınca; onların hakikatı ve meydana getiricisi olarak) Basıyr’dir.
لَقَدْ كَفَرَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّ اللَّهَ هُوَ الْمَسِيحُ ابْنُ مَرْيَمَ وَقَالَ الْمَسِيحُ يَابَنِي إِسْرَائِيلَ اعْبُدُوا اللَّهَ رَبِّي وَرَبَّكُمْ إِنَّهُ مَنْ يُشْرِكْ بِاللَّهِ فَقَدْ حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ وَمَأْوَاهُ النَّارُ وَمَ
72-) Lekad keferelleziyne kalu innAllahe HUvel Mesiyhubnü Meryem* ve kalel Mesiyhu ya beni israila'büdullahe Rabbiy ve Rabbeküm* innehu men yüşrik Billahi fekad harramallahu aleyhil cennete ve me'vahün nar* ve ma lizzalimiyne min ensar;
Andolsun ki: “Allah, MeryemOğlu Mesih’dir” diyenler kafir oldular... (Oysa) Mesih şöyle dedi: “Ey İsrailOğulları!.. Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz (olan) Allah’a kulluk/ibadet yapın... Çünkü kim Allah’a (B gerçeğince) ortak koşarsa, muhakkak Allah ona cenneti haram kılmıştır... Onun varacağı yer Nar’dır... Zalimler için ensar yoktur”.
لَقَدْ كَفَرَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّ اللَّهَ ثَالِثُ ثَلَاثَةٍ وَمَا مِنْ إِلَهٍ إِلَّا إِلَهٌ وَاحِدٌ وَإِنْ لَمْ يَنْتَهُوا عَمَّا يَقُولُونَ لَيَمَسَّنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
73-) Lekad keferelleziyne kalu innAllahe salisü selasetin, ve ma min ilahin illâ ilahun vahıd* ve in lem yentehu amma yekulune leyemessennelleziyne keferu minhüm azabün eliym;
Andolsun ki: “Allah, üç’ün üçüncüsüdür” diyenler de kafir olmuşlardır (gerçeği reddetmiş, perdelenmişlerdir)... İlah’dan bir şey yok, ancak İlah’un Vahid... Söyleyegeldiklerinden vazgeçmezler ise, onlardan kafir olanlara elbette elim azab dokunacaktır.
أَفَلَا يَتُوبُونَ إِلَى اللَّهِ وَيَسْتَغْفِرُونَهُ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ
74-) Efela yetubune ilellahi ve yestağfiruneHU, vAllahu Ğafurun Rahîym;
Hala Allah’a tevbe (rücu’) etmeyecek ve O’nun mağfiretini dilemeyecekler mi?... Allah Ğafur’dur, Rahıym’dir.
مَا الْمَسِيحُ ابْنُ مَرْيَمَ إِلَّا رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِ الرُّسُلُ وَأُمُّهُ صِدِّيقَةٌ كَانَا يَأْكُلَانِ الطَّعَامَ انْظُرْ كَيْفَ نُبَيِّنُ لَهُمُ الْآيَاتِ ثُمَّ انْظُرْ أَنَّى يُؤْفَكُونَ
75-) mel Mesiyhubnü Meryeme illâ Rasûl* kad halet min kablihir Rusül* ve ümmühu sıddiykah* kâna ye'külanit ta’am* ünzur keyfe nübeyyinü lehümül ayati sümmenzur enna yü'fekun;
MeryemOğlu Mesih ancak bir Rasûl’dür... O’ndan önce de Rasûller gelip geçti... O’nun anası sıddıyka (?)’dır... İkisi de yemek yerlerdi... Ayetleri onlara nasıl açıkladığımıza bir bak!... Sonra bak nasıl çevriliyorlar!.
قُلْ أَتَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ مَا لَا يَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا نَفْعًا وَاللَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

76-) Kul eta'büdune min dunillahi ma la yemlikü leküm darren ve la nef'a* vAllahu HUves Semiy’ul ‘Alîym;

De ki: “Allah’ı bırakıp da sizin için bir zarar veya faydaya malik olmayanlara mı kulluk ediyorsunuz?.. Allah (ki) O’dur Semi’un Aliym”.
قُلْ يَاأَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا فِي دِينِكُمْ غَيْرَ الْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعُوا أَهْوَاءَ قَوْمٍ قَدْ ضَلُّوا مِنْ قَبْلُ وَأَضَلُّوا كَثِيرًا وَضَلُّوا عَنْ سَوَاءِ السَّبِيلِ
77-) Kul ya ehlel Kitabi la tağlu fiy diyniküm ğayrel Hakkı ve la tettebiu ehvae kavmin kad dallu min kablü ve edallu kesiyren ve dallu an sevais sebiyl;
De ki: “Ey Ehl-i Kitab!.. Diyninizde, haksız yere (Hakkın ğayrı) ölçüyü kaçırıp haddi aşmayın... Daha önce sapmış, bir çoğunu saptırmış ve yolun denge noktasından (Zatına vardıran fena yolundan) sapmış bir kavmin hevalarına tabi olmayın”.
لُعِنَ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ عَلَى لِسَانِ دَاوُدَ وَعِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ ذَلِكَ بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ
78-) Luınelleziyne keferu min beni israiyle alâ lisani Davude ve Iysebni Meryem* zâlike Bima asav ve kânu ya'tedun;
İsrailOğullarından kafir olanlar, Davud’un ve MeryemOğlu İsa’nın lisanı üzere la’netlenmişlerdir (ruhani kuvvelerinden, semavi yaşamdan mahrumdurlar)... Bu (sonuç, B gerçeğince), onların isyan etmeleri ve haddi aşmaları yüzündendir.
كَانُوا لَا يَتَنَاهَوْنَ عَنْ مُنْكَرٍ فَعَلُوهُ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ
79-) Kânu la yetenahevne an münkerin fealuh* lebi'se ma kânu yef'alun;
İşledikleri herhangi bir münkerden birbirlerini vazgeçirmezlerdi/vazgeçmezlerdi... İşledikleri ne kötü idi!.
تَرَى كَثِيرًا مِنْهُمْ يَتَوَلَّوْنَ الَّذِينَ كَفَرُوا لَبِئْسَ مَا قَدَّمَتْ لَهُمْ أَنْفُسُهُمْ أَنْ سَخِطَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ وَفِي الْعَذَابِ هُمْ خَالِدُونَ
80-) Tera kesiyren minhüm yetevellevnelleziyne keferu* le bi'se ma kaddemet lehüm enfüsühüm en sehıtAllahu aleyhim ve fiyl azabi hüm halidun;
Onlardan bir çoğunun kafirleri Veliy edindiklerini görürsün... Nefslerinin onlar için takdim ettiği ne kötüdür!.. Allah onlara gadap etmiştir (rızası kapalıdır)... Azab’ta onlar ebedi kalıcıdırlar.
وَلَوْ كَانُوا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالنَّبِيِّ وَمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مَا اتَّخَذُوهُمْ أَوْلِيَاءَ وَلَكِنَّ كَثِيرًا مِنْهُمْ فَاسِقُونَ
81-) Ve lev kânu yu'minune Billahi ven Nebîyyi ve ma ünzile ileyhi mettehazuhüm evliyae ve lâkinne kesiyren minhüm fasikun;
Eğer (B sırrıyla) Allah’a, en-Nebî’ye (Hz.Muhammed’e) ve O’na (en-Nebî’ye) inzal olunana iman etmiş olsalardı, onları (perdelileri) evliya edinmezlerdi... Fakat onlardan bir çoğu fasıklardır.
لَتَجِدَنَّ أَشَدَّ النَّاسِ عَدَاوَةً لِلَّذِينَ ءَامَنُوا الْيَهُودَ وَالَّذِينَ أَشْرَكُوا وَلَتَجِدَنَّ أَقْرَبَهُمْ مَوَدَّةً لِلَّذِينَ ءَامَنُوا الَّذِينَ قَالُوا إِنَّا نَصَارَى ذَلِكَ بِأَنَّ مِنْهُمْ قِسِّيسِينَ وَرُهْبَانًا وَأَنَّهُمْ لَا يَسْ
82-) Letecidenne eşedden Nasi adaveten lilleziyne amenül yahude velleziyne eşrekû* ve letecidenne akrabehüm meveddeten lilleziyne amenülleziyne kalu inna nesara* zâlike Bi enne minhüm kıssiysiyne ve ruhbanen ve ennehüm la yestekbirun;
Muhakkak ki (İslam’a) iman edenlere (vahdet ehline; “B”sırrıyla Allah’a iman edenlere), düşmanlık (idrak uzaklığı) bakımından, insanların en şiddetlisi (perdeleri en kalın) olarak Yahudileri ve şirk koşanları (iki zümrede de tanrı itikadı esas; Allah’ın zat ve sıfatlarından perdeliler) bulursun... Ve elbette (İslam’a) iman edenlere (Kur’an mü’minlerine) sevgi (istidat yakınlığı) bakımından onların en yakını olarak da <biz nasarayız=Hristiyanlarız> diyenleri (teşbih müşahadesi sahiplerini, tevhid-i sıfat yapanları) bulursun... Ki onlardan (nasaradan) kissisiyn (derin ilim sahibi keşişler) ve ruhban (kendini Allah’a adamış rahipler) vardır ki kesinlikle onlar kibre sapmazlar.
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal