Sayfa: [1]
  Yazdır  
.



9.TEVBE SÛRESİ   التوبة


بَرَاءَةٌ مِنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ إِلَى الَّذِينَ عَاهَدْتُمْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ
1-) Beraetün minAllahi ve RasûliHİ ilelleziyne ahedtüm minel müşrikiyn;
Allah ve O’nun Rasûlü’nden, müşriklerden anlaşma yaptıklarınıza (sizinle münasebetlerinin kesik olduğuna dair) bir berat’tır (Zahir’de ne ise Batında da öyledir) !.
فَسِيحُوا فِي الْأَرْضِ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَاعْلَمُوا أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللَّهِ وَأَنَّ اللَّهَ مُخْزِي الْكَافِرِينَ
2-) Fesiyhu fiyl Ardı erbaate eşhürin va'lemu enneküm ğayru mu'cizillahi ve ennAllahe muhzil kafiriyn;
Arz’da (halifeliğinizin gerçekleştiği yer’de) dört ay (?) gezip dolaşın/yol alın... İyi bilin ki, (Allah’dan ve Sisteminden perdeli olarak yaşamakla) siz Allah’ı aciz bırakamazsınız... Allah kafirleri (gerçeği reddeden perdelileri) rüsvay edendir.
وَأَذَانٌ مِنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ إِلَى النَّاسِ يَوْمَ الْحَجِّ الْأَكْبَرِ أَنَّ اللَّهَ بَرِيءٌ مِنَ الْمُشْرِكِينَ وَرَسُولُهُ فَإِنْ تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ وَإِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُوا أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللَّهِ وَبَشِّرِ الَّذِين

3-) Ve ezanün minAllahi ve RasûliHİ ilenNasi yevmel haccilekberi ennAllahe beriyün minel müşrikiyne ve RasûluHU, fein tübtüm fehuve hayrun leküm* ve in tevelleytüm fa'lemu enneküm ğayru mu'cizillah* ve beşşirilleziyne keferu Bi azâbin eliym;

Haccı Ekber (Büyük Hac; Vahdeti Zatiy) Gün’ü Allah ve Rasûlü’nden insanlara bir ezan’dır (duyuru) ki, Allah da O’nun Rasûlü de müşriklerden beridir... (O halde) eğer tevbe ederseniz (birimliliğiniziden-dünyanızdan, Hakikatınıza-Allah’a rücu ederseniz), o sizin için daha hayırlıdır... Şayet (Hak’dan) yüz çevirirseniz, iyi bilin ki siz Allah’ı aciz bırakacak değilsiniz... O kafir olanları (B sırrınca) elim (hissedecekleri) bir azab ile müjdele.
إِلَّا الَّذِينَ عَاهَدْتُمْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ ثُمَّ لَمْ يَنْقُصُوكُمْ شَيْئًا وَلَمْ يُظَاهِرُوا عَلَيْكُمْ أَحَدًا فَأَتِمُّوا إِلَيْهِمْ عَهْدَهُمْ إِلَى مُدَّتِهِمْ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُتَّقِينَ
4-) İllelleziyne ahedtüm minel müşrikiyne sümme lem yenkusuküm şey’en ve lem yüzahiru aleyküm ehaden feetimmu ileyhim ahdehüm ila müddetihim* innAllahe yuhıbbul müttekıyn;
Antlaşma yaptığınız müşriklerden (antlaşma şartlarınızda) siz karşı bir noksanlık yapmamış, sizin aleyhinize hiç bir kimseye yardım etmemiş olanlar müstesna... Onların müddetlerine kadar ahidlerini onlara tamamlayın... Muhakkak ki Allah muttekiyleri
sever.
فَإِذَا انْسَلَخَ الْأَشْهُرُ الْحُرُمُ فَاقْتُلُوا الْمُشْرِكِينَ حَيْثُ وَجَدْتُمُوهُمْ وَخُذُوهُمْ وَاحْصُرُوهُمْ وَاقْعُدُوا لَهُمْ كُلَّ مَرْصَدٍ فَإِنْ تَابُوا وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ وَءَاتَوُا الزَّكَاةَ فَخَلُّوا سَبِيلَهُمْ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ

5-) Feizenselehal eşhürulhurumu faktülül müşrikiyne haysü vecedtümuhüm ve huzuhüm vahsuruhüm vak'udu lehüm külle mersad* fein tabu ve ekamus Salate ve atevüz Zekate fehallu sebiylehüm* innAllahe Ğafurun Rahîym;

Haram aylar (sıyrılıp) çıkınca, kendilerini nerede bulursanız müşrikleri öldürün; onları yakalayın, hasr edin (alakoyun) onları ve her gözetleme/geçit yerinde onlar için oturun (onları gözetleyin, onların geçit noktalarını tutun)... Eğer tevbe eder, salat’ı ikame eder ve zekat’ı verirler ise o vakit yollarını açın onların... Muhakkak ki Allah Ğafur’dur, Rahıym’dir.
وَإِنْ أَحَدٌ مِنَ الْمُشْرِكِينَ اسْتَجَارَكَ فَأَجِرْهُ حَتَّى يَسْمَعَ كَلَامَ اللَّهِ ثُمَّ أَبْلِغْهُ مَأْمَنَهُ ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْلَمُونَ
6-) Ve in ehadün minel müşrikiynestecarake feecirhu hatta yesmea kelamAllahi sümme eblığhu me'meneh* zâlike Bi ennehüm kavmün la ya'lemun;
Eğer müşriklerden biri senden eman dileyip yakınlaşmak isterse (senin himayeni dilerse), ona eman ver ki (sana yakınlaşarak) Allah Kelamı’nı işitsin; sonra onu emniyet içinde olacağı yere ulaştır... (B sırrınca) böyle (yapmalısın), çünkü onlar (Hakikatı) bilmeyen bir kavimdirler.
كَيْفَ يَكُونُ لِلْمُشْرِكِينَ عَهْدٌ عِنْدَ اللَّهِ وَعِنْدَ رَسُولِهِ إِلَّا الَّذِينَ عَاهَدْتُمْ عِنْدَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ فَمَا اسْتَقَامُوا لَكُمْ فَاسْتَقِيمُوا لَهُمْ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُتَّقِينَ
7-) Keyfe yekûnü lilmüşrikiyne ahdün ındAllahi ve ınde RasûliHİ illelleziyne ahedtüm ındel MescidilHaram* fe mestekamu leküm festekıymu lehüm* innAllahe yuhıbbul müttekıyn;
Müşriklerin, Allah indinde ve O’nun Rasûlü’nün indinde bir ahidleri nasıl olur?.. Mescid-i Haram indinde ahidleştikleriniz müstesna... (Bunlara), onlar size dosdoğru (ahidlerine bağlı) davrandıkça, siz de onlara dosdoğru (ahdin getirdiği haklara riayet ederek) davranın... Muhakkak ki Allah muttekıyleri sever.
كَيْفَ وَإِنْ يَظْهَرُوا عَلَيْكُمْ لَا يَرْقُبُوا فِيكُمْ إِلًّا وَلَا ذِمَّةً يُرْضُونَكُمْ بِأَفْوَاهِهِمْ وَتَأْبَى قُلُوبُهُمْ وَأَكْثَرُهُمْ فَاسِقُونَ
8-) Keyfe ve in yazheru aleyküm la yerkubu fiyküm illen ve la zimmeten, yurduneküm Bi efvahihim ve te'ba kulubühüm* ve ekseruhüm fasikun;
(Onlarla antlaşma) nasıl?.. Eğer sizin üzerinize çıkarlar (size üstünlük sağlarlar) ise sizin hakkınızda bir ill (and-yemin, karabet ve bunlardan kaynaklanan sorumluluk) ve bir zimmet (ahit, sözleşme ve bunlardan kaynaklanan sorumluluk) gözetmezler... (Bi-) ağızlarıyla sizi razı ederler, (fakat) kalbleri razı olmaz/imtina eder... Onların ekseriyeti fasıklardır (Sistem’e körelmiş bilinçlerdir).
اشْتَرَوْا بِآيَاتِ اللَّهِ ثَمَنًا قَلِيلًا فَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِهِ إِنَّهُمْ سَاءَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
9-) İşterav Biayatillahi semenen kaliylen fesaddu an sebiyliHİ, innehüm sae ma kânu ya'melun;
(Onlar) Allah ayetlerini (sıfatlarını) az bir baha (nefsani özellikler, dünyevi hazlar) mukabilinde (B sırrınca) sattılar da O’nun yolundan alakoydular... Yapmakta oldukları gerçekten ne kötüdür!.
لَا يَرْقُبُونَ فِي مُؤْمِنٍ إِلًّا وَلَا ذِمَّةً وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُعْتَدُونَ
10-) La yerkubune fiy mu’minin illen ve la zimmeten, ve ülaike hümül mu'tedun;
Bir mü’min hakkında (onlar) bir ahid/and ve bir zimmet gözetmezler... İşte onlar haddi aşanların ta kendileridir.
فَإِنْ تَابُوا وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ وَءَاتَوُا الزَّكَاةَ فَإِخْوَانُكُمْ فِي الدِّينِ وَنُفَصِّلُ الْآيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
11-) Fein tabu ve ekamus Salate ve atevüz Zekate feıhvanüküm fiyd diyn* ve nufassılül’ ayati likavmin ya'lemun;
Eğer tevbe eder, salat’ı ikame eder ve zekat’ı verirler ise, artık Diyn’de kardeşlerinizdirler... Bilen bir kavim için ayetleri tafsil ediyoruz.
وَإِنْ نَكَثُوا أَيْمَانَهُمْ مِنْ بَعْدِ عَهْدِهِمْ وَطَعَنُوا فِي دِينِكُمْ فَقَاتِلُوا أَئِمَّةَ الْكُفْرِ إِنَّهُمْ لَا أَيْمَانَ لَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَنْتَهُونَ
12-) Ve in nekesü eymanehüm min ba'di ahdihim ve taanu fiy diyniküm fekatilu eimmetelküfri, innehüm la eymane lehüm leallehüm yentehun;
Eğer ahdlerinden sonra yeminlerini bozarlar ve Diyn’inizi ta’n ederler/kusurlarlar ise, (o vakit) küfr’ün imamlarını öldürün... Çünkü onların yeminleri yoktur... Umulur ki onlar vazgeçerler.
أَلَا تُقَاتِلُونَ قَوْمًا نَكَثُوا أَيْمَانَهُمْ وَهَمُّوا بِإِخْرَاجِ الرَّسُولِ وَهُمْ بَدَءُوكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ أَتَخْشَوْنَهُمْ فَاللَّهُ أَحَقُّ أَنْ تَخْشَوْهُ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ
13-) Ela tukatilune kavmen nekesü eymanehüm ve hemmu Bi ıhracir Rasûli ve hüm bedeuküm evvele merratin, etahşevnehüm* fAllahu ehakku en tahşevhü in küntüm mu’miniyn;
Yeminlerini bozmuş, erRasûl’ü (Rasûlullah’ı, B sırrınca yurdundan) ihraca kasdetmiş ve üstelik ilk kere (kendileri) size (savaşa) başlamış bir kavime karşı savaşmayacak mısınız?... Onlardan korkuyormusunuz?.. Eğer mü’minler iseniz, haşyet duymanız için ehakk Allah’dır.
قَاتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ اللَّهُ بِأَيْدِيكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنْصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُؤْمِنِينَ
14-) Katiluhüm yüazzibhumullahu Bi eydiyküm ve yuhzihim ve yansurküm aleyhim ve yeşfi sudûre kavmin mu’miniyn;
Mukatele edin onlarla (ki,) Allah sizin elleriniz ile (B sırrınca) onları azablandırsın, rezil etsin onları, onların aleyhine size nusret versin ve (böylece) mü’minler kavminin sadırlarına şifa versin.
وَيُذْهِبْ غَيْظَ قُلُوبِهِمْ وَيَتُوبُ اللَّهُ عَلَى مَنْ يَشَاءُ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
15-) Ve yüzhib ğayza kulubihim* ve yetubullahu alâ men yeşa'* vAllahu Aliymun Hakiym;
Kalblerindeki ğayzı (gadap) gidersin... Allah dilediğinin tevbesini kabul eder... Allah Hakiym’dir, Aliym’dir.
أَمْ حَسِبْتُمْ أَنْ تُتْرَكُوا وَلَمَّا يَعْلَمِ اللَّهُ الَّذِينَ جَاهَدُوا مِنْكُمْ وَلَمْ يَتَّخِذُوا مِنْ دُونِ اللَّهِ وَلَا رَسُولِهِ وَلَا الْمُؤْمِنِينَ وَلِيجَةً وَاللَّهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
16-) Em hasibtüm en tütrakû ve lemma ya'lemillahulleziyne cahedu minküm ve lem yettehızu min dunillahi ve la RasûliHİ ve lel mu’miniyne veliyceten, vAllahu Habîyrun Bi ma ta'melun;
Yoksa siz, Allah, sizden mücahade edenleri, Allah’dan, O’nun Rasûlü’nden ve mü’minlerden gayrısını veliyce (sırdaş, dost) edinmeyenleri bilmeden (izhar etmeden kendi halinize) terkedileceğinizi mi sandınız?... Allah yapmakta olduğunuz şeyleri (B sırrınca) Habiyr’dir.
مَا كَانَ لِلْمُشْرِكِينَ أَنْ يَعْمُرُوا مَسَاجِدَ اللَّهِ شَاهِدِينَ عَلَى أَنْفُسِهِمْ بِالْكُفْرِ أُولَئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَالُهُمْ وَفِي النَّارِ هُمْ خَالِدُونَ
17-) Ma kâne lil müşrikiyne en ya'muru mesacidAllahi şahidiyne alâ enfüsihim Bilküfr* ülaike habitat a'malühüm* ve fiynnari hüm halidun;
Küfr ile (B sırrıyla, küfr olarak) kendi nefsleri üzerine şahidler iken Allah mescidlerini (kalbleri) imar etmeleri müşrikler için mümkün değildir... Onların tüm amelleri boşa gitmiştir... Ve onlar Nar’da ebedi kalıcılardır.
إِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللَّهِ مَنْ ءَامَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَأَقَامَ الصَّلَاةَ وَءَاتَى الزَّكَاةَ وَلَمْ يَخْشَ إِلَّا اللَّهَ فَعَسَى أُولَئِكَ أَنْ يَكُونُوا مِنَ الْمُهْتَدِينَ
18-) İnnema ya'muru mesacidAllahi men amene Billahi vel yevmil ahıri ve ekames Salate ve atezZekate ve lem yahşe illAllahe feasa ülaike en yekûnu minel muhtediyn;
Allah mescidlerini (kalbleri) ancak (B sırrıyla) Allah’a ve ahir güne iman eden, salat’ı ikame eden, zekat’ı veren ve Allah’dan başkasından haşyet duymayan kimse i’mar eder (Allah’a secde edilir hale getirir)... İşte bunların hidayete erenlerden oldukları umulur.
أَجَعَلْتُمْ سِقَايَةَ الْحَاجِّ وَعِمَارَةَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ كَمَنْ ءَامَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَجَاهَدَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ لَا يَسْتَوُونَ عِنْدَ اللَّهِ وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ
19-) Ece’altüm sikayetelHacci ve imaratel Mescidil Harâmi kemen amene Billahi vel yevmil ahıri ve cahede fiy sebiylillah* la yestevune indAllah* vAllahu la yehdil kavmez zalimiyn;
(Ey müşrikler) siz, hacıları sulamayı ve Mescid-i Haram’ı imar etmeyi, (B sırrıyla) Allah’a ve ahir güne iman eden ve Allah yolunda mücahade eden gibi mi kıldınız?... (Bunlar) Allah indinde müsavi olmazlar... Allah, zalimler kavmine hidayet etmez.
الَّذِينَ ءَامَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ أَعْظَمُ دَرَجَةً عِنْدَ اللَّهِ وَأُولَئِكَ هُمُ الْفَائِزُونَ
20-) Elleziyne amenu ve haceru ve cahedu fiy sebiylillâhi Bi emvalihim ve enfüsihim a'zamü deraceten indAllah* ve ülaike hümül faizun;
İman eden, hicret (seyr-i sülük) eden ve Allah yolunda (B sırrıyla) mallarıyla canlarıyla mücahade edenler, derece itibarıyla Allah indinde daha aziymdir... İşte bunlardır kurtuluşa erenlerin ta kendileri.
يُبَشِّرُهُمْ رَبُّهُمْ بِرَحْمَةٍ مِنْهُ وَرِضْوَانٍ وَجَنَّاتٍ لَهُمْ فِيهَا نَعِيمٌ مُقِيمٌ
21-) Yübeşşiruhüm Rabbühüm Bi rahmetin minHU ve rıdvanin ve cennatin lehüm fiyha ne’ıymun mukıym;
Rableri onları kendinden bir (Bi-) rahmet (çalışmaları ile zahir olan ilahi özellikler), rıdvan ve içlerinde kendileri için mukıym (kesiksiz, sonsuz) ni’metler olan cennetler (mertebeler) ile müjdeler.
خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا إِنَّ اللَّهَ عِنْدَهُ أَجْرٌ عَظِيمٌ
22-) Halidiyne fiyha ebeda* innAllahe ındeHU ecrun azîym;
Onlar orada ebedi kalıcılardır... Muhakkak ki Allah, ecr-u azıym O’nun indindedir!.
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا لَا تَتَّخِذُوا ءَابَاءَكُمْ وَإِخْوَانَكُمْ أَوْلِيَاءَ إِنِ اسْتَحَبُّوا الْكُفْرَ عَلَى الْإِيمَانِ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَأُولَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
23-) Ya eyyühelleziyne amenu la tettehızu abaeküm ve ıhvaneküm evliyae inistehabbül küfre alel iyman* ve men yetevellehüm minküm feülaike hümüz zalimun;
Ey iman edenler!.. Eğer küfrü iman üzerine sevip tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler (dostlar) edinmeyin... Sizden kim onları veliy edinir ise, işte onlar zalimlerin ta kendileridirler.
قُلْ إِنْ كَانَ ءَابَاؤُكُمْ وَأَبْنَاؤُكُمْ وَإِخْوَانُكُمْ وَأَزْوَاجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَالٌ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا أَحَبَّ إِلَيْكُمْ مِنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَجِهَادٍ فِي سَبِيلِهِ فَتَ
24-) Kul in kâne abaüküm ve ebnaüküm ve ıhvanüküm ve ezvacüküm ve aşiyretüküm ve emvalü nıktereftümuha ve ticaratün tahşevne kesadeha ve mesakinü terdavneha ehabbe ileyküm minAllahi ve RasûliHİ ve cihadin fiy sebiyliHİ feterabbesu hatta ye'tiyAllahu Bi emriHİ, vAllahu la yehdil kavmel fasikıyn;
De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, elde ettiğiniz mallar, kesad gitmesinden korktuğunuz ticaret ve hoşlandığınız meskenler, size Allah’dan, O’nun Rasûlü’nden ve O’nun yolunda cihad’dan daha sevimli ise, artık Allah’ın Bi-emriHİ (emri olarak) gelmesini bekleyin... Allah fasıklar (bilinçleri Hakk’a ve Diyn’e karşı körelmişler) kavmine hidayet etmez”.
لَقَدْ نَصَرَكُمُ اللَّهُ فِي مَوَاطِنَ كَثِيرَةٍ وَيَوْمَ حُنَيْنٍ إِذْ أَعْجَبَتْكُمْ كَثْرَتُكُمْ فَلَمْ تُغْنِ عَنْكُمْ شَيْئًا وَضَاقَتْ عَلَيْكُمُ الْأَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ ثُمَّ وَلَّيْتُمْ مُدْبِرِينَ
25-) Lekad nesarekümullahu fiy mevatıne kesiyretin ve yevme Huneynin, iz a'cebetküm kesretüküm felem tuğni anküm şey’en ve dakat aleykümül Ardu Bi ma rehubet sümme velleytüm müdbiriyn;
Andolsun ki, Allah size bir çok mevtın (vatan, harb yeri; çeşitli kademelerde özelliklerinizin zuhur yerlerin) de ve Huneyn gününde yardım etti... Hani (duyularınızın ve vehmin hükmü ile) çokluğunuz hoşunuza gitmiş/sizi böbürlendirmişti de (çokluğunuzun) size hiç bir faydası olmamıştı... (Huneyn günün’de) (B sırrınca) tüm genişliğine rağmen Arz size dar gelmişti... Sonra (da) arkanızı dönüp gitmiştiniz.
ثُمَّ أَنْزَلَ اللَّهُ سَكِينَتَهُ عَلَى رَسُولِهِ وَعَلَى الْمُؤْمِنِينَ وَأَنْزَلَ جُنُودًا لَمْ تَرَوْهَا وَعَذَّبَ الَّذِينَ كَفَرُوا وَذَلِكَ جَزَاءُ الْكَافِرِينَ
26-) Sümme enzelAllahu sekiyneteHU alâ RasûliHİ ve alel mu’miniyne ve enzele cünuden lem teravha ve azzebelleziyne keferu* ve zâlike cezaul kafiriyn;
Sonra Allah, Rasûlü’nün üzerine ve mü’minlerin üzerine sekinetini (yakin nuru, itmi’nan) inzal etti, sizin görmediğiniz ordularını da inzal etti ve kafir olanları azablandırdı... Kafirlerin cezası işte budur.
ثُمَّ يَتُوبُ اللَّهُ مِنْ بَعْدِ ذَلِكَ عَلَى مَنْ يَشَاءُ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ
27-) Sümme yetubullahu min ba'di zâlike alâ men yeşa'* vAllahu Ğafurun Rahîym;
Sonra Allah, bunun ardından dilediğinin tevbesini kabul eder... Allah Ğafur’dur, Rahıym’dir.
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا إِنَّمَا الْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ فَلَا يَقْرَبُوا الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ بَعْدَ عَامِهِمْ هَذَا وَإِنْ خِفْتُمْ عَيْلَةً فَسَوْفَ يُغْنِيكُمُ اللَّهُ مِنْ فَضْلِهِ إِنْ شَاءَ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
28-) Ya eyyühelleziyne amenu innemel müşrikûne necesün fela yakrabül Mescidel Harame ba'de amihim haza* ve in hıftüm ayleten fesevfe yuğniykümullahu min fadliHİ in şa'e, innAllahe Aliymun Hakiym;
Ey iman edenler!... Müşrikler ancak bir neces (pislik) tir... Artık bu senelerinden sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar!... Eğer yoksulluğa düşmekten korkarsanız, Allah dilerse sizi yakında fazlından zenginleştirir... Muhakkak ki Allah Aliym’dir, Hakiym’dir.
قَاتِلُوا الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَلَا بِالْيَوْمِ الْآخِرِ وَلَا يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَلَا يَدِينُونَ دِينَ الْحَقِّ مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ حَتَّى يُعْطُوا الْجِزْيَةَ عَنْ يَدٍ وَهُمْ صَاغِرُونَ
29-) Katilülleziyne la yu'minune Billahi ve la Bil yevmil’ahıri ve la yuharrimune ma harremAllahu ve RasûluHU ve la yediynune diynel hakkı minelleziyne utül Kitabe hatta yu'tul cizyete an yedin ve hüm sağırun;
(Kuvveden fiile çıkartıp okusunlar diye genetik) Kitab (bilgi) verilen kimselerden (B sırrıyla) Allah’a ve (B sırrıyla) ahir gün’e iman etmeyen, Allah’ın ve O’nun Rasûlü’nün (cem’ ve tafsil hükmünün) haram kıldığını haram saymayan ve Hak Diyn’i (ihmal edilemez somut yaşam realitesini, hak sistem’i) din edinmeyenlerle, küçülmüşlerden olarak kendi elleriyle cizye verinceye kadar mukatele edin.
وَقَالَتِ الْيَهُودُ عُزَيْرٌ ابْنُ اللَّهِ وَقَالَتِ النَّصَارَى الْمَسِيحُ ابْنُ اللَّهِ ذَلِكَ قَوْلُهُمْ بِأَفْوَاهِهِمْ يُضَاهِئُونَ قَوْلَ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ قَبْلُ قَاتَلَهُمُ اللَّهُ أَنَّى يُؤْفَكُونَ
30-) Ve kaletil yehudü Uzeyrunibnullahi ve kaletin nesarel Mesiyhubnullah* zâlike kavlühüm Bi efvahihim* yudahiune kavlelleziyne keferu min kabl* katelehumullah* enna yü'fekûn;
Yahudiler: “Üzeyr, Allah’ın oğludur”, dediler... Nasara da: “Mesih, Allah’ın oğludur”, dediler... Bu onların kendi (Bi-) ağızlarının sözüdür... Daha önce kafir olanların sözüne benzetme yapıyorlar... Allah onları öldürsün!.. Nasıl da (Hak’dan) çevriliyorlar!.
اتَّخَذُوا أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللَّهِ وَالْمَسِيحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَمَا أُمِرُوا إِلَّا لِيَعْبُدُوا إِلَهًا وَاحِدًا لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ
31-) İttehazu ahbarehüm ve ruhbanehüm erbaben min dunillahi vel Mesiyhabne Meryem* ve ma ümiru illâ liya'büdu ilâhen vâhıda* la ilahe illâ HU* subhaneHU amma yüşrikûn;
Allah’ın gayrından ahbar’larını (hahamlarını, bilginlerini), ruhban’larını (rahiblerini) rabler edindiler... MeryemOğlu Mesih’i de (rab edindiler)... (Oysa onlar) yalnızca İlah’un Vahid’e (tek bir vücud, tek müessir olan Allah’a) ibadet/kulluk etmekle emrolunmuşlardı... La ilahe illa HU= O’ndan başka vücud yoktur... O, onların ortak tuttuklarından Subhan’dır (münezzehtir).
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal