Sayfa: [1]
  Yazdır  
.



89. FECR SÛRESİ       الفجر



بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

وَالْفَجْرِ
1-) Vel fecr;
Kasem ederim o Fecr’e (Nur’un doğuşunun başlangıcı),

وَلَيَالٍ عَشْرٍ
2-) Ve leyalin 'aşr;
Ve On Gece’ye,

وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ
3-) Veşşef'ı velvetr;
Çift’e ve Tek’e (önce çif’te sonra tek’e?),

وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ
4-) Velleyli iza yesr;
Geçip gittiğinde o gece’ye,

هَلْ فِي ذَلِكَ قَسَمٌ لِّذِي حِجْرٍ
5-) Hel fiy zâlike kasemün li ziy hıcr;
(Nasıl,) işte bunda akıl sahibi için bir kasem var mı (bir yemin değeri yok mu; muhakkak bir yemin değeri var) ?.

أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ
6-) Elem tera keyfe fe'ale Rabbüke Bi'Ad;
Görmedin mi Rabbin nasıl yaptı, (B sırrınca) Ad’a (Hz.Hud’un kavmi),

إِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِ
7-) İreme zatil'ımad;
Imad (direk; kuvvet) sahibi İrem’e?.

الَّتِي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِ
8-) Elletiy lem yuhlak mislüha fiylbilad;
Ki beldeler içinde onun misli yaratılmamıştı.

وَثَمُودَ الَّذِينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِ
9-) Ve Semudelleziyne cabussahre Bilvad;
Ve (Rabbin ne yaptı) (Bi-) vadide (el-Vadil Kura’da) kayaları oyan Semud’a (Hz.Salih’in kavmi) ?.

وَفِرْعَوْنَ ذِي الْأَوْتَادِ
10-) Ve fir'avne ziyl'evtad;
Ve kazıklar sahibi Fravun’a.


الَّذِينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِ

11-) Elleziyne tağav fiylbilad;
Onlar ki, beldeler içinde tuğyan (benlikle azgınlık) etmişlerdi.

فَأَكْثَرُوا فِيهَا الْفَسَادَ
12-) Feekseru fiyhelfesad;
Onların (beldelerin) içinde fesadı çoğaltmışlardı.

فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ
13-) Fesabbe 'aleyhim Rabbüke sevta 'azâb;
Bu sebeple Rabbin onların üzerine, azabın kamçısını (şiddetli bir azabı) döktü (azab kamçısı ile cezalandırdı).

إِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِ
14-) İnne Rabbeke lebil mirsad;
Muhakkak ki Rabbin (kemaline göre terbiyeyi eden), mirsad’da (rasat mevzii, gözetleme yerinde?) dır (tam gözetlemektedir).

فَأَمَّا الْإِنسَانُ إِذَا مَا ابْتَلَاهُ رَبُّهُ فَأَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَكْرَمَنِ

15-) Femmel'İnsanu iza mebtelahu Rabbühu feekremehu ve na' (ğğ) amehu feyekulü Rabbiy ekremen;

Amma insana gelince, Rabbi onu ibtila (imtihan) edip de ona ikram edip, onu ni’metlendirirse: “Rabbim bana ikram etti, üstün kıldı” der (şımarır).

وَأَمَّا إِذَا مَا ابْتَلَاهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَهَانَنِ

16-) Ve emma iza mebtelahü fekadere 'aleyhi rizkahu feyekulü Rabbiy ehanen;

Fakat onu ibtila (bela ile imtihan) edip de rızkını ölçülendirir (geçimini daraltır) ise: “Rabbim beni alçaltıp zelil kıldı” der (isyan eder, sabretmez).

كَلَّا بَل لَّا تُكْرِمُونَ الْيَتِيمَ
17-) Kella bel la tükrimunelyetiym;
Hayır!... Bilakis yetime ikram etmiyorsunuz.

وَلَا تَحَاضُّونَ عَلَى طَعَامِ الْمِسْكِينِ
18-) Ve la tehaddune 'alâ ta'amilmiskiyn;
Miskinleri (yoksulları) yedirip doyurmaya birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.

وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ أَكْلاً لَّمّا
19-) Ve te'külunettürase eklen lemma;
Mirası toptan (helal haram demeden toplayıp, alabildiğine) yiyorsunuz.

وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُبّاً جَمّاً
20-) Ve tühıbbunelmale hubben cemma;
Malı da pek çok (toplayıp biriktirecek kadar) seviyorsunuz.

كَلَّا إِذَا دُكَّتِ الْأَرْضُ دَكّاً دَكّاً
21-) Kella iza dükketil'Ardu dekken dekkâ;
Hayır (böyle yapmayın) !... Arz, (sarsılıp) paramparça/darmadağın edildiğinde,

وَجَاء رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفّاً صَفّاً
22-) Ve cae Rabbüke velMelekü saffen saffa;
(Ölüm/Kıyamet ile) Rabbin ve el-Melek (melek cinsi, melekeler, kuvveler) saf saf (mertebe mertebe) olarak geldiğinde,

وَجِيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْإِنسَانُ وَأَنَّى لَهُ الذِّكْرَى

23-) Ve ciy'e yevmeizin Bicehenneme yevmeizin yetezekkerül'İnsanu ve enna lehüzZikra;

(İşte) o gün, cehennem de (yetmişbin dizgin ve her dizgini çeken yetmişbin melek ile çekilip) getirilir... (İşte) o gün, insan tezekkür eder (sorgular, hatırlar?)... (Fakat) Zikra’nın (hatırlayıp ibret almanın) ona nasıl faydası olur (beden aleti yok) ?.

يَقُولُ يَا لَيْتَنِي قَدَّمْتُ لِحَيَاتِي
24-) Yekulü ya leyteniy kaddemtü lihayatiy;
“Keşke hayatım (?) için takdim etseydim (önceden yararlı şeyler yapıp gönderseydim)” der.

فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُ أَحَدٌ
25-) Feyevmeizin la yu'azzibu 'azâbeHU ehad;
Artık o gün, O’nun azabı gibi hiçbir kimse azab edemez.

وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُ أَحَدٌ
26-) Ve la yusiku vesakaHU ehad;
Ve hiçbir kimse O’nun bağladığı gibi bağlayamaz.

يَا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ
27-) Ya eyyetühen Nefsül Mutmainneh;
“Ey O Nefs-i Mutmainne!”.

ارْجِعِي إِلَى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً
28-) İrci'ıy ila Rabbiki radıyeten mardıyyeten;
“Radiye olarak, Mardıyye olarak Rabbine (hakikatına) rücu’ et!”.

فَادْخُلِي فِي عِبَادِي
29-) Fedhuliy fiy 'ıbadİY;
“Kullarımın (Evliya zümresi’nin) içine dahil ol!”.

وَادْخُلِي جَنَّتِي
30-) Vedhuliy cennetİY;
“Cennetim’e dahil ol!”.


90. BELED SÛRESİ     البلد

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

لَا أُقْسِمُ بِهَذَا الْبَلَدِ
1-) La uksimu Bilhazelbeledi;
Kasem ederim (B sırrınca) şu (na, yani o) belde’ye (Harem’e),

وَأَنتَ حِلٌّ بِهَذَا الْبَلَدِ
2-) Ve ente hıllun Bihazelbeled;
-Ki sen (Hz.Muhammed s.a.v., B sırrınca) bu beldede bir hıll (mukıym; mübah, helal, kayıtsız) sın-,

وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ
3-) Ve validin ve ma velede;
Doğuran (Baba?)’a ve doğurduğu (oğlu) na (kasem ederim),

لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي كَبَدٍ
4-) Lekad halaknel'İnsane fiy kebed;
Andolsun ki insan’ı meşakkat (sistem gereği zorluklar, mücadeleler) içinde yarattık (beden, terkibiyet, tabiat ile inşa ettik).

أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ
5-) Eyahsebu en len yakdire 'aleyhi ehad;
Hiçbir kimsenin kendisine asla güç yetiremeyeceğini mi sanıyor (insan) ?.

يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالاً لُّبَدا
6-) Yekulu ehlektü malen lübeda;
“Pek çok (yığınla) mal helak ettim (harcadım)” diyor.

أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُ أَحَدٌ
7-) Eyahsebü en lem yerahu ehad;
Kimsenin kendisini görmediğini mi sanıyor?.
أَلَمْ نَجْعَل لَّهُ عَيْنَيْنِ

8-) Elem nec'al lehu 'ayneyni;

Ona iki göz kılmadık mı (onun için iki göz oluşturmadık mı; kendisinin görmesi ne?) ?.

وَلِسَاناً وَشَفَتَيْنِ
9-) Ve lisanen ve şefeteyni;
Bir dil ve iki dudak (kılmadık mı) ?.

وَهَدَيْنَاهُ النَّجْدَيْنِ
10-) Ve hedeynahünnecdeyn;
Ona iki yolu (hayır-şer yolunu) hidayet ettik.

فَلَا اقْتَحَمَ الْعَقَبَةَ
11-) Felaktehamel'akabete;
El-Akabe’ye (o sarp yokuşa) gözü kara-tereddütsüz atılmadı (insan) !.

وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْعَقَبَةُ
12-) Ve ma edrake mel'akabeh;
el-Akabe’yi sana bildiren nedir (bilirmisin el-Akabe’yi) ?.

فَكُّ رَقَبَةٍ
13-) Fekkü rekabetin;
(O,) köle azad etmek (esaret bağını çözmek) tir.

أَوْ إِطْعَامٌ فِي يَوْمٍ ذِي مَسْغَبَةٍ
14-) Ev ıt'amun fiy yevmin ziy mesğabetin;
Yahut, açlık sahibi bir günde yemek yedirmektir.

يَتِيماً ذَا مَقْرَبَةٍ
15-) Yetiymen za makrebetin;
Makrabe (yakınlık, kısa yol) sahibi bir yetime (yemek yedirmektir).

أَوْ مِسْكِيناً ذَا مَتْرَبَةٍ
16-) Ev miskiynen za metrebeh;
Yahut, metrebe sahibi (toprağa düşmüş, hiçbir şeyi olmayan) bir miskiyne (yoksula yedirip doyurmaktır).

ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذِينَ آمَنُوا وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا بِالْمَرْحَمَةِ

17-) Sümme kâne minelleziyne amenu ve tevasav Bissabri ve tevasav Bilmerhameh;

(Bütün bunlardan) sonra da iman eden, birbirlerine (B sırrınca) sabrı tavsiye eden ve (B sırrınca) merhamet’i tavsiye eden kimselerden olmaktır.

أُوْلَئِكَ أَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ
18-) ülaike ashabülmeymeneh;
İşte bunlar ashab-ı meymene (sağ taraf’ın ashabı; saiydler)’dir.

وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِنَا هُمْ أَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ
19-) Velleziyne keferu BiayatiNA hüm ashabülmeş'emeh;
(Bi-) ayetlerimize kafir olanlar (reddedenler, nankörler) ise, onlar ashab-ı meş’eme (sol tarafın ashabı; şakıyler) dir.

عَلَيْهِمْ نَارٌ مُّؤْصَدَةٌ
20-) 'Aleyhim narun mu'sadeh;
Onların üzerinde mu’sade (kapatılıp kilitlenmiş, hapishane?) bir Nar var


91. ŞEMS SÛRESİ      الشمس

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا
1-) VeşŞemsi ve duhaha;
Andolsun Güneş’e ve Onun Duhası’na (nurunun parladığı kuşluk vaktine),

وَالْقَمَرِ إِذَا تَلَاهَا
2-) VelKameri iza telaha;
Onu (Güneş’i?) takib ettiğinde Ay’a,

وَالنَّهَارِ إِذَا جَلَّاهَا
3-) Vennehari iza cellaha;
Onu (Güneş’i) açığa çıkarttığında Gündüz’e,

وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَاهَا
4-) Velleyli iza yağşaha;
Onu (Güneş’i) örtüp kapladığında Gece’ye;

وَالسَّمَاء وَمَا بَنَاهَا
5-) VesSemai ve ma benaha;
Sema’ya ve onu bina edene,

وَالْأَرْضِ وَمَا طَحَاهَا
6-) Vel'Ardı ve ma tahaha;
Arz’a ve onu yayana/yaratana,

وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا
7-) Ve nefsin ve ma sevvaha;
 (Herbir) nefs’e ve onu tesviye edene (düzenleyene, eşitleyene, terkib ve tekmil edene),

فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا
8-) Feelhemeha fucureha ve takvaha;
Sonra da ona (nefs’e) hem fucuru’nu (Hak’dan ve Sistem’den sapmışlığın ne olduğunu) ve hem de takvasını (korunmasını) ilham edene ki...

قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّاهَا
9-) Kad efleha men zekkâha;
Onu (nefsi) tezkiye eden gerçekten kurtulmuştur.

وَقَدْ خَابَ مَن دَسَّاهَا
10-) Ve kad habe men dessaha;
Onu (nefsi) gömüp gizleyen ise gerçekten kaybetmiştir.

كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوَاهَا
11-) Kezzebet Semudu Bitağvaha;
Semud (Hz.Salih’in kavmi), (Bi-) tağvaları (tuğyanları; isyanda haddi aşmaları, Nebî’i kabul etmemeleri) ile (hakikatlerini ve sistem’i) yalanladı.

إِذِ انبَعَثَ أَشْقَاهَا
12-) İzin be'ase eşkaha;
Onların en şakısi inbias ettiğinde (kalktığında, harekete geçtiğinde),

فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ نَاقَةَ اللَّهِ وَسُقْيَاهَا
13-) Fekale lehüm Rasûlullahi nakatallahi ve sukyaha;
Allah’ın Rasûlü onlara dedi ki: “Allah’ın devesini ve onun su içmesini (engellemekten hazer edin; haklarını) muhafaza edin!”.

فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُم بِذَنبِهِمْ فَسَوَّاهَا

14-) Fekezzebuhu fe'akaruha* fedemdeme 'aleyhim Rabbühüm Bizenbihim fesevvaha;

Onu (Allah’ın Rasûlü’nü) yalanladılar da onu (Allah’ın dişi devesini) vahşice öldürdüler... Bunun üzerine Rableri, (Bi-) günahları ile onlara azab tatbik etti (toptan helak etti, toprağa gömdü) de orayı tesviye etti (düzledi).

وَلَا يَخَافُ عُقْبَاهَا
15-) Ve la yehafü 'ukbaha;
Ve (Allah) bunun akibetinden (böyle olmanın sonucundan) korkmaz (ama siz korkmalısınız) !.


92. LEYL SÛRESİ    الليل

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى
1-) Velleyli iza yağşa;
Kasem ederim örttüğü vakit Gece’ye,

وَالنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّى
2-) Vennehari iza tecella;
Parlayıp açığa çıktığında Gündüz’e,

وَمَا خَلَقَ الذَّكَرَ وَالْأُنثَى
3-) Ve ma halekazzekere vel'ünsa;
Erkeği ve dişi’yi yaratana ki,

إِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتَّى
4-) İnne sa'yeküm leşetta;
Muhakkak ki sa’yiniz (çabanız, çalışmanız), elbette muhtelif/başka başkadır.

فَأَمَّا مَن أَعْطَى وَاتَّقَى
5-) Feemma men a'ta vetteka;
Kim verir ve korunursa,

وَصَدَّقَ بِالْحُسْنَى
6-) Ve saddeka Bilhüsna;
Ve el-Hüsna’yı (en güzeli, hakikatını B sırrıyla) tasdik ederse,

فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرَى
7-) Fesenüyessiruhu lilyüsra;
Ona el-Yüsra’yı (en kolayı, en kolay yolu; İslam’ı; en kolay yaşam hali olan cenneti) müyesser ederiz (kolaylaştırırız).

وَأَمَّا مَن بَخِلَ وَاسْتَغْنَى
8-) Ve emma men bahıle vestağna;
Amma kim de cimrilik eder (infak etmez) ve mustağni olursa (arınmaya, korunmaya ihtiyaç duymazsa),

وَكَذَّبَ بِالْحُسْنَى
9-) Ve kezzebe Bilhüsna;
Ve el-Hüsna’yı (B sırrınca) tekzib ederse,

فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرَى
10-) Fesenüyessiruhu lil'usra;
Ona el-Usra’yı (en zoru, en zor yolu; Hak’dan ve Sistem’den perdeli yaşam halini) müyesser ederiz.

وَمَا يُغْنِي عَنْهُ مَالُهُ إِذَا تَرَدَّى
11-) Ve ma yuğniy 'anhu maluhu iza teredda;
(Cehhennem’e) yuvarlandığında, malı ondan (başına gelenlerden) hiçbir şeyi savamaz/ona hiçbir fayda sağlamaz.

إِنَّ عَلَيْنَا لَلْهُدَى
12-) İnne 'aleyNA lelhüda;
Muhakkak ki hidayet bizim üzerimizedir.

وَإِنَّ لَنَا لَلْآخِرَةَ وَالْأُولَى
13-) Ve inne leNA lel'ahırete vel'ula;
Ve muhakkak ki bizimdir Ahiret te Ula (ilk, dünya) da.

فَأَنذَرْتُكُمْ نَاراً تَلَظَّى
14-) Feenzertüküm naren telezza;
Sizi, çok alevlenen bir ateşi (ateşe karşı) uyardım.

لَا يَصْلَاهَا إِلَّا الْأَشْقَى
15-) La yaslaha illel'eşka;
Ona ancak en şakıy maruz kalır.

الَّذِي كَذَّبَ وَتَوَلَّى
16-) Elleziy kezzebe ve tevella;
O ki, (tanrı yok, sistem var’ı) yalanlamış ve (hakikatından) yüz çevirmişti.

وَسَيُجَنَّبُهَا الْأَتْقَى
17-) Ve seyücennebühel'etka;
En takva (tam fani; Hz.Ebu Bekir es-Sıddık r.a.) ise ondan uzaklaştırılacaktır.
الَّذِي يُؤْتِي مَالَهُ يَتَزَكَّى

18-) Elleziy yü'tiy malehu yetezekkâ;

O ki, (kendini) tezkiye eder halde malını verir.

وَمَا لِأَحَدٍ عِندَهُ مِن نِّعْمَةٍ تُجْزَى
19-) Ve ma liehadin’ındehu min nı'metin tücza;
Ve (O öyle bir haldedir ki) Onun indinde, hiçbir kimse karşılığı verilen bir nimete sahip değildir (verdiğini karşılıksız verir; infakın hakikatı).

إِلَّا ابْتِغَاء وَجْهِ رَبِّهِ الْأَعْلَى
20-) İllebtiğae vechi Rabbihil'A'la;
Ancak A’la olan Rabbi’nin vechini arzulayıp istemek müstesna!.

وَلَسَوْفَ يَرْضَى
21-) Ve lesevfe yerda;
Yakında elbette razı olacaktır (vuslat).


93. DUHÂ SÛRESİ   الضحى

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

وَالضُّحَى
1-) VedDuha;
Kasem ederim Duha’ya (Güneş’in nurunun parladığı kuşluk’a),

وَاللَّيْلِ إِذَا سَجَى
2-) VelLeyli izâ seca;
Sükun bulduğunda (sükunet vaktinde) Gece’ye ki,
مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَى
3-) Ma vedde'ake Rabbüke ve ma kala;
Rabbin sana veda etmedi/terketmedi ve darılıp buğzetmedi (sevgisi daim?).

وَلَلْآخِرَةُ خَيْرٌ لَّكَ مِنَ الْأُولَى

4-) Ve lel'ahıretü hayrün leke minel'ula;

Elbette Ahiret (sonrası) senin için Ula (ilk)’dan daha hayırlıdır.

وَلَسَوْفَ يُعْطِيكَ رَبُّكَ فَتَرْضَى
5-) Ve lesevfe yu'tıyke Rabbüke feterda;
Elbette Rabbin sana verecek de razı-hoşnud olacaksın.

أَلَمْ يَجِدْكَ يَتِيماً فَآوَى
6-) Elem yecidke yetiymen fe ava;
(Rabbin) seni bir yetim (tek başına) bulmadı da barındırmadı mı (seni bir yetim olarak buldu da barındırdı) ?.

وَوَجَدَكَ ضَالّاً فَهَدَى
7-) Ve vecedeke da (aaa) llen feheda;
(Rabbin) seni dall (Zati hakikatından sapkın) bulup da hidayet etmedi mi?.

وَوَجَدَكَ عَائِلاً فَأَغْنَ
8-) Ve vecedeke’ailen fe eğna;
(Rabbin) seni ail (fakr içinde) bulup da zengin kılmadı mı?.

فَأَمَّا الْيَتِيمَ فَلَا تَقْهَرْ
9-) Feemmel yetiyme fela takher;
O halde, yetimi sakın kahretme (zulmetme; ilim ve ma’rifetle muamele et) !.

وَأَمَّا السَّائِلَ فَلَا تَنْهَرْ
10-) Ve emmessaile fela tenher;
Sail’i (isteyeni, soru soranı) sakın azarlama (kaba-ağır söz söyleme; sormasını-ilim öğrenmesini teşvik et, kesme) !.

وَأَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ
11-) Ve emma Bi nı'meti Rabbike fe haddis;
Ve Rabbinin ni’metini (B sırrınca Rabbinin ni’meti-sıfatları olarak), tahdis et (hadis’lendir, dillendir; nübüvvet ve risaletin ile ihbar et, öğret) !.


94.  İNŞİRÂH SÛRESİ   الانشرا

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

أَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ
1-) Elem neşrah leke sadrek;
Senin için sadrını (göğsünü, kalbini) inşirah etmedik (açıp genişletmedik) mi?.

وَوَضَعْنَا عَنكَ وِزْرَكَ

2-) Ve vada'na’anke vizrek;

(Böylece) yükünü senden almadık mı (Hakkani özellikler ile güçlendirmedik mi) ?.

الَّذِي أَنقَضَ ظَهْرَكَ
3-) Elleziy enkada zahrek;
Ki o, senin zahrını (sırtını, belini) çatırtatmıştı.

وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَ
4-) Ve refa'na leke zikrek;
Ve senin için zikrini (seyrini, müşahadeni) yükseltmedik mi?.

فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْراً
5-) Feinne me'al’usri yüsra;
Bundan ötürü muhakkak ki o zorlukla beraber bir kolaylık vardır.

إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْراً
6-) İnne me'al'usri yüsra;
Muhakkak ki bu zorlukla beraber de bir kolaylık vardır.
فَإِذَا فَرَغْتَ فَانصَبْ
7-) Feiza ferağte fensab;
(Yorgunluk hükmü olmayan işinden) fariğ olduğunda, yorul (yorgunluk hükmü olan işini ifa et) !.

وَإِلَى رَبِّكَ فَارْغَبْ
8-) Ve ila Rabbike ferğab;
Ve Rabbine rağbet et!.


95. TÎN SÛRESİ     التين

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ
1-) VetTiyni vezZeytuni;
Kasem ederim Tiyn’e (incir’e, beyt-i mukaddes’in üzerine oturduğu dağ?) ve Zeytun’a (zeytin’e, zeytin dağı?),

وَطُورِ سِينِينَ
2-) Ve Tûri Siyniyne;
Tur-u Siyna’ya (ilahi kelamın işitildiği dağ?),
وَهَذَا الْبَلَدِ الْأَمِينِ
3-) Ve hazelBeledil'Emiyn;
Ve şu emin belde’ye (Harem?) ki,

لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ
4-) Lekad halaknel'İnsane fiy ahseni takviym;
(Böylece) hakikaten biz insan’ı en güzel bir sûrette yarattık.

ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ
5-) Sümme radednahu esfele safiliyn;
Sonra da onu esfele safiliyn’e (madde boyutuna, tabiat şartlarına) reddettik (döndürdük, attık).

إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ
6-) İllelleziyne amenu ve amilussalihati felehüm ecrün ğayrü memnun;
Ancak (hakikatına) iman edip salih amel işleyenler (arınıp hakikatlarının gereğini yaşayanlar) müstesna... Onlar için kesilmeyen bir ecir vardır (ilahi özelliklerle yaşarlar).

فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِالدِّينِ
7-) Fema yükezzibüke ba’dü Biddiyn;
(Gerçek böyle iken) bundan sonra (Bi-) Diyn (Sistem, herşeyin bir karşılığının oluşması) ile seni ne yalanlayabilir (Diyni sana yalanlattıracak nedir) ?.
أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ

8-) EleysAllahu Biahkemilhakimiyn;
Allah (B sırrınca) hükmedenlerin en güzel hükmedeni değil mi? (belâ ve ene ala zâlike mineşŞahidiyn!).


96.  ALAK SÛRESİ    العلق

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ
1-) Ikra' Bismi Rabbikelleziy halak;
Yaratan (seni izhar eden; sen yoksun, O kaim) Rabbinin ismi (hakikatın olan zati kuvveler) ile (B sırrınca) OKU!.

خَلَقَ الْإِنسَانَ مِنْ عَلَقٍ
2-) Halekal'İnsane min’alak;
(O,) insan’ı Alak’ (kan pıhtısı; yaş, yapışkan yani hayatiyeti ve manyetizması olan kan; genetik) dan yarattı.

اقْرَأْ وَرَبُّكَ الْأَكْرَمُ
3-) Ikra' ve Rabbükel'Ekrem;
Oku!.. Ekrem Rabbin olarak!.

الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ
4-) Elleziy’alleme BilKalem;
O (Rabbin) ki, (O Rabbani özellikleri ve o genetiği) (Bi-) Kalem (?) ile ta’lim etti.

عَلَّمَ الْإِنسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ
5-) Allemel'İnsane ma lem ya'lem;
(Yani) insan’a bilmediğini ta’lim etti.

كَلَّا إِنَّ الْإِنسَانَ لَيَطْغَى
6-) Kella, innel'İnsane leyatğa;
Hayır (iş sanıldığı gibi değil; düşünün) !?... Muhakkak ki insan (OKUmaz, hazinesini bilkuvve gömülü tutarsa), elbette tuğyan (azgınlık) eder;

أَن رَّآهُ اسْتَغْنَى
7-) En reahüstağna;
Kendini (nefsini) müstağni (OKUmaya, tanımaya ihtiyacı yok) gördüğü için.

إِنَّ إِلَى رَبِّكَ الرُّجْعَى
8-) İnne ila Rabbikerrüca';
Muhakkak ki rüc’a (dönüş, dönmek) Rabbinedir!.

أَرَأَيْتَ الَّذِي يَنْهَى
9-) Eraeytelleziy yenha;
Gördün mü o nehyedeni (engelleyeni, uzaklaştıranı; Ebu Cehl’i),

عَبْداً إِذَا صَلَّى
10-) Abden iza salla;
Bilfiil namazda iken bir kulu?.

أَرَأَيْتَ إِن كَانَ عَلَى الْهُدَى
11-) Eraeyte in kâne’alelhüda;
Gördün mü (bir düşün) !.. Ya o (namaz müşahadesindeki kul) Huda (Hidayet, Hak) üzere ise?.

أَوْ أَمَرَ بِالتَّقْوَى
12-) Ev emere Bittakva;
Yahut Takva (korunma; tevhid) ile (B sırrınca) emretti ise?!.

أَرَأَيْتَ إِن كَذَّبَ وَتَوَلَّى
13-) Eraeyte in kezzebe ve tevella;
Gördün mü (bir düşün) !... Ya (o engelleyen bu uğraşı ve çağrısı ile Hakk’ı ve Sistem’i) yalanladı ve yüz çevirdi ise?.

أَلَمْ يَعْلَمْ بِأَنَّ اللَّهَ يَرَى
14-) Elem ya'lem BiennAllahe yera;
(B gerçeğince) bilmedi mi ki Allah muhakkak görür?.

كَلَّا لَئِن لَّمْ يَنتَهِ لَنَسْفَعاً بِالنَّاصِيَةِ
15-) Kella, lein lem yentehi lenesfe'an BinNasıyeh;
Hayır (iş sandığı gibi değil) !... Andolsun ki eğer vazgeçmez ise, elbette o (Bi-) nasiye’yi (alnını, başının ön kısmını B sırrınca) şiddetle yakalayıp çekeriz.

نَاصِيَةٍ كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍ
16-) Nasıyetin kazibetin hatıeh;
O yalancı (Allah üzerine imanı sahih olmayan), o hata yapan (günahkar, müşrik; bedene, dışa tabi olan; aklını kullanmayan) nasiye’yi.

فَلْيَدْعُ نَادِيَه
17-) Felyed'u nadiyeh;
Haydi çağırsın nadiye’sini (meclisini).

سَنَدْعُ الزَّبَانِيَةَ
18-) Sened'uzZebaniyeh;
Biz de çağıracağız Zebanileri (Nar’ın zebun edicileri; melekleri, astrolojik nesneleri) !.

كَلَّا لَا تُطِعْهُ وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ
19-) Kella* la tutı'hu vescüd vakterib;
Hayır, sakın (yapma) !.. Ona (kendini mustağni gören, Hakk’dan perdeli, namaz müşahadesinden nehyeden, zebanilerin zebunu alın’a) itaat etme/boyun eğme; (hakikatına olan imanın gereği) secde et ve yaklaş!.


97.  KADR SÛRESİ      القدر

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ
1-) İnna enzelnaHU fiy LeyletilKadr;
Muhakkak ki biz O’nu (ilahi hüviyeti; OKUnanı, Kur’an’ı), (Onu izhara müsayit) Kadr Gecesi’nde (Muhammed isminin müsemması olan yapıda) inzal ettik.

وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ
2-) Ve ma edrake ma LeyletülKadr;
Kadr Gecesi’ni (n kadrini, şerefini, haşmetini) sana bildiren nedir?.

لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ
3-) LeyletülKadri hayrün min elfi şehr;
Kadr Gecesi, bin ay’dan daha hayırlıdır!.

تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ
4-) Tenezzelül Melaiketü ver Ruhu fiyha Biizni Rabbihim min külli emr;
(Ve dahi) Melaike ve Ruh Onun (O Gece’nin) içinde tenezzül eder (indikçe iner), Rablerinin izni ile (Bi-izni Rabbihim), herbir Emr’den (her iş için);

سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ
5-) Selâmun, hiye hatta matle'ılfecr;
Selam’dır O (Yakiyn’e ermek, selamet var), Fecr’in doğmasına kadar (Hakikatın zuhuru ile bilincin gördüğünü tanıması, farketmesi).

Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal