Sayfa: [1]
  Yazdır  
.



TEKÂSÜR,ASR,HÜMEZE,FÎL SÛRESİ,KUREYŞ SÛRESİ,MÂÛN SÛRESİ,KEVSER SÛRESİ,KÂFİRÛN SÛRESİ,NASR SÛRESİ,TEBBET SÛRESİ,İHLÂS SÛRESİ,FELAK SÛRESİ,NÂS SÛRESİ


   98   BEYYİNET SURESİ       البينة

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM
لَمْ يَكُنِ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِكِينَ مُنفَكِّينَ حَتَّى تَأْتِيَهُمُ الْبَيِّنَةُ
    1-) Lem yekünilleziyne keferu min ehlil Kitabi velmüşrikiyne münfekkiyne hatta te'tiye hümülbeyyinetü;Ehl-i Kitab’tan ve müşrikler’den kafir olanlar (Diyn’in maslahatından ve Teklik’ten perdeliler), kendilerine O Beyyine (Nur gibi apaçık delil; Ayna?) gelinceye kadar (sapkınlıklarından) ayrılacak değillerdi (ama ya şimdi, O beyyine geldikten sonra?).

رَسُولٌ مِّنَ اللَّهِ يَتْلُو صُحُفاً مُّطَهَّرَةً
   2-) Rasûlün minAllahi yetlu suhufen mutahhereten;
(O beyyine ile kasdolunan) Allah’dan (vahdet boyutundan irsal olunan) ve tertemiz (arınmayanın dokunamayacağı) sayfaları tilavet eden bir Rasûl.

فِيهَا كُتُبٌ قَيِّمَةٌ
   3-) Fiyha kütübün kayyimeh;
Onların (o sayfaların) içinde kütüb-ü kayyime
(en kaim-sağlam-payidar kitablar) vardır.

وَمَا تَفَرَّقَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ إِلَّا مِن بَعْدِ مَا جَاءتْهُمُ الْبَيِّنَةُ
   4-) Ve ma teferrakalleziyne utül Kitabe illâ min ba'di ma caethümül beyyineh;Kitab verilmiş olanlar, ancak kendilerine O Beyyine geldikten sonra ayrılığa düştüler.

وَمَا أُمِرُوا إِلَّا لِيَعْبُدُوا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ حُنَفَاء وَيُقِيمُوا الصَّلَاةَ وَيُؤْتُوا الزَّكَاةَ وَذَلِكَ دِينُ الْقَيِّمَةِ
    5-) Ve ma ümiru illâ liya'budullahe muhlisıyne lehüd diyne hunefae ve yukıymusSalate ve yü'tüzZekate ve zâlike diynülkayyimeh;
Oysaki onlar, Hanifler (müvahhidler) olarak Diyn’i O’na (yalnız Allah’a) halis kılarak Allah’a kulluk yapmalarından, namazı ikame etmelerinden ve zekatı vermelerinden başka bir şeyle (Kur’an’dan önce nazıl olan suhuf ve Kitab’larda da) emrolunmadılar... İşte budur diyn-i kayyıme (dosdoğru, payidar, hak diyn).

إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِكِينَ فِي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا أُوْلَئِكَ هُمْ شَرُّ الْبَرِيَّةِ
6-) İnnelleziyne keferu min ehlilKitabi velmüşrikiyne fiy nari cehenneme halidiyne fiyha* ülaike hüm şerrülberiyyeh;
Muhakkak ki ehl-i kitab’tan ve müşrikler’den kafir olanlar, içinde ebedi kalıcılar olarak Nar-ı Cehennem’dedirler... İşte onlar Beriyye’nin (yaratılanların, halkın) en şerlisidir (en alt yaşamda olanlar).

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ أُوْلَئِكَ هُمْ خَيْرُ الْبَرِيَّةِ
7-) İnnelleziyne amenu ve’amilussalihati ülaike hüm hayrülberiyyeh;
(Hakikatlarına ve Sistem’e) iman edip (arınıp) salih amel işleyenlere (5.ayette bahsedilen Temel Esasları gerçekleştirenlere; kuvvelerini keşfedip kerametlenenlere) gelince, işte bunlar Beriyye’nin en hayırlısıdır.

جَزَاؤُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَداً رَّضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ ذَلِكَ لِمَنْ خَشِيَ رَبَّهُ
8-) Cezaühüm’ınde Rabbihim cennatü’Adnin tecriy min tahtihel'enharu halidiyne fiyha ebeda* radıyAllahu’anhüm ve radu’anHU, zâlike limen haşiye Rabbeh
Rablerinin indinde onların cezası (çalışmalarının karşılığı), altlarından nehirler akan Adn cennetleridir... İçlerinde ebedi kalıcılar olarak... Allah onlardan razı olmuştur ve onlar da O’ndan razı olmuşlardır (ilahi özelliklerin tecellisi)... İşte bu, Rabbinden haşyet duyan kimse içindir!



99ZİLZÂL SÛRESİالزلزلة

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

إِذَا زُلْزِلَتِ الْأَرْضُ زِلْزَالَهَا
    1-) İza zülziletil Ardu zilzaleha;
Arz (beden), (şiddette ondan sonrası olmayan) şiddetli bir sarsıntı ile sarsıldığında (ölüm, kıyamet?),

وَأَخْرَجَتِ الْأَرْضُ أَثْقَالَهَا   2-) Ve ahrecetilArdu eskaleha;
Ve Arz, ağırlıklarını (kullandığı mallarını, kuvvelerini; biriktirdiği hazinelerini, ürettiği enerjilerini, ruhlarını) ihraç ettiğinde,

وَقَالَ الْإِنسَانُ مَا لَهَا   3-) Ve kalel İnsanu ma leha;
Ve insan: “Buna ne oluyor (panik, şok, hayret)?” dediğinde,

يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ أَخْبَارَهَا   4-) Yevmeizin tühaddisü ahbareha;
İşte o gün (Arz), haberlerini söyler.

بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَى لَهَا   5-) Bienne Rabbeke evha leha;
Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir (B sırrınca, Rabbinin ona vahyetmesi olarak).

يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ النَّاسُ أَشْتَاتاً لِّيُرَوْا أَعْمَالَهُمْ   6-) Yevmeizin yasdurun Nasu eştaten li yürav a'malehüm;
O gün insanlar, gruplar (cennet ve cehennem zümreleri) halinde (kabirlerinden) sudur eder (çıkar) ki amelleri kendilerine gösterilsin.

فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْراً يَرَهُ   7-) Femen ya'mel miskale zerretin hayren yerah;Kim bir zerre ağırlığınca bir hayır yaparsa, onu görür.

وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرّاً يَرَهُ   8-) Ve men ya'mel miskale zerretin şerren yerah;Ve kim de bir zerre ağırlığınca bir şerr yaparsa, onu görür.


100ÂDİYÂT SÛRESİ   العاديات

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

وَالْعَادِيَاتِ ضَبْحاً
1-) Vel adiyati dabha;
Andolsun o nefesleriyle ses çıkararak (Allah yolunda) harıl harıl koşanlara,

فَالْمُورِيَاتِ قَدْحاً
2-) Fel muriyati kadha;
(Koşmanın tesiri ile) çakıp ateş çıkaranlara,

فَالْمُغِيرَاتِ صُبْحاً
3-) Fel muğıyrati subha;
Sabahleyin (Nurun parlama vakti) akın edenlere/ (düşmana) baskın yapanlara,

فَأَثَرْنَ بِهِ نَقْعاً
4-) Feeserne Bihi nak'a;
Onunla (B sırrınca) toz çıkaranlara (etkili olanlara),

فَوَسَطْنَ بِهِ جَمْعاً
5-) Fevesatne Bihi cem'a;
Derken onunla (B sırrınca) bir cem’in ortasına dalanlara ki,

إِنَّ الْإِنسَانَ لِرَبِّهِ لَكَنُودٌ
6-) İnnel’İnsane liRabbihi le kenud;
(Bunları yapmayan) insan Rabbine karşı elbette çok nankördür.

وَإِنَّهُ عَلَى ذَلِكَ لَشَهِيدٌ
7-) Ve innehu alâ zâlike le şehiyd;
Ve muhakkak ki o (insan) bunun üzerine elbette bir şahiddir.

وَإِنَّهُ لِحُبِّ الْخَيْرِ لَشَدِيدٌ
8-) Ve innehu lihubbil hayri le şediyd;
Ve muhakkak ki o (insan) hayr (mal) ın sevgisi için (mal ve servet sevgisinde) çok şiddetlidir.

أَفَلَا يَعْلَمُ إِذَا بُعْثِرَ مَا فِي الْقُبُورِ
9-) Efela ya'lemu iza bu'sire ma fiyl kubur;
Bilmez mi (insan), kabirlerin (bedenlerin) içindekiler deşilip dışarı çıkartıldığında,

وَحُصِّلَ مَا فِي الصُّدُورِ
10-) Ve hussile ma fiys sudur;
Sadırların (sinelerin, kalblerin) içindekiler tahsil edildiğinde (açığa çıkartıldığında),

إِنَّ رَبَّهُم بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّخَبِيرٌ
11-) İnne Rabbehüm Bihim yevmeizin le Habiyr;
Muhakkak ki işte o gün Rableri onları (B sırrınca) elbette Habiyr’dir


101KÂRİA SÛRESİالقارعة

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

الْقَارِعَةُ
1-) El kariatü;
El-Karia (o şiddetle çarpan olay; kıyamet tecellisi, ölümün tahakkuku) !.

مَا الْقَارِعَةُ
2-) Mel kariatü;
Nedir el-Karia?.

وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْقَارِعَةُ
3-) Ve ma edrake mel kariah;
El-Karia’yı sana bildiren nedir (el-Karia’nın ne olduğunu sana ne bildirir) ?.

يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَرَاشِ الْمَبْثُوثِ
4-) Yevme yekûnün Nasu kelferaşil mebsus;
O Gün insanlar, yayılmış (ateşe atılan) pervaneler gibi olur.

وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ الْمَنفُوشِ
5-) Ve tekûnül cibalü kelıhnil menfuş;
Dağlar didilip dağılmış renkli (boyanmış) yün gibi olur.

فَأَمَّا مَن ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ
6-) Feemma men sekulet mevaziynüh;
(İşte o gün) kimin mizanları/tartıları ağır basarsa (iman nuru, meleki nurlar, hakkani özellikler),

فَهُوَ فِي عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ
7-) Fe huve fiy ıyşetin radıyeh;
O, razı (olduğu) bir yaşayış içindedir.

وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ
8-) Ve emma men haffet mevaziynüh;
Amma kimin de mizanları (o şartlara) hafif kalırsa,

فَأُمُّهُ هَاوِيَةٌ
9-) Fe ümmühu haviyeh;
Onun anası, Haviye’ (içine yuvarlanılan derin çukur; en aşağı yaşam hali) dir.

وَمَا أَدْرَاكَ مَا هِيَهْ
10-) Ve ma edrake ma hiyeh;
Onun ne olduğunu sana bildiren nedir?.

نَارٌ حَامِيَةٌ
11-) Narun hamiyeh;
(O), kızışmış (yakıcılığı pik noktasına ulaşmış) bir ateş’tir.


102TEKÂSÜR SÛRESİالتكاثر

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

أَلْهَاكُمُ التَّكَاثُرُ
1-) Elhakümüt tekasürü;
Tekasür (çokluk, mal ve neseb itibarıyla çokluk övünüşü, çokluk kuruntusu; beşeri dünyanız; hayal) sizi aldadıp meşgul etti/oyaladı,

حَتَّى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَ
2-) Hatta zürtümülmekabir;
Hatta mezarlıkları ziyaret ettiniz.

كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ
3-) Kella sevfe ta'lemun;
Hayır!... Yakında (vefat) bileceksiniz.

ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ
4-) Sümme kella sevfe ta'lemun;
Sonra (yine) hayır, yakında bileceksiniz.

كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَقِينِ
5-) Kella lev ta'lemune ılmel yekıyn;
Hayır!.. Keşke ilmel yakıyn (olarak vefattan önce) bilseydiniz.

لَتَرَوُنَّ الْجَحِيمَ
6-) Le terevünnelcahıyme;
Andolsun, Cahıym (cehennem)’i mutlaka görürdünüz.

ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَقِينِ
7-) Sümme leteravünneha aynel yekıyn;
Sonra yemin olsun onu (cehennem’i) mutlaka aynel yakıyn göreceksiniz.

ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ
8-) Sümme le tüs'elünne yevmeizin anin naıym;
Sonra andolsun o gün Naiym (ni’met)’den elbette sorulacaksınız.


103ASR SÛRESİالعصر

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

وَالْعَصْرِ
1-) Vel asri;
Kasem ederim O Asr’a (An’a, zamana; Hz.Muhammedi s.a.v.in Asrına, velayet dönemine?) ki,

إِنَّ الْإِنسَانَ لَفِي خُسْرٍ
2-) İnnel İnsane le fiy husrin;
Muhakkak ki (beşeriyyetinden arınıp kendini tanımayan) insan, bir hüsran içindedir!.

إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ
3-) İllelleziyne amenu ve amilus salihati ve tevasav Bil Hakkı ve tevasav Bis Sabr;
Ancak (hakikatlarına) iman edip salih amel işleyenler (arınıp bunun gereği yaşamı ortaya koyanlar), birbirlerine (Bi-) Hakk’ı (Hakk olarak) tavsiye edenler ve birbirlerine (Bi-) Sabr’ı (sabır ile) tavsiye edenler müstesna!.


104HÜMEZE SÛRESİالهمزة

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

وَيْلٌ لِّكُلِّ هُمَزَةٍ لُّمَزَةٍ
1-) Veylün li külli hümezetin lümezeh;
Veyl olsun (vay haline) tüm hümeze (arkadan çekiştiren, arkadan göz kırpıp çokça alay eden) ve lümeze (ayıplayıp tahkir eden) güruhuna (büyüklük ve üstünlük taslayana) !.

الَّذِي جَمَعَ مَالاً وَعَدَّدَه

2-) Elleziy cemea malen ve addedeh;

O ki, bir mal topladı ve onu ta’dit etti (tekrar tekrar saydı).

يَحْسَبُ أَنَّ مَالَهُ أَخْلَدَهُ
3-) Yahsebü enne malehu ahledeh;
Sanır ki malı onu ebedi kalıcı (sabit) kılacak halde.

كَلَّا لَيُنبَذَنَّ فِي الْحُطَمَةِ
4-) Kella, leyünbezenne fiyl hutameti;
Hayır (iş sandığı gibi değil) !... Yemin olsun ki o Hutame’ye (mıcır makinası gibi kırıp ufaltana, sert şartlara) atılacaktır.

وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْحُطَمَةُ
5-) Ve ma edrake mel hutameh;
Hutame’yi sana bildiren nedir (Hutame’nin ne olduğunu sana ne bildirir) ?.

نَارُ اللَّهِ الْمُوقَدَةُ
6-) Narullahil mukadeh;
(O Hutame, fıtratından gelen bir şekilde) Allah’ın tutuşturulmuş Narı’dır!.

الَّتِي تَطَّلِعُ عَلَى الْأَفْئِدَةِ
7-) Elletiy tettaliu alel ef'ideh;
O ki çıkar (kaplayıp örter) FUADlar (kalbler) üzerine.

إِنَّهَا عَلَيْهِم مُّؤْصَدَةٌ
8-) İnneha aleyhim mu'sadeh;
Muhakkak ki o (Hutame) onların üzerine kapatılıp kilitlenmiştir (içinde ebedi mahpusturlar).

فِي عَمَدٍ مُّمَدَّدَةٍ
9-) Fiy amedin mümeddedeh;
Uzatılmış direkler içinde.


105FÎL SÛRESİالفيل

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ


BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM


أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصْحَابِ الْفِيلِ
1-) Elem tera keyfe feale Rabbüke Bi ashabil fiyl;
Görmedin mi Rabbin (B gerçeğince) nasıl yaptı, ashab-ı fil’e (Kabe’yi/Kalb’i harab etmeye kalkışan fil yaranına) ?.

أَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ فِي تَضْلِيلٍ
2-) Elem yec'al keydehüm fiy tadliyl;
Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?.

وَأَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْراً أَبَابِيلَ
3-) Ve ersele aleyhim tayren ebabiyl;
İrsal etti üzerlerine tayr’an ebabiyl’i (birbiri ardınca gelen grup grup kuşları; kuş görüntülü varlıkları; uçan çok kalabalık topluluğu; kuş gibi kanatları/kuvveleri ile uçup arza çakılı olmayanları).

تَرْمِيهِم بِحِجَارَةٍ مِّن سِجِّيلٍ

4-) Termiyhim Bi hıcaretin min sicciyl;

(Mermi gibi) atıyorlardı onlara, pişmiş/kurumuş çamurdan (etkili) (Bi-) taşlar.

فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَّأْكُولٍ
5-) Fecealehüm keasfin me'kûl;
Nihayet onları (böcek-kurt tarafından) yenmiş ekin yaprağı gibi kıldı.


 106KUREYŞ SÛRESİقريش

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

لِإِيلَافِ قُرَيْشٍ
1-) Li iylafi Kureyşin;
Kureyş’in (takarruş eden, kaynaşıp ülfet eden kavmin?) iylafı (alıştırıp ünsiyet ettirmesi, ülfet ettirip sevdirmesi) için (ashab-ı fil’i helak etti),

إِيلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَاء وَالصَّيْفِ
2-) İylafihim rıhleteş şitai vas sayf;
(Yani) kış ve yaz (Güneş’e göre tanımlama?) seferine iylafları için.

فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هَذَا الْبَيْتِ

3-) Felya'budu Rabbe hazelBeyt;

Artık bu Beyt’in Rabbine (muvahhid olarak) kulluk etsinler!.

الَّذِي أَطْعَمَهُم مِّن جُوعٍ وَآمَنَهُم مِّنْ خَوْفٍ
4-) Elleziy at'amehüm min cuın ve amenehüm min havf;
O ki, onları açlıktan doyurdu ve onları korkudan emin etti.

Not: Kureyş Sûresini ezberlemek ve namazda okumak isteyenler, 3. ve 4. ayeti bitişik olarak şöyle de okuyabilirler:

“Felya'budu Rabbe hazelBeytilleziy at'amehüm min cuın ve amenehüm min havf”


107MÂÛN SÛRESİالماعون

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

أَرَأَيْتَ الَّذِي يُكَذِّبُ بِالدِّينِ
1-) Eraeytelleziy yükezzibü Bid diyn;
Gördün mü Diyn (Sistem)’i (B gerçeğince) yalanlayan şol kimseyi?.

فَذَلِكَ الَّذِي يَدُعُّ الْيَتِيمَ
2-) Fezâlikelleziy yedu' (ğğ) ul yetiym;
İşte o, yetim’i azarlayıp iter-kakar,

وَلَا يَحُضُّ عَلَى طَعَامِ الْمِسْكِينِ
3-) Ve la yehuddu alâ taamil miskiyn;
Miskinleri (yoksulları) doyurmaya teşvik etmez (cimri, bencil).

فَوَيْلٌ لِّلْمُصَلِّينَ
4-) Feveylün lil musalliyn;
Veyl olsun (vay haline) o bilfiil namaz kılanlara ki,

    الَّذِينَ هُمْ عَن صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ   

5-) Elleziyne hüm an Salatihim sahun;
Onlar, salat (namaz) larından (Rablerinden, Hakkani realiteden; müşahadeden) gafillerdir.

الَّذِينَ هُمْ يُرَاؤُونَ
6-) Elleziyne hüm yuraun;
Onlar (tanrı merkezli dinlere mensub olanlar) mürailik (riya-gösteriş) yapanların ta kendileridirler.

وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ
7-) Ve yemneunel maun;
Ve Maun’u (faydalı olan şeyleri, Hak Diyn’in gereği taat ve inkiyadı?) da engellerler.


108KEVSER SÛRESİالكوثر

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ
1-) İnna a'taynakel Kevser;
Muhakkak ki biz verdik sana O Kevser’i (Kesret’te Tekliğin müşahadesini; en mazhar sensin) !.

فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ
2-) Fe salli li Rabbike venhar;
O halde Rabbin için (o Rabbani müşahadenin gerçekleşmesi için) bilfiil salat (Tam Namaz’ı) ifa et (Ettehiyyatu lillahi vasSALAVATU... diyerek teşehhüdü ifa etmek sana mümkündür) ve (tam fena’yı, tam yakınlığı sağlayan) kurbanı kes.

إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْأَبْتَرُ
3-) İnne şanieke hüvel'ebter;
Muhakkak ki sana buğzedip uzak duran (el-As b. Vail) var ya, asıl odur ebter (güdük, soyu kesik; Baka’dan mahrum).


109KÂFİRÛN SÛRESİالكافرون

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM
قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ
1-) Kul ya eyyühel kafirun;
De ki: “Ey kafirler (gerçeği reddedenler; ibadet gibi diyini işlerin maslahatından ve sistem’den perdeliler)!”.

لَا أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ
2-) La a'budu ma ta'budun;
“Sizin kulluk/ibadet ettiğinize (hayalinizde yarattıklarınıza) ben kulluk/ibadet etmem”,

وَلَا أَنتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ

3-) Ve la entüm abidune ma a'bud;

“Siz de benim kulluk/ibadet ettiğime (bizi yaratan Rabbimize) abidler değilsiniz”.

وَلَا أَنَا عَابِدٌ مَّا عَبَدتُّمْ
4-) Ve la ene abidün ma abedtüm;
“Sizin (fıtraten) ibadet/kulluk ettiklerinize ben abid değilim”.

وَلَا أَنتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ
5-) Ve la entüm abidune ma a'bud;
“Siz de benim (fıtraten) kulluk/ibadet ettiğime abidler değilsiniz”.

لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِيَ دِينِ
6-) Leküm diynüküm ve liye diyn;
“(Çünkü) sizin diyniniz size, benim diynim banadır”.


110NASR SÛRESİالنصر

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

إِذَا جَاء نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ
1-) İza cae nasrullahi velfeth;
Nasrullah (Allah nusreti) ve el-Feth (mutlak feth, ölüm) geldiğinde,

وَرَأَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجاً
2-) Ve raeytenNase yedhulune fiy diynillahi efvaca;
Ve fevc fevc Allah’ın Diyni’ne dahil oluyor oldukları halde insanları gördüğünde,

فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّاباً
3-) Fesebbıh BiHamdi Rabbike vestağfirHU, inneHU kâne Tevvaba;
Rabbinin Hamdi ile (B sırrıyla) tesbih (tenzih) et ve O’ndan mağfiret (örtmesini) dile... Muhakkak ki O, Tevvab’dır.


111TEBBET SÛRESİالمسد

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ
1-) Tebbet yeda ebiy lehebin ve tebbe;
Ebu Leheb’in iki eli kesilsin/ (Ebu Leheb) helak olsun... Ve helak oldu da.

مَا أَغْنَى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ
2-) Ma ağna’anhü malühu ve ma keseb;
Ne malı ve ne kazandığı ondan bir şeyi önlemedi (ona fayda vermedi).

سَيَصْلَى نَاراً ذَاتَ لَهَبٍ
3-) Seyasla naren zate leheb;
Alevli bir ateşe maruz kalacaktır (o).

وَامْرَأَتُهُ حَمَّالَةَ الْحَطَبِ
4-) Vemraetüh* hammaletel hatab;
Ve onun karısı da (o alevli ateşe maruz kalacaktır)... Odun hamalı olarak.

فِي جِيدِهَا حَبْلٌ مِّن مَّسَدٍ
5-) Fiy ciydiha hablün min mesed;
Boynunda hurma lifinden bir ip olduğu halde (bitmeyen azab).


112İHLÂS SÛRESİالاخل

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ
1-) Kul HUvAllahu Ehad;
De ki: “O (senin hakikatın olan) Allah EHAD (mutlak tek bir vücud)’dır (varlığın gayrından değil)!”.

اللَّهُ الصَّمَدُ
2-) Allahus Samed;
“(O) Allah SAMED (Tam, ihtiyaçsız... som, gayrına mutlak kapalı, yani gayrı yok... başlangıçsız-sonrasız daim, mutlak var)’dir”.

لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ
3-) Lem yelid ve lem yuled;
“(O) lem yelid (doğurmamış) ve lem yuled (doğurulmamış)’dir (çünkü EHAD-SAMED; gayrı-ikileyeni, ihtiyaçlılık sözkonusu olmayan)”.

وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُواً أَحَدٌ
4-) Ve lem yekün leHU küfüven ehad;
“Ve O’na hiçbir küfuv (denk, benzer) olmadı (tefekkür, ihata ve idrak edilemez?)”.


113FELAK SÛRESİالفلق

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ
1-) Kul e'uzü BiRabbil felak;
De ki: “Sığınırım (B sırrıyla) Felak’ın (karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran nurun) Rabbine”,

مِن شَرِّ مَا خَلَقَ
2-) Min şerri ma halak;
“Yarattığı halkının şerrinden”,

وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ
3-) Ve min şerri ğasikın iza vekab;
“Karanlığı çöküp kapattığında gecenin (beden; tabiat, duygusallık) şerrinden”,

وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ
4-) Ve min şerrin neffasati fiyl'ukad;
“Düğümlere (tükürür gibi) üfüren kadınların/nefslerin şerrinden”,

وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
5-) Ve min şerri hasidin iza hased;
“Ve hased ettiğinde hased edicinin şerrinden”.


114NÂS SÛRESİ    الناس

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ
1-) Kul e'uzü BirabbinNas;
De ki: “Sığınırım (B sırrıyla) Nas’ın Rabbine”,

مَلِكِ النَّاسِ
2-) Melikin Nas;
“(Yani) Nas’ın Meliki’ne”,

إِلَهِ النَّاسِ
3-) İlahin Nas;
“(Yani) Nas’ın İlahı’na”,

مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ
4-) Min şerril vesvasil hannas;
“el-Vesvas’il Hannas’ın (hannas vasıflı vesvas; sinip sinip geri dönen vesvese kuvvesi; geri bırakan, çok aldatıcı, tek işi vesvese olan, evham kaynağı’nın) şerrinden”,

الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ
5-) Elleziy yüvesvisü fiy sudurin Nas;
“O ki, insanların sadırlarında vesvese üretir”.

مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ
6-) Minel cinneti ven Nas;
“Cinlerden ve insanlardan (hem örtülü-görünmeyen ve hem de görünen nesnelerdendir o vesveseci; dolayısıyla onların da şerrinden)”.
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal