Sayfa: [1]
  Yazdır  
.



59. HAŞR SURESİ   الحشر

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

وَالَّذِينَ جَاؤُوا مِن بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلّاً لِّلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا إِنَّكَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ
25-) Velleziyne cau min ba'dihim yekulune Rabbenağfir lena ve liıhvaninelleziyne sebekuna Bil'iymani ve la tec'al fiy kulubina ğıllen lilleziyne amenu Rabbena inneKE Raufun Rahıym;
Onlardan (Ensar ve Muhacir’den?) sonra gelenler şöyle derler: “Rabbimiz!... Bizi ve (Bi-) iman ile (arınıp hakikatına dönmede) bizi öne geçmiş olan kardeşlerimizi mağfiret et, kalblerimizde iman etmiş olanlar için bir ğil (kin, sevgisizlik; ayrı-gayrıya sebep olan düşünceler-arzular) oluşturma... Rabbimiz!... Muhakkak ki sen Rauf’sun, Rahıym’sin”.

أَلَمْ تَر إِلَى الَّذِينَ نَافَقُوا يَقُولُونَ لِإِخْوَانِهِمُ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ لَئِنْ أُخْرِجْتُمْ لَنَخْرُجَنَّ مَعَكُمْ وَلَا نُطِيعُ فِيكُمْ أَحَداً أَبَداً وَإِن قُوتِلْتُمْ لَنَنصُرَنَّكُمْ وَاللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
11-) Elem tera ilelleziyne nafeku yekulune liıhvanihimulleziyne keferu min ehlilKitabi lein uhrictum lenahrucenne me'aküm ve la nutıy'u fiyküm ehaden ebeden, ve in kutiltüm lenensûrenneküm* vAllahu yeşhedu innehüm lekâzibun;
Görmedin mi o münafıklık edenleri (yahudi münafıkları) ki, ehl-i kitab’tan kafir olan (Rasûlullah’a ihanet eden Ben-i Nadir yahudisi) kardeşlerine: “Andolsun ki eğer siz (yurdunuzdan) çıkarılırsanız, elbette biz de sizinle birlikte çıkacağız... Sizin hakkınızda hiçbir kimseye ebediyyen itaat etmeyeceğiz... Eğer savaşılırsanız (sizinle savaşılırsa), mutlaka size yardım edeceğiz” derler... Allah şahidlik eder ki kesinlikle onlar yalancılardır.

لَئِنْ أُخْرِجُوا لَا يَخْرُجُونَ مَعَهُمْ وَلَئِن قُوتِلُوا لَا يَنصُرُونَهُمْ وَلَئِن نَّصَرُوهُمْ لَيُوَلُّنَّ الْأَدْبَارَ ثُمَّ لَا يُنصَرُونَ
12-) Lein uhricu la yahrucune me'ahüm* ve lein kutilu la yensurunehüm* ve lein nasaruhüm leyüvellunel'edbare, sümme la yunsarun;
Andolsun ki eğer onlar (yurtlarından) çıkarılsalar, onlarla birlikte çıkmazlar... Andolsun ki eğer onlar savaşılsalar, onlara yardım etmezler... Andolsun ki eğer onlara yardım etseler, mutlaka arkalarına dönüp kaçarlar... Sonra da yardım olunmazlar.

لَأَنتُمْ أَشَدُّ رَهْبَةً فِي صُدُورِهِم مِّنَ اللَّهِ ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَفْقَهُونَ
13-) Leentum eşeddu rehbeten fiy sudurihim minAllah* zâlike Biennehüm kavmun la yefkahun;
Muhakkak ki siz, onların sadrlarında (kalplerinde) korku itibarıyla Allah’dan daha şiddetlisiniz... Bu (nun B sırrınca sebebi şu), onların fıkhetmeyen (iyi anlamayan) bir kavim olmalarındandır.

لَا يُقَاتِلُونَكُمْ جَمِيعاً إِلَّا فِي قُرًى مُّحَصَّنَةٍ أَوْ مِن وَرَاء جُدُرٍ بَأْسُهُمْ بَيْنَهُمْ شَدِيدٌ تَحْسَبُهُمْ جَمِيعاً وَقُلُوبُهُمْ شَتَّى ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَعْقِلُونَ
14-) La yukatiluneküm cemiy'an illâ fiy kuren muhassanetin ev min verai cudur* be'suhüm beynehüm şediyd* tahsebuhüm cemiy'an ve kulubühüm şetta* zâlike Biennehüm kavmun la ya'kılun;
Onlar (Ben-i Kureyza, Ben-i Nadiyr yahudileri; hakikata samimi olmayan, diyn’in hakikatından perdeli ehl-i kitab?) sizinle toplu halde, ancak tahkim edilmiş (kale gibi çevrilmiş) karyeler (şehirler) de yahut duvarların arkasından savaşırlar... Onların kendi aralarındaki be’sleri (savaşları, problemleri, birbirlerine çıkardıkları sıkıntıları da) şiddetlidir... Kalbleri dağınık/ayrı ayrı olduğu halde onları toplu sanırsın... Bu (nun B sırrınca sebebi şu), onların akletmeyen bir kavim olmalarındandır.

كَمَثَلِ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ قَرِيباً ذَاقُوا وَبَالَ أَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
15-) Kemeselilleziyne min kablihim kariyben zâku vebale emrihim* ve lehüm 'azâbun eliym;
 (Bu yahudilerin meseli) kendilerinden yakın (zaman) önce (Bedir’de) işlerinin vebalini tatmış ve kendileri için (Ahiret’te de) elim bir azab olan kimselerin meseli gibidir.

كَمَثَلِ الشَّيْطَانِ إِذْ قَالَ لِلْإِنسَانِ اكْفُرْ فَلَمَّا كَفَرَ قَالَ إِنِّي بَرِيءٌ مِّنكَ إِنِّي أَخَافُ اللَّهَ رَبَّ الْعَالَمِينَ
16-) Kemeselişşeytani iz kale lil'İnsanikfur* felemma kefere kale inniy beriy'un minke inniy ehafullahe Rabbel'alemiyn;
(O hakikata samimi olmayan yahudi münafıkların ibretlik durumu) insana: “Küfret (Hakikatından gafil ol, esfele safiline düş)” dediği vakit şeytan’ın (vehmin) ibretlik durumu gibidir... (İnsan) küfrettiğinde (gerçeği reddedip hakikatından kilitlendiğinde), (şeytan): “Muhakkak ki ben senden beriyim/uzağım... Doğrusu ben Rabb’ül Alemiyn olan Allah’dan korkarım” dedi.

فَكَانَ عَاقِبَتَهُمَا أَنَّهُمَا فِي النَّارِ خَالِدَيْنِ فِيهَا وَذَلِكَ جَزَاء الظَّالِمِينَ
17-) Fekâne 'akıbetehüma ennehüma fiynnari halideyni fiyha* ve zâlike cezauzzalimiyn;
Bu yüzden ikisinin de akibeti, içinde ebedi kalıcılar olarak Nar’da kalmaları oldu... İşte bu zalimlerin cezasıdır.


يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنظُرْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ لِغَدٍ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
18-) Ya eyyuhelleziyne amenuttekullahe veltenzur nefsun ma kaddemet liğad* vettekullah* innAllahe Habiyrun Bima ta'melun;

Ey iman edenler!... Allah’dan ittika edin!... Bir nefs yarın (ölüm ötesi) için ne takdim ettiğine (önceden ne gönderdiğine) bir baksın... Allah’dan ittika edin... Muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan (B sırrınca) Habiyr’dir.

وَلَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ نَسُوا اللَّهَ فَأَنسَاهُمْ أَنفُسَهُمْ أُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ
19-) Ve la tekûnu kelleziyne nesullahe feensahüm enfusehüm* ülaike hümülfasikun;
Şu, Allah’ı (hakikatlarını) unuttular (hakikatlarına itaat ve uyumluluğu terkettiler) da Allah da bu yüzden onlara kendi nefslerini unutturduğu kimseler gibi olmayın... İşte onlar fasıkların ta kendileridir.

لَا يَسْتَوِي أَصْحَابُ النَّارِ وَأَصْحَابُ الْجَنَّةِ أَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمُ الْفَائِزُونَ
20-) La yesteviy ashabunnari ve ashabulcenneti, ashabulcenneti hümülfaizun;
Nar ashabı ile Cennet ashabı bir olmaz... Ashab-ı Cennet kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

لَوْ أَنزَلْنَا هَذَا الْقُرْآنَ عَلَى جَبَلٍ لَّرَأَيْتَهُ خَاشِعاً مُّتَصَدِّعاً مِّنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَتِلْكَ الْأَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
21-) Lev enzelna hazelKur'âne 'alâ cebelin leraeytehu haşi'an mutesaddi'an min haşyetillah* ve tilkel'emsalu nadribuha linNasi le'allehüm yetefekkerun;
Eğer şu Kur’an’ı (başı Sema’da, kökü yedi kat yerin dibinde olan) bir dağın üzerine (kaskatı bir şuur mazharına) inzal etseydik, elbette onu Allah haşyetinden (dolayı) huşu ederek, çatlayıp parça parça olduğu halde görürdün... İşte bu misalleri insanlara tefekkür etsinler diye darbediyoruz/veriyoruz.

هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ
22-) HuvAllahulleziy la ilahe illâ HU* 'Alimulğaybi veşşehadeti, HuverRahmanurRahıym;
O, kendinden gayrı ilah (vücud) olmayan Allah’tır... Ğayb ve şahadeti daimi bilendir (zira hepsi ilmindedir; O’na göre ğayb yok, vakıftır)... O, Rahman’dır (kemalatlarını izhar için herşeye vücud veren, rahmeti olarak var kılandır), Rahıym’dir (kemalatının önündeki manileri ortadan kaldıran, kendini tanıtan, manevi rahmet sahibidir).

هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ
23-) HuvAllahulleziy la ilahe illâ HU* el Melik’ül Kuddûs’üs Selâm’ul Mu'min’ul Müheymin’ul Aziyz’ul Cebbar’ul Mütekebbir* SubhanAllahi 'amma yüşrikûn;
O, kendinden gayrı ilah (vücud) olmayan Allah’tır...Melik’dir (cümle yaratıkların mutasarrıfı, mutlak hükümran, tam kayıtsız), Kuddus’dur (yaratılmışlığa ve kevne ait nitelenmelerden, sınırlılıktan mukaddes), Selam’dır (yaratılmışlara selamet ihsan eden, yakiyn halini oluşturan, mü’minlere ‘İSLAM’ın hazmını veren), Mu’min’dir (iman nurunun kaynağı, böylece emin makamı oluşturan; gayb’ın sırlarına açık idrakı meydana getiren), Muheymin’dir (gözetip himaye eden, yüceliği ile kendinden geçiren), Aziyz’dir (Mutlak galip), Cebbar’dır (iradesini zorunlu olarak kabul ettiren), Mütekebbir’dir (Şanına uygun kibriya sahibidir; O’nun büyüklüğünü hiç kimse aşamaz, herşey acz ile malul’dur, gafletin sonu yoktur)... (Ki) Allah, onların ortak koştuklarından Subhan’dır!.

هُوَ اللَّهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْأَسْمَاء الْحُسْنَى يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
24-) HuvAllahul Halik’ul Bâri’ül Musavviru leHUl' Esma’ül Hüsna* yüsebbihu leHU ma fiysSemavati vel’Ardı, Ve HUvel'Aziyz’ul Hakiym;
O, Halık (mutlak yaratan, takdir eden), Bari (her yarattığını, zaman ve özellik olarak yekdiğerine uygun izhar eden-tafsile getiren), Musavvir ( (sonsuz manalarını şekillendiren; yarattıklarının hepsini ayrı bir sûretle meydana getiren) olan Allah’dır; Esma’ül Hüsna O’nundur... Semavat’ta ve Arz’da ne varsa O’nu tesbih ediyor; O ise Aziyz’dir, Hakiym’dir.

60.  MÜMTEHİNE SÛRESİ   الممتحنة

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا عَدُوِّي وَعَدُوَّكُمْ أَوْلِيَاء تُلْقُونَ إِلَيْهِم بِالْمَوَدَّةِ وَقَدْ كَفَرُوا بِمَا جَاءكُم مِّنَ الْحَقِّ يُخْرِجُونَ الرَّسُولَ وَإِيَّاكُمْ أَن تُؤْمِنُوا بِاللَّهِ رَبِّكُمْ إِن كُنتُمْ خَرَجْتُمْ جِهَاداً فِي سَبِيلِي وَابْتِغَاء مَرْضَاتِي تُسِرُّونَ إِلَيْهِم بِالْمَوَدَّةِ وَأَنَا أَعْلَمُ بِمَا أَخْفَيْتُمْ وَمَا أَعْلَنتُمْ وَمَن يَفْعَلْهُ مِنكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَاء السَّبِيلِ
1-) Ya eyyuhelleziyne amenu la tettehızu 'aduvviy ve 'aduvveküm evliyae tulkune ileyhim Bilmeveddeti ve kad keferu Bima caeküm minelHakkı yuhricunerRasûle ve iyyaküm en tu'minu Billahi Rabbiküm* in küntüm harectum cihaden fiy sebiyliy vebtiğae merdatiy tusirrune ileyhim Bilmeveddeti, ve ene a'lemu Bima ahfeytum ve ma a'lentum* ve men yef'alhu minküm fekad dalle sevaessebiyl;
Ey iman edenler!... Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları (müşrikleri, gadab edilmişleri) veliler edinmeyin... Onlar, Hakk’dan size gelmiş olanı (B sırrınca) küfr (inkar, red) ettikleri, Rabbiniz (hakikatınız) olan Allah’a (B sırrıyla) iman ettiğiniz için Rasûl’ü (Rasûlullah’ı) ve sizi (yurdunuzdan) çıkardıkları halde, siz onlara (Bi-) mevedde (sevgi) ilka ediyorsunuz (görünüşte dolaylı da olsa işlerini takviye ve teşvik ediyorsunuz)... Eğer yolumda cihad etmek ve rızamı taleb etmek/kazanmak için çıkmış iseniz (onları dost edinmeyin);halbu ki onlara (içinizden) (Bi-) mevedde (sevgi) gizliyorsunuz... (Oysa) ben gizlediğinizi de açıkladığınızı da (B sırrınca) bilirim... Sizden kim bunu yaparsa, yolun denge noktasından (sırat-ı müstakıym’den) gerçekten sapmıştır.

إِن يَثْقَفُوكُمْ يَكُونُوا لَكُمْ أَعْدَاء وَيَبْسُطُوا إِلَيْكُمْ أَيْدِيَهُمْ وَأَلْسِنَتَهُم بِالسُّوءِ وَوَدُّوا لَوْ تَكْفُرُونَ
2-) İn yeskafuküm yekûnu leküm a'daen ve yebsutu ileyküm eydiyehüm ve elsinetehüm Bissui ve veddu lev tekfurun;
Eğer onlar sizi yakalar/ele geçirirlerse, sizin için düşmanlar olurlar (Hakk’dan döndürmeye zorlarlar)... Ellerini ve dillerini size (Bi-) kötülükle bast ederler (uzatırlar) ve kafir olmanızı (gerçeği reddetmenizi) şiddetle arzu ederler.

لَن تَنفَعَكُمْ أَرْحَامُكُمْ وَلَا أَوْلَادُكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَفْصِلُ بَيْنَكُمْ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
3-) Len tenfe'aküm erhamuküm ve la evladuküm yevmelkıyameti yafsılu beyneküm* vAllahu Bima ta'melune Basıyr;
Ne Erhamınız (akrabalarınız) ne de evladınız (gibi fani nisbetler ve Allah için olmayan onların dostluğu) size asla fayda sağlamaz... Kıyamet günü (Allah) aranızı ayırır... Allah yaptıklarınızı (B sırrınca) Basıyr’dir.

قَدْ كَانَتْ لَكُمْ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ فِي إِبْرَاهِيمَ وَالَّذِينَ مَعَهُ إِذْ قَالُوا لِقَوْمِهِمْ إِنَّا بُرَاء مِنكُمْ وَمِمَّا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ كَفَرْنَا بِكُمْ وَبَدَا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةُ وَالْبَغْضَاء أَبَداً حَتَّى تُؤْمِنُوا بِاللَّهِ وَحْدَهُ إِلَّا قَوْلَ إِبْرَاهِيمَ لِأَبِيهِ لَأَسْتَغْفِرَنَّ لَكَ وَمَا أَمْلِكُ لَكَ مِنَ اللَّهِ مِن شَيْءٍ رَّبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَإِلَيْكَ أَنَبْنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
4-) Kad kânet leküm usvetun hasenetun fiy İbrahiyme velleziyne me'ahu, iz kalu likavmihim inna bureau minküm ve mimma ta'budune min dunillahi keferna Biküm ve beda beynena ve beynekümül'adavetü velbağdau ebeden hatta tu’minu Billahi vahdeHU illâ kavle İbrahiyme liebiyhi leestağfirenne leke ve ma emlikü leke minAllahi min şey'* Rabbena 'aleyke tevekkelna ve ileyke enebna veileykelmasıyr;
İbrahiym’de ve Onunla beraber olan kimselerde sizin (tevhid ehli) için gerçekten üsve-i hasene (güzel bir örnek) vardır... Hani onlar kavimlerine dediler ki: “Muhakkak ki biz sizden de, Allah’ın gayrından kulluk yaptıklarınızdan da uzağız... Sizi (B sırrınca) küfr ettik (örttük; inkar-red ettik)... Bizimle sizin aramızda, siz Allah’a O’nun tekliği ile (B sırrınca) iman edinceye kadar, ebediyyen düşmanlık ve buğz başlamıştır”... Ancak İbrahiym’in babasına: “Mutlaka senin için mağfiret dileyeceğim; ama senin için (dua edip istemekten başka) Allah’dan bir şeye malik değilim” sözü hariç... (İbrahiym ve Onunla beraber olanlar): “Rabbimiz, sana tevekkül ettik, sana yöneldik (rücu’ ettik) ve dönüş (ümüz) sanadır” (dediler).


رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا وَاغْفِرْ لَنَا رَبَّنَا إِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
5-) Rabbena lâ tec'alna fitneten lilleziyne keferu vağfir lena Rabbena* inneKE ENTEl'Aziyzül Hakiym;

“Rabbimiz!... Kafir olanlar için bizi bir fitne kılma... Bizi mağfiret et Rabbimiz!... Muhakkak ki sen Aziyz’sin, Hakiym’sin”.

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِيهِمْ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَمَن يَتَوَلَّ فَإِنَّ اللَّهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ
6-) Lekad kâne leküm fiyhim üsvetun hasenetün limen kâne yercullahe velyevmel'ahır* ve men yetevelle feinnAllahe HuvelĞaniyyulHamiyd;
Andolsun ki onlarda (İbrahiym ve ashabında) sizin için, Allah’ı ve Ahir Günü umanlar için üsve-i hasene (güzel bir örnek) vardır... Kim (Allah’dan) yüz çevirirse, muhakkak ki Allah Ğaniyy’dir, Hamiyd’dır.

عَسَى اللَّهُ أَن يَجْعَلَ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَ الَّذِينَ عَادَيْتُم مِّنْهُم مَّوَدَّةً وَاللَّهُ قَدِيرٌ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
7-) 'AsAllahu en yec'ale beyneküm ve beynelleziyne 'adeytum minhüm meveddeten, vAllahu Kadiyr* vAllahu Ğafurun Rahıym;
Umulur ki Allah sizinle, onlardan düşman olduklarınız arasında bir mevedde (sevgi) oluşturur (onlara tevhidi hidayet eder)... Allah Kadiyr’dir... Allah Ğafur’dur, Rahıym’dir.

لَا يَنْهَاكُمُ اللَّهُ عَنِ الَّذِينَ لَمْ يُقَاتِلُوكُمْ فِي الدِّينِ وَلَمْ يُخْرِجُوكُم مِّن دِيَارِكُمْ أَن تَبَرُّوهُمْ وَتُقْسِطُوا إِلَيْهِمْ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُقْسِطِينَ
8-) La yenhakümullahu 'anilleziyne lem yukatiluküm fiyddiyni ve lem yuhricuküm min diyariküm en teberruhüm ve tuksitu ileyhim* innAllahe yuhıbbulmuksitıyn;
Diyn’de sizinle savaşmamış ve sizi yurtlarınızdan çıkarmamış kimselere iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan Allah sizi nehyetmez... Muhakkak ki Allah muksitleri (uluhiyyet hükümlerine göre muamele edenleri) sever.

إِنَّمَا يَنْهَاكُمُ اللَّهُ عَنِ الَّذِينَ قَاتَلُوكُمْ فِي الدِّينِ وَأَخْرَجُوكُم مِّن دِيَارِكُمْ وَظَاهَرُوا عَلَى إِخْرَاجِكُمْ أَن تَوَلَّوْهُمْ وَمَن يَتَوَلَّهُمْ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
9-) İnnema yenhakümullahu 'anilleziyne katelukum fiyddiyni ve ahrecuküm min diyariküm ve zaheru 'alâ ıhraciküm en tevellevhüm* ve men yetevellehüm feülaike hümüzzalimun;
Allah ancak, Diyn’de sizinle savaşmış, sizi yurtlarınızdan çıkarmış ve sizin ihracınız üzerine (sizi çıkaranlara) yardım edip destek olmuş kimseleri dost edinmenizi size nehyeder... Kim onları veli edinir/sevişir/yardım ederse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا جَاءكُمُ الْمُؤْمِنَاتُ مُهَاجِرَاتٍ فَامْتَحِنُوهُنَّ اللَّهُ أَعْلَمُ بِإِيمَانِهِنَّ فَإِنْ عَلِمْتُمُوهُنَّ مُؤْمِنَاتٍ فَلَا تَرْجِعُوهُنَّ إِلَى الْكُفَّارِ لَا هُنَّ حِلٌّ لَّهُمْ وَلَا هُمْ يَحِلُّونَ لَهُنَّ وَآتُوهُم مَّا أَنفَقُوا وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ أَن تَنكِحُوهُنَّ إِذَا آتَيْتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ وَلَا تُمْسِكُوا بِعِصَمِ الْكَوَافِرِ وَاسْأَلُوا مَا أَنفَقْتُمْ وَلْيَسْأَلُوا مَا أَنفَقُوا ذَلِكُمْ حُكْمُ اللَّهِ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
10-) Ya eyyuhelleziyne amenu iza caekümül mu’minatu muhaciratin femtehınuhünne, Allahu a'lemu Bi iymanihinn* fein 'alimtumuhünne mu’minatin fela terci'uhünne ilelküffari la hünne hıllun lehüm ve la hüm yehıllune lehunn* ve atuhüm ma enfeku* ve la cunaha 'aleyküm en tenkıhuhünne iza ateytümuhünne ucurehunn* ve la tumsikû Bi'ısamilkevafiri ves'elu ma enfaktum velyes elu ma enfeku* zâliküm hukmullahi yahkumu beyneküm* vAllahu Aliymun Hakiym;
Ey iman edenler!... Mü’min kadınlar hicret ediciler olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin (size niçin geldiklerini sorun)... Allah onların imanlarını (B sırrınca) daha iyi bilir... Eğer onları mü’min kadınlar bilirseniz (iman ettikleri için geldiklerini anlarsanız), onları küffara (kafirlere) geri döndürmeyin... Ne bunlar (mü’min kadınlar) onlara (küffara) helaldir, ne de onlar bunlara helal olurlar... Onlara (küffara) infak ettiklerini (mehirlerini) verin... Onların (bu kadınların) ecirlerini (mehirlerini) kendilerine verdiğiniz vakit onları nikahlamanızda sizin üzerinize bir cünah (günah) yoktur... Kafir kadınların (Bi-) ismetlerini (nikahlarını, akidlerini, iffetlerini) tutmayın (salı verin onları)... Siz (kafirlere dönmeyi tercih eden kadınlar için) harcadıklarınızı isteyin, onlar da (kafirler de sizi tercih eden mü’min kadınlar için) harcadıklarını istesinler... Bu size Allah’ın hükmüdür... (İşte O) aranızda hükmediyor... Allah Aliym’dir, Hakiym’dir.

وَإِن فَاتَكُمْ شَيْءٌ مِّنْ أَزْوَاجِكُمْ إِلَى الْكُفَّارِ فَعَاقَبْتُمْ فَآتُوا الَّذِينَ ذَهَبَتْ أَزْوَاجُهُم مِّثْلَ مَا أَنفَقُوا وَاتَّقُوا اللَّهَ الَّذِي أَنتُم بِهِ مُؤْمِنُونَ
11-) Ve in fateküm şey'ün min ezvaciküm ilelküffari fe'akabtum featulleziyne zehebet ezvacuhüm misle ma enfeku* vettekullahelleziy entüm Bihi mu’minun;
Eğer eşlerinizden küffara bir şey fevt eder (eşlerinizden elinizden çıkan olur) de (sonra siz) muakıb olursanız (fırsat size geçer; onların eşlerinden size kaçan olur ya da ganimet olarak size kalırlarsa), eşleri gitmiş olanlara harcadıklarının (mehirlerinin) mislini veriniz... O Allah’dan ittika edin ki siz O’na (B sırrınca) mü’minlersiniz.


يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِذَا جَاءكَ الْمُؤْمِنَاتُ يُبَايِعْنَكَ عَلَى أَن لَّا يُشْرِكْنَ بِاللَّهِ شَيْئاً وَلَا يَسْرِقْنَ وَلَا يَزْنِينَ وَلَا يَقْتُلْنَ أَوْلَادَهُنَّ وَلَا يَأْتِينَ بِبُهْتَانٍ يَفْتَرِينَهُ بَيْنَ أَيْدِيهِنَّ وَأَرْجُلِهِنَّ وَلَا يَعْصِينَكَ فِي مَعْرُوفٍ فَبَايِعْهُنَّ وَاسْتَغْفِرْ لَهُنَّ اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
12-) Ya eyyühenNebîyyu iza caekelmu’minatu yubayı'neke alâ en la yüşrikne Billahi şey'en ve la yesrıkne ve la yezniyne ve la yaktulne evladehünne ve la ye'tiyne Bibuhtanin yefteriynehu beyne eydiyhinne ve erculihinne ve la ya'sıyneke fiy ma'rufin febayı'hünne vestağfir lehunnAllah* innAllahe Ğafurun Rahıym;

Ey O Nebî (HatemünNebî) !... Mü’min kadınlar: “Allah’a (B gerçeğince) hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık yapmamaları, zina etmemeleri, çocuklarını katletmemeleri, elleri ve ayakları arasında bir (Bi-) buhtan uydurup getirmemeleri (yüklendikleri çocuklarının nesebini saptırmamaları) ve hiçbir ma’ruf’ta (getirdiğin diyn-sünnetullah hükümlerinde; fıtrata göre iyi işlerde; onlara emrettiklerinde ve nehyettiklerinde) sana ısyan etmemeleri” üzerine sana bey’atlaşmaya geldiklerinde, onlarla bey’atlaş ve onlar için Allah’dan mağfiret dile... Muhakkak ki Allah Ğafur’dur, Rahıym’dir.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَوَلَّوْا قَوْماً غَضِبَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ قَدْ يَئِسُوا مِنَ الْآخِرَةِ كَمَا يَئِسَ الْكُفَّارُ مِنْ أَصْحَابِ الْقُبُورِ
13-) Ya eyyuhelleziyne amenu la tetevellev kavmen ğadıbAllahu 'aleyhim kad yesiu minel'ahıreti kema yeiselküffaru min ashabilkubur;
Ey iman edenler!... Allah’ın kendilerine gadab ettiği, küffarın (gerçeği reddedenlerin) ashab-ı kubur (kabir halkı)’dan/ (ya da ashab-ı kubur’dan olan kafirlerin) ümit kestikleri gibi Ahiret’ten ümit kesmiş bir kavmi dost edinmeyin!.

61.  SAFF SÛRESİ   الصف

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
1-) Sebbeha Lillahi ma fiysSemavati ve ma fiyl'Ard* ve HUvel'AziyzülHakiym;
Semavat’ta ne var ve Arz’da ne varsa (Esmasıyla onları açığa çıkaran, varlıklarında gayrı olmayan) Allah’ı tesbih etmiştir... O Aziyz’dir, Hakiym’dir.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ
2-) Ya eyyuhelleziyne amenu lime tekulune ma la tef'alun;
Ey iman edenler!... Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz (iman etmekten maksat, arınmaktır) ?.

كَبُرَ مَقْتاً عِندَ اللَّهِ أَن تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ
3-) Kebure makten 'ındAllahi en tekulu ma la tef'alun;
Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah indinde şiddetli gadab itibarıyla büyük (bir günah; kebair, şirk) olmuştur.

إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِهِ صَفّاً كَأَنَّهُم بُنيَانٌ مَّرْصُوصٌ
4-) İnnAllahe yuhıbbulleziyne yukatilune fiy sebiliHİ saffen keennehüm bünyanun mersusun;
Muhakkak ki Allah, kendi yolunda marsus (biribirine kurşun ile kaynatılmış tek vücud) bir bina gibi, saf bağlayarak savaşan kimseleri sever.

وَإِذْ قَالَ مُوسَى لِقَوْمِهِ يَا قَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَنِي وَقَد تَّعْلَمُونَ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُمْ فَلَمَّا زَاغُوا أَزَاغَ اللَّهُ قُلُوبَهُمْ وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ
5-) Ve iz kale Musa likavmihi ya kavmi lime tu'zuneniy ve kad ta'lemune enniy Rasûlullahi ileyküm* felemma zağu ezağAllahu kulubehüm* vAllahu la yehdilkavmel fasikıyn;
Hani Musa kavmine dedi ki: “Ey kavmim!...Muhakkak ki benim size Allah Rasûlü olduğumu bildiğiniz halde niçin bana eziyyet ediyorsunuz?”...Onlar (Hakk’dan) inhiraf ettiklerinde, Allah onların kalblerini (Hakk’dan, diyn’den) döndürdü (gerçeği algılayamazlar artık)... Allah fasıklar kavmine hidayet etmez.

وَإِذْ قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ إِنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُم مُّصَدِّقاً لِّمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرَاةِ وَمُبَشِّراً بِرَسُولٍ يَأْتِي مِن بَعْدِي اسْمُهُ أَحْمَدُ فَلَمَّا جَاءهُم بِالْبَيِّنَاتِ قَالُوا هَذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ
6-) Ve iz kale 'Iysebnu Meryeme ya beniy israiyle inniy Rasûlullahi ileyküm musaddikan lima beyne yedeyye minetTevrati ve mübeşşiren BiRasûlin ye'tiy min ba'dismuhu Ahmed* felemma caehüm Bilbeyyinati kalu hazâ sıhrun mübiyn;
Hani MeryemOğlu İsa dedi ki: “Ey İsrailOğulları!... Muhakkak ki ben size Allah Rasûlü’yüm!... Tevrat’tan önümde olan için bir tasdikleyici ve benden sonra gelecek, ismi Ahmed olan bir (Bi-) Rasûlü müjdeleyici olarak (irsal olundum)”... Onlara (Bi-) beyyineler (apaçık kanıtlar, mucizeler) ile geldiğinde: “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.

Not: Bu konuda bazı hadis-i şerifler:

“Tevrat’taki ismim <Ahyed> (alıp götüren, uzaklaştıran) dir; çünkü ben ümmetimi ateşten alıp uzaklaştırırım... Zebur’daki ismim <elMahiy> (silen) dir; çünkü Allah benimle putlara kulluk yapanları sildi... İnciyl’deki ismim <Ahmed> (en Hamd eden; Zat’ın kemaline en mazhar) dir... Kur’an’daki ismim <Muhammed> (ardı arkasına çok Hamd edilen) dir; çünkü ben Sema ve Arz ehli arasında MAHMUDum (Hamd edilenim)”.

“Benim beş ismim vardır: Ben Muhammed’im ve Ahmed’im... Ben, Allah’ın benimle küfrü sildiği elMahıy’im... Ben insanların ayaklarımın üzerinde haşrolunacağı Haşir’im... Ve ben elAkıb (kendisinden sonra Nebî gelmeyecek olan)’im”.

Musa a.s.a Rabbi: “Bu Ahmed’in ümmetidir” dediği vakit, (Musa): “Allahım, beni Ahmed’in ümmetinden kıl” diyerek Hz.Rasûlullah’ı bu isimle zikretmiştir...

وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَى عَلَى اللَّهِ الْكَذِبَ وَهُوَ يُدْعَى إِلَى الْإِسْلَامِ وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ
7-) Ve men azlenu mimmeniftera 'alellahilkezibe ve huve yud'a ilel'İslam* vAllahu la yehdilkavmezzalimiyn;
İslam’a (Allah’a teslimiyete, hanif tabanlı fıtrat diynine) da’vet olunduğu halde, Allah üzerine yalan uydurandan (O’nun gayrı vücud isbat edenden) daha zalim kimdir?... Allah zalimler kavmine hidayet etmez.
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal